Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

 
Reply to this topicStart new topic
> KELEBEK / Henri Charriere, Bir Kitap Bin Yaşam
reyhansur
mesaj 23 06 2012 - 16:52
İleti #1


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 84
Katılım: 23 12 04
Üye No: 1,049



Kaç yıl bakıştık bilemiyorum. Üzerindeki börtü böceklerlebir Kelebek duruyordu karşımdakarmakarışık görüntüsüyle. Göz göze gelsek de ara sıra, hemen kaçırıyordumkorkulu bakışlarımı üzerinden…

Çocuk ruhumun ergenliğe geçiş döneminde yaşadığım varsanılarınolumsuz yansımasıydı belki beni rahatsız eden bu görüntüler…

sürüngenler dolaşıyor yine

yerlerde

ağaçlarda

taşlarda

koridorlarda

gözlerimin önünde

duvarlar üzerinde

iyi de

gerçekten var mı duvarlar

bilinçaltım mı eşiniyor yoksa düşünceler içinde

yeni sürgünler üstünde zıplıyor çekirgeler

ve geliyorlar yığın yığın

üzerime üzerime

bu bir işkence!.. (rs)



Genç kız oldum evlendim, çocuklarım oldu… Onlarıbüyütürken en mutlu günlerimden birinde çıktı karşıma bu kitap yeniden. Vebenim maceracı ruhum, Charriere’nin inanılması güç serüvenleri içinde buluverdikendini… Ve çıkamadım içinden.

Kelebek, Fransa'nın Sicilya’sı sayılan ve suçlularıylameşhur olan Marsilya'da, ufak işler çeviren bir Marsilya sakinidir. Fakat birgün bir düşmanı tarafından üzerine atılan cinayet suçlaması nedeniyle kurulanmahkeme tarafından ömür boyu hapse mahkum edilir.

Zamanın en acımasız ve zalim hapishanesi olan veFransa'nın azılı suçluları için uygungörülen Fransız Guyanası’na yani Kürek Cehennemi'ne gönderilen Kelebek, daha ilk günden itibaren buradankaçmanın hesaplarını yapmaya başlar ve tüm planlarını buna göre ayarlar. İlkaylarından birinde iki mahkum arkadaşıyla beraber bir tekne ayarlayarakkaçarlar, fakat teknelerinin çok eski olmasından dolayı bölgeden uzaklaşamadancüzamlı mahkumların yaşadığı, diğer bir hapishane adasına sığınırlar. Burasıdiğeri kadar korkunç değildir ve Kelebek burada cüzamlıların yardımlarından vedavranışlarından çok etkilenir. Daha sonra büyük zorlukları yenerek kaçmayıbaşarırlar, fakat Kolombiya'da tekrar yakalanırlar ve Güney Amerika'da ekvatora yakın birkonumda yer alan ve Fransa'nın "deniz aşırı ili" olan FransızGuyanası'na iade edilirler.

Fransız Guyanası’ndaki Salut Adalarının en büyüğü Royele Adası, dışarıyla bağlantısı kesilen hücremahkumlarının konulduğu Saint-Joseph Adası ve en küçüğü etrafı siyah kayalıklarlaçevrili olan Şeytan Adası’dır. Buraya “Kürek Cehennemi” de denmiştir.

Müebbet kürek cezasına çarptırılan Henri Charriere, gönderildiğiŞeytan Adasındaki hücresinde akrepler, zehirli örümcekler, diğer zehirlitropikal hayvanlarla yaşamayı da öğrenir. Sözü geçen kürek cehennemi; FransızHükümdarı Napoleon tarafından "suçlulara ancak onlardan daha kötü insanlarnezaret edebilir" mantığıyla kurulmuş bir yerdir…

Şeytan Adası’na kayıklarla gelmeye çalışan Kızılderililer, ters akıntı yüzünden her defasındabaşarısızlığa uğramışlar. Şeytan tarafından, buralara girilmesine izin verilmediği topraklardansaymışlar ve Şeytan Adası ismini de Kızılderililer koymuşlardır.
Fransız Guyanası'na yollanan suçlularıngidebileceği en kötü ve en uç yerdir.

1931- 1942 yılları arasını acımasız ve zalim kürekcehenneminden kaçma planları kurarak ve yaşar ve yaşadığı olayları küçükkağıtlara not alır. Sonradan bu notlarını hayal gücüyle harmanlayarak yazıyadöker ve okuyucuyu da eserindeki olayların içine çeker Henri Charriere. Güçlügözlemleri ve güçlü kaleme sahip olan Kelebek burada savcının ve hakimin komplekslerinimesleklerine yansıtmalarını, böylece diğer insanların hayatını nasıl yok edebildiğini gözler önüne sermiştir.Yaşadıklarını anlatırken özgürlük tutkusunu iliklerine dek hissettirmiştir okuyucuya…

Kullandığı dili ve kitapta yer alan olağanüstü betimlemeleriylegönlümüzde taht kuran yazar hücre yaşamının olanca olumsuzluklarına karşıgösterdiği direnci de aşılıyor insana… Hücredeki sessizliğin oluşturduğubunalımı için Çin İşkencesinden söz etmiş ve “ Çinliler kafayadamlatılan suyu bulmuşlar, Fransızlarsa sessizliği” demiştir. Sessizliğin de bir çeşitişkence olduğunun bilinciyle…



Kitabın bende bıraktığı izlerden ilk üçünü belirtmeliyim:

Hücrede börtü böceklerle geçirilen günler…

Dalga boylarını ve zamanı ayarlayabilmek için kayalıklardageçirilen zamanlardaki müthiş plan hesapları…Arkadaşıyla birlikte yaptıkları hindistancevizlerinden oluşan sal ve busalla da Şeytan Adası'ndan kaçışları…

Anakara’ya ulaşmayı başardıklarında da, arkadaşınınkıyıya yakın bir yerde, bir bataklığa gömülürken hissettiği duygularınıduyumsayabilmek…



İradeyi yitirmeme, kendinegüven, inanç, macera, sabır… İnsan için gerekli şeyler diye düşünüyorum…

Kelebek Romanı, bir insan için; istediği şey ne olursaolsun bu yolda çaba verdiğinde bunu mutlaka başarabileceğine dair iyi bir örnek olarak gösterilebilir.

Eserde, mahkumların ve cezaevi yöneticilerinin tümününadları değiştirilerek yazılmış. Kitap birtakım tipleri ve dünyalarını ortayakoymayı amaçlamış. Belirtilen tarihler ise, olayın geçtiği çağı iyi kötübelirtmeye yaramış.



Henri Charriere


16 Kasım 1906'da Fransa'nın Ardeche şehrinde doğmuştur. On yaşındayken annesinikaybetmiş, çocukluğunu iki kızkardeşiyle birlikte öğretmen olan babasının yanında geçirmiştir. 1923 yılında17 yaşındayken Fransız Deniz Kuvvetleri'ne yazılmış, burada bir süreçalışmıştır. Buradan ayrıldıktan sonra Paris'te suç örgütlerine katılmış,yasadışı işler yapmaya başlamıştır. 1931 yılında hiç işlemediği bir suçtanmüebbet kürek mahkumu olmuş ve 13 yıllık kaçış mücadelelerinden sonra özgürlüğünekavuşmuştur. Daha sonra Venezuela vatandaşı olmuş, orada evlenmiş ve bir kızçocuğu babası olmuştur. Tüm mahkumluk hikayesini kendi lakabını taşıyan"Kelebek" adlı kitapta anlatmıştır.

Özgürlüğüne kavuştuktan sonraki yaşam öyküsünü ise “Banko” adlı eserinde kaleme almıştır.

29 Temmuz 1973'te 67 yaşında gırtlak kanserinden ölmüştür.



not:

Fransızlar bu Adaları 1950'lere kadar azılı katiller vepolitik tutuklular için kullanmışlar. Şimdi ise Fransa'nın bilim araştırmakurumu olan CNES'e bırakılmış.



Kitaptan alıntı:

Çok genç yaşında tutkunu olduğu idealleri ve gelecek arzusu onu‘insanca bir felsefe’ ve ‘üstün bir uygarlık’la tanıştırdı: Modern sisteminkokuşmuş yolları yerine Kızılderililer’in cüzamlıların okuma yazmabilmeyen yoksul balıkçıların gerçek uygarlığıyla .

Bir iki üç dört beş;bir iki üç dört beş.

Ardıardına sıralanan bu rakamlar aslında bir hücrenin uzunluğu: Bir uçtan bir ucabeş adım.

Tümyaşamın göz önünden geçtiği beş adım. Hayallerle ve tutkularla atılan beş adım.Yargıçlara mahkemeye ve insan kazanmak yerine kaybetmeye dayalı yargı sistemine atılan beşadım.

Modernolarak nitelenen ülkelere atılan beş adım. Tüm duyguları iğdiş eden her türlükorkuyu insanın içine salan beş adım. Özgürlüğe ve geleceğe atılan beş adım.

Kelebekbir özgürlük mücadelesi...







Go to the top of the page
 
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 17 10 19 - 10:36