Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

2 Sayfa V   1 2 >  
Reply to this topicStart new topic
> Nuri Can, sınırsız umut-luk...
bun çağrıştar
mesaj 21 10 2005 - 17:52
İleti #1


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 3,805
Katılım: 12 12 04
Nereden: uzak...
Üye No: 1,031



1950 tarihinde Erzincan’ın haritalarda yeri olmayan küçük dağ köyü Caferli'de dünyaya gelen Nuri Can,
Munzur´un eşsiz güzellikteki yaylalarında büyümüş, 1965 yılında İstanbul’a, 1967'de ise Hollanda’ya gidip yerleşmiştir.
Hollanda da yaşadığı süre içerisinde, çocukluğundan beri ilgi duyduğu müzik, şiir, tiyatro öykü ve daha çok resimle uğraşmış, bu güne değin afiş, resim, öykü ve şiir çalışmalarıyla uluslararası bir çok ödül almış, Hollanda başta olmak üzere, Fransa, Belçika, Almanya, Yunanistan ve Türkiye’de bir çok karma ve kişisel sergilere katılan Nuri Can, üç yıl Uluslararası Sanatçılar Birliği Başkanlığı ve ayrıca Af örgütü, Unicef gibi kurumlarda aktif ve pasif görevlerde bulunup, Hollanda ve Türkiye'de resmi ve özel kurumlarda sanat danışmanlığı, resim öğretmenliği yapmış, "Göçmen İşçiler Ağıdı” ve ”Yürek Yanarsa Titrer Gül Üşürse” isimli iki yeni kitabı yayınlanmıştır.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
bun çağrıştar
mesaj 21 10 2005 - 17:54
İleti #2


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 3,805
Katılım: 12 12 04
Nereden: uzak...
Üye No: 1,031



Destina


Aşklara vurur bülbülüm, yuvalanır gönlümün gülüstanına
gülüşün can sıcaklığımdır üşüdüğümde, soluğun ateş
yak savur küllerimi çölüme döneyim.

orman fısıltıları kulağımda, rüzgar ıslıkları
yağmur tutuşmaları, sevgi buluşmaları
aşkın düştüğü yer… yangın
yalnızca nefesin dindirebilir volkanımı
rüzgarın merhem olur yarama süründüğüm

bilki derin kuyularında hasretimin suyu sensin
ve nasılsan öylece gel salınışın rüzgarıyla
ırmakların sesiyle ay serenatları dökülsün kulağıma
dudağıma işlesin meltem meltem seher yağmurları
gözlerinin içinde sönmüş bir tutam yıldız gibi kalayım

uçurumlara tutsak bir rüzgarım, yağmurlarla yaralı sesim
fırtınalarda çırpınan suyum, hıçkıran ışık
karlı dağlarda uzak bir ses gibi
solgun bir anıyım şimdi bu uzak kentte
kuşların göçüp gittiği mevsimlere benziyor yüzüm
ömrümün bütün dallarını silkeledi hayat
umudun bütün bahçelerinden kovuldum
bir acıyı aşmak için, bin acıyı sırtıma vurdum

uzak düştüm saçlarıma karanfil eken yıldızlardan
sahipsiz mezarlıklar ülkesinde çıplak dolaşıyorum şimdi
içinden kırılmış bir gölge
başka hangi duvara yaslanabilirki aşktan öte
ve nasıl dayanabilirki
sevinçler yoksa terkisinde çekilen acıların

Ah Destina yaralı kızım, utangaç yıldızım
yaslı gelinim, anadolum, sarı sızım, sorma beni
baktığım her pencerede doğulu ezikliğim
yurdundan kovulmuş bir coğrafyasızım
çıktığım her yolculukta türküler tutuşur içimde

şimdi uzak bir sızıda nar ile közlenip
çoğalan yalnızlıklarla yeryüzüne dağılıyor kalbim
kalbimki, zemherinin ortasında kanatları üşümüş yavru bir kuş
nereye uçsun, bir umut yoksa kanadında esen yellerin

bırak bende başlasın bu ateş sende bitsin
aşktan öte ne varsa kalbimde savur gitsin
gecelerin uzun kirpiklerine yalnızlığımı iliştirip ağlayayım

ey göğsümde nar sıcağı, çığlığıma sinen duman
içime soğurmuş küllerini bırak kızıl bir sabahın
bırak ki, dağılsın ıstırap yüklü bulutlar
ateş oflayan ormanında bu ahın

gün ışığıyla işlenmiş bir çiçeği
koparıp göğsümün üstüne bastırıyorum her akşam
dindirsin diye yüreğimdeki sızıyı
tam da usumun ortasına düşerken gülbaharülkem

Ah Destina’m, kara kızım, uzun saçlı hasretim
kül rengi kirpiklerinde nehirler yürüyenim
gelirsen sevdiğim çiçekleri getir
gönlünün güneşli bahçelerinden, nilüferlerin zülüflerinden
ve derin kuyularından hasretin, su getir

koca İstanbulu getir bana gelirken
mis sokağını, karanfil konağı, kitapçı dükkanlarını
üç beş dergi, diline dolanan bir şarkıyı, bir çınar altını
mor salkımlı düşlerini getir
istiklal caddesinde el ele dolaşan yeniyetme sevdalıları
yıldızlarını getir bana kaygısız bir gecenin
ayışığı gülüşünle sarıl içimdeki feryada
aşkın ateşlerinde sınanmış bir semenderim ben.

düşsüzüm düşlerine al beni, soluksuz sevişmelerine sakla
dudaklarınla kapat dudaklarımı, soluduğumda
uyuduğumda, alnımdan öperek uyandır beni
ki, denizlerin sevgiyle köpürdüğü saatlerde
şiirin yedirenk çakılları vursun kıyılarıma
aşk bir yanımı alıp götürsün, özlem bir yanımı
bir ömür sevgi yağmurunla ıslanayım

şimdi ayışığıyla süslenmiş penceremde
sen gecegözlü güvercinimsin, özlem yüklü şiir’im
bırak güllere vursun gülüşün, harelensin denizlerin yüreğine
yanaklarında aşkın solmayan rengi
saklayıp gecelere gizini, yıldızlara uzansın mavi düşlerin

Bense çevire çevire dört duvarımı, bir ömür aşkınla böyle yanar kalayım

Nuri CAN
Go to the top of the page
 
+Quote Post
bun çağrıştar
mesaj 21 10 2005 - 17:59
İleti #3


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 3,805
Katılım: 12 12 04
Nereden: uzak...
Üye No: 1,031



Kirvem

Sağır ve dilsiz bir çığlık gibi
Hüznündü bıraktığın yüreğimin üstünde
Hüznündü bıraktığın yüreğimin üstünde
İnce sızı dostluklarla örselenen

İnce sızı dostluklarla örselenen
Bir ateş çiçeğiydi,
Yaktığın göğsümün üstünde
Acıyla özlemle beslenen suskun ve kor

Suskun ve kor duruyor yangısı hala
Yönünü yitirmiş yalnız bir atlı gibi
Munzurun dumanlı dağlarında dörtnala

Sesimize papatya işlemeleri örerken zaman
patlarken içimizde gül tomurcukları
ışıklı adlar ararken doğacak çocuklarımıza
Kim çaldı dudağımızda o güneşli türküyü
O güneşli türküyü kim çaldı dudağımızda kirvem


Nuri Can
Go to the top of the page
 
+Quote Post
bun çağrıştar
mesaj 21 10 2005 - 18:04
İleti #4


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 3,805
Katılım: 12 12 04
Nereden: uzak...
Üye No: 1,031



Ey Hayat Kucakla Beni...




Kalbimin kırıklarını toplayıp avuçlarıma
çekip gitsem bu şehirden
anılar incinir mi?
üşür mü? dalında bir yaz çiçeği

ve bilir mi?
bir sevgiye karşılık yüreğini kanatanı
bin ilmik atanı usuna
çekilen her tetiğe karşılık

kirpiklerinde
baharını saklayan yaşlı bir çocuğum ben
düşlerin yağmurunda ıslanmış gül izi
ağlamak istediğim her sahilde bir martı ölür
bir şiir vurur kıyılara gücenik
değip geçer ellerime ihanetin rüzgarları

içimin ırmakları kurudu bütün yapraklar soluk
hüzün kokuyor çiçeğim
hangi yağmurları müjdelersen müjdele
yeşermez bir daha yangının düştüğü yer
aşk da küstü
kim dinler kalbimin kırık sesini artık

ceylanların
vurulduğu bir dağ başı ıssızlığıyım işte
gelinciklerin ürperdiği şafak
gülücükler kuruturum durmadan güz dudaklarında
giden dönmedi terk etti bütün mevsimler
bir korkunç acıya düştüm ki
sırtımda kırk paslı bıçak kırk yerinden kanayan

avcılar vurdu küçücük serçe kuşlarımı
acılar tünedi sevincin tüneğine
gidenler gelmedi terk etti bütün mevsimler
bir tek gül kalmadı ömrümün bozkırında
şimdi yalnızlığın en tenha kışındayım
kirpiklerimde yıldızlar saklasam da
bedenime buzdan rüzgarlar esiyor her gece

testisi kırık yorgun bir yolcuyum
hiç bir şey avutmuyor artık
kirpiklerimde yağmurlar duman duman
uçsuz bucaksız bir uçurum kıyısında kaldım

üşüyorum
ey hayat kucakla beni
mavi kanatlarının altına al
sığınıp kalayım bir sevginin sıcak iklimine...



Nuri Can
Go to the top of the page
 
+Quote Post
bun çağrıştar
mesaj 21 10 2005 - 18:06
İleti #5


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 3,805
Katılım: 12 12 04
Nereden: uzak...
Üye No: 1,031



Boynumda Kendi Ellerim...




Gözlerim çocukları yoksul bir ülke şimdi
içimin kızıllığınca gül ve yangın
dalında unutulmuş bir üzüm tanesiyim belki
belki bir söğüt dalının efil efil titreyen yaprağıyım
uzak bir iklimde esip geçen rüzgarlara ağıt yakan

bir gün çözüp bakışlarımı tel tel kirpiklerimden
elif elif ağlayan gümüş saçlı bir anneye bağışlayacağım
son kez ağlayacağım belki düşerken sevdanın eşiğine
varsın bağışlamasın beni hayat ki,
ay uzak tepelerin ardına çekilsin
çarpa çarpa dövsün kıyılarımı acılar
yarasına figan düşsün kırlangıçların
eriyip gitsin hüzünlü bakışlarımda ne varsa
yokluğuma kahırlanmayacaksa bu kent
ah! çekmeyecekse ardımda kalan anılar

Ah! ey yarasında nehirler fışkıran kalbim
susuyorum işte acılara akan bir sesle
hayat ki, ateşten bir ip boynumda
koynumda buzdan bir top
ne zaman doğrulsam dokuz yerimden vururlar beni

biliyorum her susuşun ardında bir yalnızlık var
bir özlem, bir kahır var
bilinsin ki, bir yanı yangındır susuşlarımın, bir yanı ölüm
aşkın kor ateşlerinde sınanmış bir semenderim ben
her gece kalbimin ortasında bir çöl çiçeği açar adı Leyla
bir yanı Yusuf’tur acılarımın bir yanı Züleyha
yolları beklemekten yorgun, yıllara gözyaşı dökmekten

hüzünlü yüzüm, aykırı sakalımla
ondandır dünyanın orta yerinde kederli bir dağ gibi duruşum
siyahlar giyinişim, saçlarımı taramayışım
bir yaban gülü gibi ıssızda ağlayışım
bir derviş gibi yakışım kalbimi, boynumu büküp bakışım
ondandır
bunca incinmişliğim ondan
kemirirken içimi utangaç ulalar heyulasında geçmişim

susuyorum ki, acıma kimseler merhamet etmesin
çünkü hep sevgilerden aldım suların derin akışını
ve nakışını yüreği elmas bir kızın dantelinden söktüm
biliyorum yangınlar kentinde kıvılcımlar
bir sevdadır gül yaprağına konmuş
bütün yıldızlar sırtını dönmüş bana, ayda küs
hayat bu işte ey kalbim bir varmış bir yokmuş

varsın kirpiklerimden acı dökülsün
yüreğimde büyüttüğüm kır menekşeleri için
son bir damla su istiyorum senden ey kalbim Allah aşkına
bu çölleri sen yarattın iflah olmaz ömrüme
senden aldım bu kadar sevmeyi, özlemeyi, kahrolmayı
şimdi boynumda kendi ellerim bağışlama beni
tükenmiş ümitlere yeni vahalar gerekmiyor çünkü

her bahar kuşlar kanat çırpınca özgürlüklere
sesler gelince karlı dağların ardından türkü ırmaklarında
ve ben uzanıp durduğumda yatağıma ince bir su gibi ıssız
sorun kalbime özlemek nedir, acı nedir, hüzün nedir
yasaksa aşk titreyen yüreklerin deltasında
varsın kurusun güller, sular kararsın, kumlar yansın
bir çöl akşamıyım artık
bıçak keskinliğinde yakınmadan esip geçiyor düşlerim

savunmasızım, sus ey kalbim intizarın sende kalsın
gizle, vuslatı arzulayan bir kor ol yan kalbim, kimse bilmesin

bütün çığlıklarını kuşansın gelsin ölüm...


Nuri Can
Go to the top of the page
 
+Quote Post
D i d e m
mesaj 04 11 2005 - 12:52
İleti #6


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 73
Katılım: 21 07 05
Üye No: 1,424



Yüreğin Üşüdüğü Gün

Yüreğin üşüdüğü gün
sıcacık bir günü düşün
sıcacık bir bahar gününü
umudun büyüklüğünü
ve sonsuz maviliğini göğün

yüreğin üşüdüğü gün
bir çocuğun gülüşünü düşün
bir çocuğun beyaz düşünü
göveren dal uçlarını
çatlayan tomurcuğu
ve çiçeklenen yerini her öpüşün

yüreğin üşüdüğü gün
bir ormanın gümbürtüsünü düşün
bir ırmağın türküsünü
bulutların beyazlığını
güneşin kızıllığını
ve ısıtan yanını özğürlüğün

Nuri CAN
Go to the top of the page
 
+Quote Post
bun çağrıştar
mesaj 21 11 2005 - 18:00
İleti #7


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 3,805
Katılım: 12 12 04
Nereden: uzak...
Üye No: 1,031



BİR DAĞ BAŞINDA OLMALIYDIK ŞİMDİ SENİNLE



Bir dağ başında olmalıydık şimdi seninle
Uzanıp çimenlerin üstüne
Şiirler okumalıydık mavi ırmaklara
Öpüp güneşi alnından sevdiğimizin
Sisler aralanınca çekip gitmeliydik



Şimdi bir dağ başında olmalıydık seninle
Oturup bir gönül sofrasına,
Dostluğa kadehler kaldırıp
İçimizdeki yangını bölüşmeliydik
Bir pınarın soğuk buğusuna daldırıp ağzımızı,
Çatlayan dudaklarımızla hayatı öpmeliydik
Sular aydınlanınca çekip gitmeliydik



Bir dağ başında olmalıydık şimdi seninle
Türküler söylemeliydik esen yellere
Unutup acıyı, ayrılığı, gurbeti
Hasreti içimizin yangınına gömmeliydik
Kapılar kapanınca karanlığa
Yollar aydınlanınca çekip gitmelidik



Bir dağ başında olmalıydık şimdi seninle
Issızda bağrını döven bir ırmak gibi
Dizleri kanamış bir çocuk gibi doyasıya ağlamalıydık
Çıkarsız dostluklar, kirlenmemiş sevgiler
Ve dünyadaki tüm güzel şeyler adına
Çirkinliklere, çirkefliklere dayanmalıydık
Obalar sıralanınca karşı sırtlara
Gün aydınlanınca çekip gitmeliydik



Sen gülünce ne güzelde gülümserdi beyaz güll
Nasılda sevinçle gelirdi dağlara bahar
dallar tomurcuklanır, kuşlar öter, sular çağıldar
çocuklar koşardı ardından muştular bölüşmeye
bir kervan alıp giderdi başını bilinmeyen diyarlara



şimdi ne yana baksam gözlerin doluyor usuma ah
gelincikleri okşuyor ellerin
gülüşün ki, çiçeklerin bir başka adıydı karlı yamaçlarda
yitik bir mevsimin kıyısında kaldı anılarımız
savrulmuş ömrümüzün her yaprağında bir şiir sarardı



Şimdi yoksun, rüzgarlar seni üşür, türküler seni söyler
Her bahar bir çiçek büker boynunu
Bir menekşede açar gözlerin
Büyür yüreğimin kıvrımlarında
Sular ağıtlarla çağlayıp gider



Mavi ne de çok yakışırdı gülüşüne ah kardeşim
En çok da papatyalar yıkıldı gidişine
Bir de alnı munzur işlemeli kızlar
Şimdi hangi ırmak soğutur yürek yangınımı
Hangi dağ bölüşür acımı, hangi pınar, hangi bahar
Efkarımı hangi rüzgar dindirir

Irmağım pınarım sendin, dağım rüzgarım sen, baharım sen

Nuri CAN- Hollanda
Go to the top of the page
 
+Quote Post
çizgi
mesaj 08 01 2006 - 21:28
İleti #8


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 79
Katılım: 25 12 05
Üye No: 1,866



SEN GİTTİN MASAL BİTTİ
(T.S.Kalyoncu'ya)

Sen gittin evimin adresi, kapımın zili gitti
Sen gittin sazımin teli, kuşumun dili gitti
yangınlar düştü yüreğime /ıssızlaştı şehir
sokaklara hüzün yağdı/ gözlerime yağmur

kapandı üstümekapılar, ben kapandım içime
günlerce haftalarca ağladım
kırık bir ağaç dalında
öksüz bir kuş gibi kaldım

Sen gittin
yaprağa duran ağaçlarımı götürdün
umutlarımı götürdün,baharlarımı
dudağımda şarkılarımı,gökyüzünde kuşlarımı
tutam tutam saçlarımı götürdün
yaslandıgım duvarlarım yıkıldı,güvendiğim dağlarım
üstüme kapandı kapılar, açılmadı bir daha
bir daha güldüğümü gören olmadı
zehir-zıkkım oldu yaşamak
küstüm bütün dünyaya

Sen gittin
kapımın zili
kuşumun dili
sazımın teli gitti
yüreğimde kanayan siirler
masamda sigara izmaritleri kaldı
ben kaldım öyle kimsesiz öyle tesellisiz
birde yıkıntım

Sen gittin
kemanım yayım
güneşim ayım
mutluluk payım gitti
kara bulutlar çöktü üzerime
bir ben kaldım böyle boynu bükük ortalarda
bir de yastiğımda yağmur hıçkırıkları

Sen gittin
kalbimin bülbülü sustu
bahçemin gülü soldu
yoldu bağrımı yokluğun
çöl oldu gülistanım

Sen gittin
evimin adresi gitti,zilimin sesi
ağzımın tadı
mutluluğumun adı gitti

Sen gitin
hayalim düşüm
sevincim gülüşüm
servetim işim gitti

Sen gittin
özlemin yüreğimde
yokluğun kirpiğimde çoğaldı
sen gittin umudum gitti
gururum gitti
her gece ağladım
ıslandı/ ekmeğime karıştı korkunç acı

Sen gittin
Kavruldu bahçelerim
çiçeklerim soldu
gelmedin
acılarım içimde fışkıran kanla doldu

Sen gittin
çakıl taşlarım
yürekvuruşlarım
sevgikuşlarım gitti
sen gittin
ben bittim
masal bitti
Nuri CAN

Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 04 02 2007 - 01:41
İleti #9


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148



.

user posted image
user posted image
Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum

Gidiyorum
bütün acılarımı vurup sırtıma
umutları bırakıp başucuna
ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
şiirlerimi sarıp bohçama
yüreğimin yangınına gidiyorum
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal

gidiyorum
gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar
gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum

gidiyorum
başımda gam gözlerimde nem
toplayıp önüme düşen gölgelerimi
bütün hatıraları bırakıp geride
ardımdan çekip kapıyı usulca
başımı alıp gidiyorum buralardan
şafak sökmeden kimseler görmeden
yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum
sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için

hoşça kal suyundan çimdiğim dere
kana kana içtiğim pınar
say ki, hiç yaşamadım bu yerlerde
nazlı çiçeklerini okşamadım baharın
bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü
çekip gidiyorum buralardan

çekip gidiyorum bir bilinmeze doğru
hem yol, hem yolcu olmaya
acılarımla başbaşa kalmaya
bütün yıldızları takıp kanatlarıma
rüzgarların uğultusunda kaybolmaya gidiyorum

Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek
ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde
gecelerin zifiri saçlarında çıkıp yola
dağlı bir ırmak gibi çarpa çarpa kıyılara
bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum

bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim
artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime
ne okuyacak bir şiirim
gözlerimin içinde iki damla gözyaşı gibi
bakmadan ardımdaki uçurumlara
alıp götürüyorum yüreğimdekileri de
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal


Nuri CAN


Bu ileti deste tarafından 04 02 2007 - 01:45 yeniden düzenlenmiştir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 04 02 2007 - 01:50
İleti #10


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148



.

user posted image


Gitme

Gitme
figan düşer denizlere sular çekilir
yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
boynunu büker kır çiçekleri kelebekler ölür

gitme
bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
şaşırır yönünü rüzgarlar
bütün pınarların suyu çekilir
solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm

gitme
öksüz kalır içimdeki imge dağları
saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
çiçekler açmaz bahçemde ah gülüm

gitme
acılara mahkum olur yüreğim
ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar
boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar
alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm

gitme
içimdeki bütün vagonlar devrilir
bir kar yağar istasyonlara, üşürüm

gitme kal sevdiğim terketme beni
umutsuz çaresiz bekletme beni
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm

gitme kal
menevşeler açsın dağlarda
sevince dönüşsün gökyüzü
iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
yokluğuna alışamam yokluğun ölüm

gitme
bütün ormanlar ateşe verilir
kuşlarda gider bu kent de, ölürüm



Nuri CAN
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 04 02 2007 - 01:54
İleti #11


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148





Seni Seven Yüreğime Sor Beni


user posted image




Seni Seven Yüreğime Sor Beni


Her gece kan-ter içinde uyanıyorsam eğer
hasretin ateş olup giriyorsa koynuma
seni düşünüp özlüyorsam, uyuyamıyorsam
ıslanıyorsa kirpiklerim seni her andığımda
her düşündüğümde hızla çarpıyorsa kalbim
sensiz bir kez olsun gülmüyorsam bu şehirde
savruluyorsam sokak sokak
ürperiyorsam yaprak yaprak
esip geçen rüzgarlara sor beni

Hasret ateşleri yağıyorsa üzerime her gece
kül ateş, ateş alev, alev kor olup yakıyorsa
kahroluyorsa kalbim seni her andığımda
ve tanımıyorsa hiç bir kural
kaçmak istedikçe sana dönüyorsam yine
ölüyorsam aşkından her gün dirhem dirhem
ateş - alev sevdalara sor beni

Seninle gözgöze her geldiğimde
ben lal olmuş bülbül, sen gül oluyorsan
düğümleniyorsa boğazım
çıkmıyorsa sesim, daralıyorsa nefesim
konuşamıyorsam tek bir kelime
depremsi bir titreme başlıyorsa bedenimde
ve çözülüveriyorsa dizlerimin bağı
deli - divane gönlüme sor beni

Kirpiklerimden süzülen damlalar
islatıyorsa yüreğimi her gece
hep bulutlarda saklıyorsam gözlerini
içime düşüyorsan tane tane her yağmur yağıdığında
kirpiklerimin kıyısında martı olup uçuyorsan
sesinden başka ses duymuyorsa kulaklarım
susuyorsa denizler seni düşündüğümde
gelip seriliyorsan kıyılarıma sular gibi
gelip sokuluyorsan uykularıma
gelip sokuluyorsan rüyalarıma
sensiz geçen gecelere sor beni

Damarlarımda aşk olup dolaşıyorsan
şiir olup doluyorsan kulaklarıma
mavi bir coşku oluyorsan bedenimde aşkça
çıkıp ırmaklarla dertleşiyorsam her gece
ay gibi akıyorsan yüreğime beyaz tüller içinde
yalnız yıldızlarla paylaşıyorsam seni sevdiğimi
sana anlatamıyorsam
bir kır çiçeği hüzün saçıyorsa gözlerime
su olup akıyorsam, ateş olup yakıyorsam
ve beceremiyorsam sensiz yaşamayı ve ölmeyi
şu seni ölümüne seven yüreğime sor beni



Nuri CAN
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 04 02 2007 - 01:56
İleti #12


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148



user posted image


Hoşçakal Gönlümün Nazlısı


Gidiyorum buralardan yalınayak ve üzgün
önümdeki uçurumlara aldırmadan
varsın hayallerim kurduğum yerde kalsın
o gerçekleşmeyen hayallerim.
ardımda yaralı bir yürek
kederli bir ömür
ve yoksul anılar bırakarak
çekip gidiyorum sevdiğim
hoşçakal gönlümün nazlısı, bağrımın sızısı
hoşçakal

gidiyorum başım önümde, gözümde nem
duramam artık ey aşk, ey sevdiğim
hüzne ve kedere boğulduğum bu şehirde
duramam
hiç bir anı kabul etmiyor beni
bedenim buz gibi soğuk
yüreğim param parça keder
kış kadar soğuk ellerim
ardımda yoksul bir sevda
ve bana ait ne varsa
bırakıp gidiyorum sevdiğim
hoşça kal anlımın yazısı, kaderimin küskünü
hoşçakal

bütün yaprakları dökülmüş
dalları kırılmış bir ağaç gibi hıçkırarak
ve bırakarak ardımdan sırtımı yasladığım
çınar ağacını yaslı
meçhule giden acılar yüklü bir gemide
uğuldayan rüzgarlara sarıp sesimi
şarkıların sustuğu, aşkların vurulduğu
limanlara gidiyorum sevdiğim
hoşça kal kırık sazım, sevdamın yaralı türküsü
hoşçakal

bir yıldız daha kaymadan gözlerimden
yüreğimden bir arzu daha sönmeden
gidiyorum ey aşk, ey sevdiğim
bir daha yağmamalı bu ihanet yağmurları
ağlamamalı bu yürek bir daha
bir acıyı, başka bir acıyla sarıp
alıp dağların ve yıldızların gölgesini
yüzümde kış, bakışlarımda kar
yorgun akan bir ırmak misali
kimsesiz sokaklara bırakıp yanlızlığımı
gidiyorum sevdiğim
hoşça kal gecelerimin yıldızı, karlı dağların yalnız kızı
hoşça kal

bütün borçlarını ödedim bu sokakların, alacağımı aldım
geri dönmez bir mevsimdeyim artık, duramam ey aşk
bu şehre sığamam bu hüzünle
yoksa acılar üşütür beni
kar kavurur anılarımı
donar bakışlarım
üşürüm... üşürüm ey aşk

sorma nereye, hangi dağın ardına?
ne kadar uzağa varır yolum?
kim yoldaş olur bana ?
dönüp gelir miyim yine bahar geldiğinde ?
çiçek açtığında mor dağlar
sorma

hosçakal iki gözüm, gönlümün sultanı yar
her sabah gülüşünden öptüğüm, saçlarını okşadığım her gece
hoşçakal
artık vakit tamam

sazımdaki hüznü
içimdeki sızıyı
boynu bükük karanfilimi
ve yüreğimin yangınını bırakıp rüzgarlara
sırılsıklam yalnızlığımı alıp yanıma gidiyorum
hoşça kal bağrımın ateşi, kalbimin ahı, mühür gözlü yar
hoşçakal

Nuri CAN
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 04 02 2007 - 02:06
İleti #13


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148



user posted image

Ey Denizler Kraliçesi Myra

Ey gönül mihrabımda sultan
ey sabah yıldızının kızı
ey eşsiz dolunay ışığı
ey vefa göğünde hilal
denizler kraliçesi Myra
ben ki gam rüzgarlarında bir geda
ay bakışının dilencisi bir avareyim
sen benim en güzel hayalçiçeğimsin
ben senin aşkınla deli-divaneyim

ey yeryüzü kraliçesi
ey gökyüzü kraliçesi
ey denizler kraliçesi Myra
gel sevgilim ol sevgisizlikler ülkesinde
mutluluk ağacında hayal çiçeğim ol
dost gelişinle gel, gül gülüşünle gel
uyandır beni elem uykusundan
güneşim ol, ayım ol doğ ufkuma
sıcaklığın sarsın dünyamı
muhtacım sana

gelmiyorsan, gelemiyorsan
açık bırak gönül kapını
yükleyip yüreğimi bir martının kanadına
dalga dalga aşıp denizleri
rüzgarın kanadında ben geleyim

damardaki kanın, dudakdaki tadın
ölümsüzlüğün adıdır adın
ey sonsuzluğun hikayesi Myra

seni sevmeseydim ne gülün alı olurdu
ne menekşenin moru, ne de ateşin koru
olmazdı yeşilin tonu
seni sevdiğim için gözlerin mavi, bakışların ay
denizler dalgalı
seni sevdiğim için saçların yağmur rengi
gülüşün gül, dudakların kızıl

milyon kere tutuşsada denizler yüreğimde
sorma kıyılarım niye yanar, niye ağlar martılarım
umutlarım Sende saklı...

beni sende seni bende çoğalt, çoğalt ki,
dağlara yaslanan hayalini seveyim
denizlerde dalgalanan kalbini
masumluğuna yıldız
gülüşüne gül düşüreyim
ve ben
ve ben
ve ben
yüzyıllarca yalnız seni seveyim...
yalnız seni seveyim,
seni seveyim,
seveyim,
seve,
sev,
se,
s...


Nuri CAN
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 04 02 2007 - 02:11
İleti #14


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148



.

user posted image


Sustum!


Sustum!
Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
kendimle konuşuyorum şimdi yalnız...
yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime
kimse duymuyor...

Sustum!
Bin ah sürüp dudaklarıma
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
sustu benimle deniz,
sustu deli dalgalar, sustu martılar...
umutlarımı sarıp rüzgarlara
uzaklara savuruyorum her gece
yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne
kimse görmüyor...

Sustum!
Tam acılarımı haykıracaktım ki,
sustum
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
bir çığlık kanıyor demedim, en derininde yüreğimin...
içimdeki volkanları boğarak sustum!
açmadım kimselere yüreğimi
hançeri sadece kendime sapladım
sapladım ve sustum!
hüznü yüzümde,
acıları gözlerimde topladım
sustum!...

Sustum!
sustu dudağımdaki şarkı,
gözlerimdeki şiir
yaraları yalayan rüzgar
sokaklarında kahrolduğum şehir
gözlerim konuşuyor yalnız!

Saçı ağarmış hayaller
nemli kirpiklerle
bulutlandığında gözlerim
gökte şimşek olup çakıyorum
kimse görmüyor...

Sustum!
tuz basıp yaralarıma!
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi
yaslanıp yalnızlığın duvarına
gül döküp kalabalıklara her gece
kimsesiz geziyorum gönül ülkemi
kimse bilmiyor...

Sustum!
tam sevdiğimi haykıracaktım ki, sustum
sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak
acılar konuşuyor şimdi yalnız
yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir
atıyorum uçurumlardan
kimse görmüyor

Ne zaman
dudaklarından öpmeye kalksam hayatı
saçlarını koklasam rüzgarların
içimde incecik bir sevgi ürperiyor
sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme
gelmiyor beklediğim bahar
yaralar merhem tutmuyor
gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara
kimse silmiyor
yağmur dinmiyor
sevdiğim bilmiyor

Sustum!
sustu benimle sarı sabır,
sustu hasret, sustu zaman
yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata
kimse duymuyor

Sustum!
İçimde dalgalar kabardıkça volkanlar gibi
sustum
sustu dudağımdaki şiir
gözlerimdeki nehir
gönlümdeki yara
bulutlar haykırdı isyanımı
şimşekler haykırdı
sadece ben duydum
sadece ben

Ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat
ey kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi
yaralar merhem tutmuyor
geceler avutmuyor
ben sustum
acılarım konuşuyor yalnız
yaralı gönlümün sızıları konuşuyor

Ben Sustum!
susmuyor yüreğimi kavuran kasırga
pencereme vuran yağmur damlaları
susmuyor dışarda inleyen rüzgar
yıldızlar küs
ay üzgün
yağmur dinmiyor
içimde binlerce şiir kanıyor her gece
kimse bilmiyor
kimse duymuyor

Sustum!
sustu benimle sarı sabır, sustu hasret,
sustu hayat, sustu zaman
acılar konuşuyor yalnız
acılarım konuşuyor
kimse duymuyor...
duymuyor...
duymu...
duy...


Nuri CAN
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 04 02 2007 - 02:16
İleti #15


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148



user posted image


Toplan Gidiyoruz Ey Kalbim


Haydi toplan akşam oldu
vakit doldu
toplan gidiyoruz ey kalbim
kırkikindi yağmurlarına kalamam
kaldıramam bunca ağrıyı, ihaneti
biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana
bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
çekip gidiyorum buralardan
içimdeki cesetleri çiğneyerek
kalbimdeki mahşere

bak akşam
vakit tamam
duruldu işte bulanık denizler
dürüp ömrümün defterini
toplan gidiyoruz ey kalbim

yorgunum
bir sonbahar ezgisi gibi bekleyemem son yaprakta
sevgisi iğdiş edilmiş tarihlere koma beni ey kalbim
bak güz yağmurları iniyor acılar ve ihanetler üstüne
çırılçıplak ve sevgisiz kalmış bir şiirim
kimsesiz bir kış ortasında
ne gülen gözleri ısıtıyor artık çocukların
ne de sevdalı bakışları yeniyetme aşıkların

bütün dinlerden kovuldum
bütün ülkelerden
bütün yüreklerden kovuldum
(*)”Aliye gülümsesem Muaviye öldürür beni”
hangi tanrıya sığınsam yaramın merhemi yok

biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana
bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
yeni bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
sevdalı bir kuş yükleyip kanatlarına acılarımı
alıp gitsin beni buralardan

hamuru çürümüş dostluğun, vefanın, aşkın
vefasız mevsimlere bırakma beni ey kalbim
ağlatma beni sevda kapılarında
kahpe kapılarında eğme boynumu
kurşunlar sıkılsada canevime
çiğnetme yoksulluğumu ayaklar altında
bırak başım dik, içim ezik kalsın
onurlulara mahsus bir makamda ağırla beni
satılmışlığın, alçaklığın, ihanetin ortasında koma

biliyorum bu düş sığmaz kirlenmiş sokaklara
bu sevda sığmaz
bakmayın gözlerime
nasıl saklarım yüreğimdeki incinmişlikleri
kınalı bir kelebek konunca saçlarıma

ah! Benim de hayallerim vardı
baharlarım vardı, yazlarım vardı
kuşlar göçüp gitti yüreğimden
gökyüzüm yaralı kaldı
bir isyan giydirip gözlerime
dipsiz uçurumlara yuvarladım umutlarımı

aşk diyordum talan oldu, yalan oldu ömrüm
tınısı kırık bir keman sızısıyım artık
yok gideceğim başka bir liman
bak duruldu işte bulanık denizler
haydi toplan vakit tamam
toplan gidiyoruz ey kalbim
boşalsın ince duygularımın sırtındaki yük

paranın sevgiye ihanetini gördüm
insanın önünde diz çöküp ibadetini
dünler harabe yarınlar umut değil
hüznün neresinden dönsem, kırgınım

öpmeye uzandığım bütün dudaklar frengili


Nuri CAN
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 07 02 2007 - 14:06
İleti #16


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148



Geldi hazân, Yine hüzün, Yine gam


Cümbüş kırık, neyzen suskun, ney suskun
geldi hazân, yine hüzün, yine hüsran, yine hicran
şarkı suskun, meyhan suskun, mey suskun
geldi hazân, yine giryân, yine figan ,yine efgân
gönüllere elem konuk her akşam ...

Bülbülü bir güle zar eylemişler
dünyayı sevene dar eylemişler
sevdayı göğsüme nar eylemişler
geldi hazân, yine giryan, yine hüsran, yine gam
yine hicran, yine hüzün, yine efgân, yine figan
bir ince sızıdır nereye baksam…

Bahçe mahsun, gül mahsun, gönül hicran
bülbül bi-zar-ı figan, bi-zar-ı fizan, bi-zar-ı efgân
ey vah yine hicrân, yine giryân, yine hüsran, yine gam
bir ince sızıdır düşer sineye her akşam

Hicran dilsiz, yaş gözsüz, mevsimler güz
şair suskun, şiir suskun, tar sözsüz
yine boyun büktü akşamlar öksüz
ey vah yine hazân, yine efkar, yine ah-u zar
yine firgat, yine hasret, yine gurbet, yine gam var
bir ince sızı düşer sineye her akşam ah leyli yar

Rüzgar hicran inler gönül secdede
nağmeler aşkı kanar her hecede
ay küser bir efkâr basar gecede
yine hazan, yine hüzün, yine hicran, yine gam
yine figan, yine efgân, yine giryân, yine hüsran
bir kara dumandır iner her akşam

Felek ki, demirden örmüş ağını
ceylanlar aşk için yakmış dağını
gazeller savurmuş gönül bağını
geldi hazân, yine hüzün, yine hüsran, yine gam
yan ey deli gönül dermansız derdine yan

Yine efkar vakti, yine her yer karardı
bahçe gazel döktü yaprak sarardı
her sokak başını bir elem sardı
geldi hazân, yine giryan, yine hüsran, yine gam
yine hicran, yine hüzün, yine giryan, yine hicran
bir ince sızıdır nereye baksam

Tipi bize, boran bize, kar bize
feryat bize, figan bize, zar bize
hicran bize, fizan bize, har bize
yine firgat, yine gurbet, yine hasret ey Ozan
dinmez bir sızıdır yüreğinde ne yapsan
gönüllere elem konuk her akşam

Geldi hazân, yine hicran,yine hüsran, yine giryân bana düştü...
yine firgat, yine hasret,yine figan, yine efgân cana düştü...
attı felek, her birimiz bir yana düştü
yan ey gönül yan, şimdi dermansız derdine yan
ah ile vah ile geçip gidiyor zaman

hüzünlere yazılmış bir ömür bizimkisi
ah!
neylersin leyli yar...

Nuri CAN
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 27 03 2007 - 20:03
İleti #17


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148



user posted image

Ömür Nazlı Bir Ceylandır Küçüğüm

Destina Dilara'ya

Ver sesini rüzgar konuşsun
umudu sevdalara bölen yüreğin
bergüzar olsun yarınlara
gül ki, gül açsın gülüşün
elif gözlerinin ışığıyla doğsun gün
şavkın vursun aynalara küçüğüm

Sabahın gözleri güneş kokuyor
gecenin gözleri korku
sorma nedir diye umut?
al bu gül desenli baharı
yaşamın kilimine doku
gül ki, gül açsın gökyüzü
sevinç sana yakışıyor küçüğüm

özlediğinde,
ölümüne özle sevdiklerini
sevdiğinde, ölümüne sev ki,
hayatın bütün renkleri duygu duygu,
nakış nakış yüreğine işlesin...
ömrün sonsuzluk kadar uzun
mutluluk kadar güzel olsun küçüğüm...

Ellerin buz da tutsa, donsa da gülücüğün
üşüse de yüreğin karda - kışta
ne kadar soğuk olursa olsun
ne kadar karanlık olursa olsun dünya
umut,
en umutsuz gecelerde öten bir kuştur
sen yine şiirler yaz aydınlık günler için
en güzel gülüşünle karşılayıp hayatı
şiirler oku karanlığa inat küçüğüm...

Korkma, güneş her sabah yeniden doğar
yeniden açar çiçekler her bahar...
umudu dost tutup yüreğine,
kırılmadan, küsmeden, yılmadan, yıkılmadan
meydan okumalısın hayata
kuş uçmaz, çiçek açmaz,
karanlığın en kuyulaştığı yerde de kalsan.

Ömür ki, nazlı bir ceylandır küçüğüm
ölüm iz süren bir avcı
sen bir gül dalısın unutma
yol yol düşlere uzanan
aysız da olsa geceler
titreme
üşür, üzülür anan...

Ey benim nazlım, sevgi pınarım
bir elin güneşe selam dursun
bir elin özlem yoğursun´
umudu dik bahçene
gülü senin
dikeni benim olsun...

Nuri CAN





Ah! Mümkün Olsa


Ah! mümkün olsa
acıdan sevinç
sevinçten umut yapardım
bölüp yüreğimi acılara
dünyadaki bütün çocuklara
sevgi satardım…

Ah! mümkün olsa
rüzgar olur eserdim bozkırlarda
dağ - bayır dolaşır,
usulca odalarına sızardım
çocukların...
üstlerini örter, alınlarından öper
sonra bir masal anlatır
usulca çekip giderdim...

Ah! Mümkün olsa
ağaç olurdum bozkırda
yeşerip her bahar
her yaz meyve verirdim çocuklara
sonra döküp yapraklarımı sonbaharda
rüzgarlarla savrulup giderdim…

Ah! mümkün olsa
ulu bir çınar olur,
baharı yaşardım dört mevsim.
yağmurlarla saçlarımı yıkar,
rüzgarlarla kurulardım…
sevgiden bir elbise giyip,
çocukları kucaklardım her kış!..

Ah! mümkün olsa
soğuk bir pınar olur
su verirdim bağrı yanmışlara
kinleri, kötülükleri siler
sevgiyle yıkardım yürekleri
akıp giderdim diyar diyar…

Ah! Mümkün olsa
toprak olur,
buğday yetiştirirdim bağrımda
gül olur açardım bağ - bahçe
yeryüzüne salardım kokumu…
yağmurun yağmadığı ülkelere
billurdan damlalar dökerdim gözlerimden…

Ah! mümkün olsa
dünyayı bir balon gibi çocuklara verirdim
güneş olur yeniden doğardım her sabah
masal olur rüyalar süslerdim
sevgi olur,
şefkatle kucaklardım çocukları
ağlatmazdım anaları…

Ah! mümkün olsa
savaştan barış
barıştan insan yapardım
acıdan sevinç
sevinçten umut
umuttan dostluk yapardım
kurşun yerine çocuklara
her sabah şiir atardım…

Nuri CAN








Bir Tomurcuk Gül Aşkına

Seni kanayan bütün yaralara sarıyorum ey şiir
seni kanayan bütün acılara
kaynağına küsmüş pınarlara
çatlayan tomurcuklara, baharlara
çığlıklara, demir parmaklıklara
seni yarınlara umutla bakıp
sesini yitirmiş çocuklara adıyorum ey şiir
ürkütülmüş güvercin kanadına yazıyorum seni
unutma bizi
unutma yüreğini kanatanı bir tomurcuk gül aşkına

seni yaşanmamış sevdalara adıyorum ey şiir
tadılmamış nice sevdalara
bir rüzgarın nefesine
bir ırmağın sesine
gözü yaşlı analara
yüreği tekmelenmiş babalara
savaşlara, dostluklara, arkadaşlıklara
açılmamış bir goncanın kokusuna
aşkını gizleyen bir kız çocuğunun soluğuna karıyorum seni ey şiir
bir çınarın yaprağına yazıyorum seni
unutma bizı
unutma yüreğini kanatanı bir tomurcuk gül aşkına

seni gül kıyımlarına
yürekte üşüyen incecik kıpırtılara adıyorum ey şiir
dillere destan şarkılara., yüreklere mühür aşklara
ve ölümsüzlüklere, sonsuzluklara yazıyorum seni...
kirpiklerimizde incinmiş bir damla şiirle
bir sevda durağında bekliyoruz seni unutma
gül damıtırken ayışığı gül bakışlardan...!

ve sevgiler kanatlanırken güvercin uçuşlarında
sıcaklığına duyarlı bir defne dalında bekliyoruz seni...

acıları sevmek en çok sana yakışır ey şiir
yüreğinde üşüyen incecik kıpırtılara
seni kanayan bütün yaralara sarıyorum
üşüyen bütün yaralara
apaydınlık yarınlara
unutma bizı
unutma yüreğini kanatanı bir tomurcuk gül aşkına

Nuri CAN
12/ 12/1980 İstanbul





Şiiranne


Hangi dal inlemez kırıldığı yerden?
hangi yaprak bilmez ayrılığı?
estiğinde sonbahar rüzgarları ...

El sarar mı yaraları şiiranne?
bak akşam oldu
nereye ve kime sığınır bir çocuk
yoksa kimsesi…

Yürekteki öksüz çiçek
gözyaşıyla beslenirse
kuruyup gitmez mi şiiranne?
anısı olur mu küçük rüzgârların?
kırılınca düş kanatları...

Ak bir güvercin değil midir şiir?
beyazı kirlenmez mi?
inlediğinde bir çiçek…

Acılı bir çağda
ödünç alınmışsa sevinçler
kaybolup gitmez mi?
bulutlar eğilmez mi?
bir annenin kar çığlığında…

Yüzüne kapanmaz mı kapılar?
üşüdüğünde gül
ve yasemin kokulu sevgiler…

Titrerken gece ayazın soğuğundan
incinmez mi minik eller?
nazlı bedenler üşümez mi?
yıldızlar örtmezse üstünü
nasıl ısınır çocuk gülüşleri şiiranne …

Yanaklarında iki damla yıldızla
siyah bir gülün uğultusunda
alıp götürmez mi gözlerindeki buğuyu?
üşümez mi sevgiler
kırılınca dal…

Şiir gibi doğmak nasıldır şiiranne?
şiir gibi büyümek
şiir gibi düşünmek
şiir gibi yaşamak
şiir gibi ölmek nasıldır?…

Bu nasıl bir dünya şiiranne
gülün acısı mıdır insan?
benim aklım almıyor
aklım almıyor şiiranne...

Nuri Can





Sen Irmakların Dilinden Ağladın mı Hiç?

Sen hiç ırmakların dilinden ağladın mı?
Almira
menekşe gözlü kız

Gelincikler
hep boynu bükük mü bu şehirde
hep ağlar mı salkım söğütler
sözcükler yeter mi
bir sevdayı anlamaya, anlatmaya

İnsanın konuştuğu dil
sevdaca değilse
nasıl anlatılır
nasıl anlaşılır
donmuş duygularla sevda

“anlat! ” diyorsun

nasıl anlatırım Almira
sözcükler yeter mi
bir sevdayı
anlamaya
anlatmaya
dil yeter mi?

Sen hiç sevdalandın mı?
gökteki kuşa
yerdeki suya
annesiz bir çocuğun
gözlerindeki acıya
oğlunu yitirmiş bir babaya
bakıp ağladın mı?

Ormanlarda kuşlarla
denizlerde balıklarla
gökyüzünde bulutlarla
konuştun mu hiç?

Bilir misin
akşam evine ekmek götüremeyen
işsiz bir babanın ezikliğini
tütünü bitmiş bir mahkumu hapishanede
ırzına geçilmiş bir kadının acısını
duydun mu hiç yüreğinde?

Sen hiç kelebeklerin dilince
çiçeklerin dilince
özğürlüğün dilince
kinden düşmanlıktan uzak
dostluk ve kardeşlik dilince
konuştun mu Almira?
ırmakların dilinden ağladın mı hiç?

Yaşam
bir oyundur Almira
bir filmde bir rol
maskeli bir balonun
önceden hazırlanmış
tekstleridir elimizde
okuruz

aptalca, sahtekarca ve derinliksiz

Sevda
kardeşlikle bütünleşmemişse
dostlukla bütünleşmemişse
tüm kaygılardan uzak
savaş ve düşmanlıklardan uzak
özgürlük ve dostluk üzerine kurulmamışsa
sevda, sevda değildir Almira

Sevda, sevda demekse
ve
sevdan sevdama denkse
işte o zaman
işte o zaman
sevdan, sevdamdır Almira

kaygısız, yalansız ve içten


Nuri CAN
www.nuricann.com








Yarana Derman Kendini bil

Sen gülümse güzel meleğim
her sabah menekşe koksun yüreğin
gözlerin sevda konuşsun…
sen gülümse
bahar koksun gülücüğün
hüzün sussun

Sen gülümse güzel çiçeğim
şarkılar söyle mutlu, umutlu yarınlara
ben çilesi olayım hayatın
varsın ömrünün kanayan yanına ağlasın gözlerim
taş olsun içimdeki sevda
talan olsun kalbim acılar diyarında dirhem dirhem
sen gülümse

Sen gülümse gül mevsimlere
ben hüznü olayım suskun gözlerinin
uzanıp öpeyim yaralarından bin defa
hoyrat mevsimler geçsin üzerimden
talan etsin ruhumu dirhem dirhem
sen gülümse

Sen gülümse sabahlara güzel çiçeğim
ben akşamında kaldım hayatın
her gece acılı bir kuş konup kirpiklerime
çöl rüzgarlarına benzeyen
hüzün şarkıları mırıldar dudaklarıma usulca


Sen gülümse
gülücüğün armağan olsun uzak dağlara
ben güz mevsimiyim, dallarımda hazan şarkıları
gazel dökmüş bahçelerim tarumar
dudağımda gelincikler ölüm sarısı

İnsan yalnız başlar yolculuklara
yolculukları yalnız bitirir derler
sen hep kendine yürü güzel çiçeğim, kendine git
başka yerde arama derdine derman
yarana derman kendini bil

bir gün yapraklar düşerse dalından
üşürse duygular
vurulursa kuşlar kalbinden
gökyüzü ağlasa da
sen gülümse güzel çiçeğim
sen gülümse

Nuri Can







Dağ Sesli Bir Kuş

Dağ sesli bir kuş konunca kirpiklere
gazel döker bahçeler mevsimsiz
kervanlar dizilir yollara sıra sıra
düz ovada akan ırmaklar gibi
gelip serilir gönlümün kırlarına anılar…

Bir türkü, bir şiir, bir mektup
ve sevecen bir dost sesi olur
içlendirir beni damla damla
her yağmur yağdığında sokaklara…

Şimal rüzgarları esince uzaklardan
soluğuma baharlar taşır dağlı çiçek kokuları
özlemler tutuşturur göğsümün ortasında ateş- alev
bir türkünün dizesine
bir kavalın nağmesine
bir ırmağın sesine
uçup gider dağ sesli bir kuş yüreğimden…

Ağaçlar kımıldar hafif hafif
yaprak düşer dal dal
özlemler gezer koynumda geceler boyu
saçlarımda rüzgarlar eser
alıp götürür nazlı çocukluğumu
puslu bir dağ
dertli bir çoban
ve yanık bir kaval…

Mevsimler gelir mevsimler geçer
türküler çiçek açar anılarda
özlem olur uçar dağ dağ
kırlara, ovalara, bayırlara...

Bahar gelir ninemin gül yüzüne
dedem kış öyküleri anlatır
ve anılar üzümlenir yüreğimde
salkım - saçak bağ bağ
içimde binlerce öksüz çocuk masalı ağlar…

Koylarda ırmak olurum
ırmaklarda gurbet
ağaçta yaprak olurum
yapraklarda ayrılık
tutup elinden yanlızlığımın
düşerim toprağa dal sevdasınca…

Ateş bastırınca yüreğimin acısını
şiir şiir dökülür kirpiklerim
yürür göğsümün bahçelerine…

Ben ki, düşleri yurdunda kalmış
cebinde hala oyalı mendiller taşıyan
o nazlı çocuk.
gittiği her ülkeye sevdasını anlatmış
her gün bir mavi çizmiş dağlara
aşklara, sevgilere, özlemlere
hiç bir güzelliğe sığdıramamış sevdasını...

Ah! sana gelemem
geçemem yaralı uçurumları
seherler üşütür beni
yağmur yağar taşar su
alıp götürür beni uzaklara
öten bir kuş
düşen bir yıldız
gülen bir kız
ve taze ıhlamur kokusu…

yüreğimde büyür de büyür
anılarla boğulmanın korkusu…

Nuri Can

1974





Küs Çiçeği

Bir rüzgar olsam ıssızda!
alnım kar, başım duman, kirpiklerimde çiy
dağlardan dağlara esen bir poyraz gibi
baharlar taşısa soluğuma dağ çiçekleri.
pınarlara seslensem, tomurcuklara, ağaçlara
incinmiş sesimle okşasam yaprakları her güz
sevinç yağsa bahçelere her üşüdüğümde...

Bir şafak olsam ıssızda nazlı!
kızıl bir nar gibi serilsem gökyüzüne
yıldız gülücükleriyle terli çocukların
her sabah lekesiz alınlarından öpsem,
gün konmuş yanaklarından...

Yağmur yağdığında şiirlerle bezesem bulutları
ufukları şarkılarla, türküleri umutlarla bezesem
ay bir yanımı alıp götürse, rüzgar bir yanımı
dağ dağ, deniz deniz savrulsam...

Ay ışığı olsam ıssızda!
karanlıkları aydınlatsam her gece
akıp gitsem dereler boyu nazlı bir su gibi
yalnızlıkları yıkasam, sevgisizlikleri, mutsuzlukları
her gece kapısı kapalı evlere düşsem
pencerelere, karanlık düşlere, küs yüreklere
uzanıp öpsem incinmiş kirpiklerden,
ve kanayan yerinden yürekleri.
toplayıp bulutları kalbime ağlasam...

Sevdalı bir bulut olsam ıssızda!
yağmurun yağmadığı ülkelere yağsam
sel olup götürsem bütün acıları yüreklerden
silsem bütün kinleri, kötülükleri yeryüzünden.
geride sadece sevinçler bıraksam, sevgiler, mutluluklar
güzel duygular bıraksam dostluğa yaraşan
akıp gitsem nehirler, denizler, okyanuslar boyu...

Bir rüzgar olsam ıssızda!
Parklara essem sevindirsem çocukları
uçurtmalar havalandırsam mavilere,
gül kokuları savursam dört bir yana
güneşi çağırsam üşüdüğünde çocuklar
her bayram dudaklarda gülücük
avuçlarda sevinç
bolluk dağıtsa güvercinlerim
yoksul mahalle çocuklarına
uzanıp öpsem utangaç kara gözlerinden...

Bir bahar başlasa yeşil
yaslasam omuzuna başımı dağların
bir yol çiçeği gibi küs ve yorgun
ağlasam
nazlı bir çocuk avuçlarına saklasa gözyaşlarımı
uzanıp uyusam incinmiş kirpiklerine
bir daha uyanmasam...

Nuri CAN Nijmegen 1978








[size=3]Olur mu Olur Olmaz Deme[/size=3]

Gönül Dostuma

Bakarsın bir gün çıkıp gelmişim
turna kanatlarına yükleyip yüreğimi
olur mu olur olmaz deme sakın
gözlerimde nazlı bir bahar
dudağımda gurbet türküleri
içimde tomurcuklanan hasretlerle
merhaba demişim
günaydın demişim, gülaydın demişim
düşmüşüm yüreklere bir tomurcuk gül gibi

belki bir sabah bakarsın yine beraber
bir bulut çizmişiz Munzur’un göğüne
dudaklarımızda o eski ıslık
birlikte tırmanmışız dağlara
yüksek tepelerde konaklamışız
Birlikte ıslanmışız yağmurlarda delicesine
baharın geldiğini, yaylaların yeşerdiğini
kumrularin seviştiğini görmüşüz
halaylarlar çekmişiz beraber, türküler söylemişiz
ve yeni bir umudu karşılar gibi uzak yollarda
gurbetten gelen bir dostu beklemişiz

olur mu olur olmaz deme sakın
bakmışsın çiçek açmışız saksılarda
kırlarda sarmaşık olmuşuz
ikimizin yüreği ile sevdalanmışız
sarılmışız bir gelin çiçeğine
yeni doğmuş bir bebek gibi
merhaba demişiz dünyaya

olur mu olur olmaz deme sakın
özlemlere kar yağınca gönül dağında
bakmışsın yine çıkıp gelmişim yağmurlarla
bölüşmüşüz acıları, hasreti, sevinci
birlikte aralamışız perdesini anıların
gün akıp gitmiş üzerimizde
oyunlara dalmışız yine, geç kalmışız eve
kulaklarımız da yıldız hikayeleri
ayışığına batmış üstümüz, başımız
yüzümüz, gözümüz gül yarası

olur mu olur olmaz deme sakın
pencereni açık bırak her gece
bakmışsın aşıp denizleri dalga dalga
rüzgarın kanatlarına binip sana gelmişim
bakmışsın yine beraber çıkmışız gurbete
hasret çiçekleri koklamışız yollarda
yıldızlar düşürmüşüz toprağa yüreğimizden
birlikte söylemişiz sevda türkülerini
birlikte üzülmüşüz, birlikte gülmüşüz
birlikte koşmuşuz dere boylarında
yamaçlarda yoldaş olmuşuz kekliklere
birlikte yorulmuşuz, yıkanmışız çağlayanlarda

olur mu olur olmaz deme sakın
bakmışsın bir gün çıkıp gelmişim
sarılmışız onca yılın hasretiyle
gözlerimizde iki damla hasret çiçeği
yeni bir güneş alıp dalımıza nar gibi
düşmüşüz yola
bir sen, bir ben, bir de dostluğumuz
yorgun hayatlarımızın akşamında
üşüyen yaralarımız
saçı ağarmış umutlarımızla
yüzümüz, yüreğimiz gurbet yarası
dertleşip gitmişiz kolkola

...../
unutmam seni
sen gönül dostumsun benim, gülüşü gül kokan
yüreğini yazamadığın şiirlere sakladım
şiirleri yüreğime
unutmadım son sözlerini, gülen gözlerini
bilirim gözlerin güneştir senin, yüreğin gökyüzü

sensizlik bir uçurum şimdi
şimdi her gece bir mektup yazarım sana
bulutlara asarım, rüzgarlara atarım
unutmadım korktuğumuz geceleri
okuduğumuz kitapları
yediğimiz dayakları babalarımızdan

görmesekte biribirimizi, duymasakta sesimizi
buluşuruz bir gün elbet
gönülden gönüle giden o yolda

yılda bir de olsa
ziyaret edemiyorsam seni
halimi aramızdaki ulaşılmaz dağlara ver
vefasızlığıma değil

mevsim kış
üşüyorsun belki
unutma dostumsun sen, gülüşü gül kokan
her zaman açık gönül kapım

..../
öldün
beni de öldürdüm
yüreğime gömdüler seni

Nuri CAN











[size=3]YENİLDİM [/size=3]

Gülmek için,
Ağlamak için,
Hatta nefes almak için;
Kanımın son damlasına kadar savaştım,
Ama yenildim.
* * *
Bu beklediğin andır,
Gel al emanetini
Korkunun ecele faydası yok,
Biliyorum.
Ama korkuyorum.
Yinede karşı koymayacağım,
Çünkü yorgunum.
Bunca zamandır direniyorum,
İşte pes ediyorum.

Hilâl Lüle



Ölüm Vakti

Hilal'e

Bu bahar erken geldi ölüm dostlar
goncası açılmadan mor dağların
ecel erken geldi, acı da, hüzün de
ağlıyor işte aydınlığın teninde su
ağlıyor işte bahçelerde gülün kokusu
nazlı Hilal'in uykusu

karda üşümüş bir gelincikti yüreği
yinede dört bir tarafa sevgi sıcağı saçardı
sevgi masalları anlatırdı insandan insana
yürekler mutlu mavi çiçekler açsın diye

kirli bir dünyada o hep gül ve umut koktu
avuçları gül kokan çocukların dualarında
geriye dönüp baktım yoktu
bir sabah erken geldi ölüm
son selamım bende kaldı

Adını bir gül dalına astım
üstüne Hilal'e diye yazdım
yükledim selamımı nazlı bir buluta
ona götürsünler diye anlaştım

gitti Hilal
bembeyaz hayaller serildi kırlara bu sabah
rengarenk çiçeklerle örüldü çimenler

Şimdi dışarda bahar rüzgarları
şarkılar suskun, gönüller suskun
gözlerde bir buğu
Çığlık çığlığa kuşlar

Aksi Seda'nın sesi kısık
yaslı, dudaktaki kelimeler
boğazlarda düğüm düğüm hıçkırık

kanadı kırık kuşların gagalarında kaldı düşleri
o en sevdiğim turna kuşuydu
en sevdiğim güvercin
en sevdiğim dağ kırlangıcı
kanatları rengarenk bir kelebekti
umut, yaşam ve dirençti

ey mavi bulut al götür yüreğimin sıcağını
ört üstüne
yıldızlara bakıp üşümesin nazlı bedeni...

Nuri CAN






Munzur'un Küskün Çiçeği


Munzur’un yamaçlarında dağlı küçük bir kızdı
yavru bir ceylanın gözlerinde ağlarken gördüm onu
öyle nazlı, öyle ürkek ve tek başına
yanakları bahar bahardı
ellerinde deste deste umut vardı

Umutla bakıyordu dünyaya, sevdayla bakıyordu
ağladığında, gözyaşları umut oluyordu
hasret oluyordu, rüzgar oluyordu
haykırıyordu dağların eteklerinde
kimse duymuyordu

Ağladığında, hâle hâle oluyordu
gözlerinde küçük yağmur damlaları,
dökülüyordu çağlayanlara,
ve çağlayanlarla beraber,
yüreğimin orta yerine düşüyordu
dağlar bilmiyordu

Ey munzur dağlı küskün çiçek
sen bu dağların kanadı yaralı kuşusun
umudusun,
bulutların arkasındaki ışıltı
gökyüzünün binlerce yıldızısın
ah ki,yeryüzü ve gökyüzünün
kesiştiği nokta da unutulmuşsun
bakışların hilal hilal
saçların lüle lüle

ipek kanatlı bir kelebeğin
ipeksi kanatlarıdır çiçekleri okşayan ellerin
yeryüzü senin için renklidir
güneş
ay
yıldızlar
ve gökyüzü senin için mavi
munzur senin için mutludur

Bir masal fısılda istedim
o masalda hayallerin
yaraların
içinde yanan ateşler
kır çiçekleri
ateş böcekleri
ve ihanet edenler olsun

Bir dağ yamacının güzelliğine
saklayıp kelimelerini
sustun
boynu bükük menekşeler gibi

Boyun büküyordu bakıp gözlerine
ıslak dağ menekşeleri
rengarenk kelebekler konuyordu
saçlarına

Bu dağlarda
menekşeler hep boynu büküktü belki
belki, gelin gelin ağlıyordu gelincikler
bu yüzden suskundun
ve bu yüzden ben yalnız gözlerinle konuştum

Ah! Munzur dağlı Küçük kız
bil ki, şiirlerim hep seni yazıp, anlatacak
uzaklarda olsam bile
hep yanında olacağım
neşenle açıp, acınla solacağım

Vakit yok ağlamaya küskün çiçek
küsme, yine geleceğim
yaram yaranıza kardeş
sevdam sevdanıza eş
derdim derdinize dost
gönlüm gönlünüze yoldaş

Güleceğiz hep beraber
vakit yok ağlamaya küskün çiçek

29/07/1982
Munzur yaylası










Merhaba!



Merhaba!
doğan gün
dalucları tomurcuklar
dağların esen rüzgarı
sıvırcık kuşlarının sevinci bahar
güneşe koşan çocuklar
bahardalı
analar, babalar
ey dünya
merhaba!
ben geldim...

Ben Bersu Dilse Can...
yeni dünyalıyım.
aydınlık dünyalardan güneş getirdim size
sevda getirdim sol böğrümde oymak oymak
kar akımsı umutlarımla çimil çimil
sizin için, bizim için, gelecek güzel günler için...

Ben Bersu Dilse Can...
durgun bir su gibi berraktır adım
alabildiğine mavi, alabildiğine engin
çakmaktaşı yalazlarında ak gedikli yıldızların
acı ve sevinciyle beraber,
öylesine taze, öylesine körpe, öylesine kutsal
gülpembemsi düşlerim, kan sıcağı duygularımla
emdiğim sütün akında selam getirdim size
sizin için, bizim için, gelecek güzel günler için...

Merhaba!
sevgiye akan sulara
bulutlara, yağmurlara, rüzgarlara
uzak uzak diyarlara
bahçede büyüyen ağaçlara
dallardaki cıvıltılı sese
yüreğinde gül büyüten herkese
ve doğan güneşe her sabah yeniden
merhaba

Merhaba!
Ben Bersu Dilse Can...
yeni dünyalıyım.
gösterin bana dostlar hayatın yolunu
yaşamak ve yaşatmak için sevdamı
yeşertmek için filizlerimi...

Aydınlık bir çağa koşmaktır amacım
Anam, babam, kardeşlerim, bacım
... Ve sizler baştacım...

Merhaba!
Ben
Bersu Dilse Can...

27-12-2005








Üşüyen İncecik İmgeler


Fırtınalar, seller mi yıkar yaraları?
acılar, ayrılıklar mı?
eylül düşmüş bir ormanda
özlemlere kanat çırpan,
ateş gözlü bir serçe mi hıçkırık? ..

bir gülün çınlaması mı şiir?
üşüyen incecik imgelerde
ki, duyarlı rüzgarlarla sevişir hep şair
dipsiz uçurumlarda
her dize derin ve yaralı bir çığlık…

sevgi bir bahar yağmuru mu?
damla damla yağan yüreklere
sevda bir ateş, ayrılık rüzgar mı?
sevgiye hasret kalanlara.

yaralı bir şehir mi uykuda şair?
ki, yüreği en eski aşk kırgını
sevdalı bir nehir mi şiir?
sonsuza akıp giden
ve her sabah yeniden merhaba diyen
güneşe...

dalgın bir dal mı hüzünler
naz ağacında?
suskuların alnacında
yürek yansısı mı yüzler?
ki, aynaları hep kırık...


18/ 9/ 1980 Köln
Nuri CAN







*Lâl oldum...*


Munzur’da yağan kar oldum
uzakta bir diyar oldum
seni sevmekten suçlu
en büyük günahkâr oldum

her kasırgada bir tufan
her tufanda bir kasırga koptu
ve ben kimsesizdim, hiç kimsem yoktu
el açıp göğe
tipi oldum, rüzgar oldum, boran oldum
sessiz bir çığlık düşünce gözlerime
kalbimin kuytusunda yankılandı sesim
dağlarda duman duman kayboldum

gittin
ne talih bana yar oldu
ne bahtiyar oldum
döktü yaprağını yüreğim
har oldum, rüzgar oldum, sonbahar oldum
duman duman geçip gitti yıllar
sonsuz dağlar, denizler girdi aramıza
hasretinden kahroldum
diyemedim derdimi kimselere
*Lâl oldum...*

denizlerde dalga,
dalgada balık oldum
balığın karnında Yunus
gecede hilal oldum
içimde sakladım suskularımı
yoruldum bi- hal oldum….

Mansur’la nara tutuldum
Nesimi’yle dara tutuldum
Kerbela’da ihanete uğradım
unutuldum hayal oldum
içime sakladım suskularımı
*Lâl oldum...*

varlığınla var oldum
yokluğunla yok oldum
seni sevmekten suçlu
en büyük günahkâr oldum...




Nuri CAN
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 27 03 2007 - 20:04
İleti #18


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148




Kurula Islak Kirpiklerini


Bir aynasın sen
kırık dökük
her parçası bir anıyı gösteren
her parçası bin acıyı

bir sevdasın sen
ilkbaharda başlayıp,
sonbaharda bitmiş
esince hoyrat rüzgarlar
sevenlerin terkedip gitmiş

.../
oturmuş bir duvar dibine
başı eğik, gözleri yaşlı
bakarsın öyle boynu bükük
sen ki, garipsin
toprağa benzer yüreğin
gelen çiğnemiş, geçen çiğnemiş
bir rüzgar kırmış dalını
bir acı
bahçe bilmemiş...

kimbilir umudun nerde?
hangi sevdaya vurgun yüreğin?
gönlünde hangi yangının izi var?
nereden gelip,nereye gidiyorsun?
soramam
bükme boynunu öyle garip
dayanamam...

gönlünde sevda sıyrıkları
yüreğinde ihanet okları
bakarsın öyle garip
bir serce ürkekliğinde bakışların
bakışların ki,
derin ucurumlarda yalnız kalmış bir çiçek
ürperip durur sessizce hüznün rüzgarlarında...

Acılar çalsa da kapını
kanatsa da yaralarını ihanetler
yağmalanmış bir ömrün atlasında
kimsesiz de kalsa yüreğin
olmasa da,kendi kollarından başka
yüreğini saran.
ağlama
utandırma gözyaşlarını...

Bilirim yüreklere de kar yağar
yangınlar içinde de olsa üşür insan bazan
sızlar ihanetin açtığı her yara
ihanet görmüşse sevdiklerinden...

Bir kor gibi yaksada içini terkedilmişlik
bırak bir köşede kalsın yüreğinin acısı
gözlerinin hüznü bir gecede kalsın
yorgun bir yolcuda olsa umut,
bırak mavi düşler taşısın rüyalarına...

Dokunma yaralarına
bırak kanasın kanadığınca...
al sana bir avuç güneş
ısınsın yüreğin.
kurula ıslak kirpiklerini...

Kırılma, küsme
yılma, yıkılma, kahrolma
öten bir kuştur umut
en karanlık gecelerde bile...
al sana bir avuç umut
sarıl sarılabildiğince yaşama
ağlama
utandırma gözyaşlarını...

bir eskiciye bırakıp yüreğinin acısını...
sevinçler yükleyip yüreğinin terkisine
ardına bakmadan al başını git bu şehirden...



Nuri Can
8/ 17/ 1977 / Z.burnu İst.

Bu ileti deste tarafından 27 03 2007 - 20:11 yeniden düzenlenmiştir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 27 03 2007 - 20:17
İleti #19


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148



Utanmak Gerekli mi dersin?

Bir kadın satıyorsa vucudunu
kirli para karşılığı
doyurmak için çocuklarını
onu lanetlemek yerine
utanmak gerekli mi dersin ?

Bir ihtiyar dileniyorsa gün boyu
avuç açıp köşe başlarında
yaşamak istiyorsa ölümlere inat
onu kınamak yerine
düşünmek gerekli mi dersin ?

Bir çocuk simit simit deyip bağırıyorsa
uykularını bölüp sabahın köründe
okul çantası yerine,
boya sandığı taşıyorsa küçücük elleri
yaşamak korkusu sarmışsa düşlerini
utanmak gerekli mi dersin ?

Bir yanda yokluk yoksulluk sürerken
bir yanda vurguncular kol gezerken
ve ezerken güçlü, güçsüzü
sen çekilmişsen köşene
yatıyorsan vicdanı rahat
utanmak gerekli mi dersin?


20 08 1974 İstanbul
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 24 05 2007 - 10:14
İleti #20


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148




Oturup Benimle Ağlar mısın?

Işığını yitirmiş bir yıldız olsam
gökyüzünde beni arar mısın?
dizlerimin ütüne yığılıp kaldığımda
üzülür müsün?
kaldırır mısın tökezlenip düştüğümde?
gelip sarılır mısın boynuma?
alır mısın koynuna üşüdüğümde?
yaralarımı bağlar mısın?
oturup benimle ağlar mısın?

Rengini yitirmiş bir gül olsam
eline alıp koklar mısın?
okşar mısın ılık nefesinle?
bir öpücük kondurur musun alnıma?
savurduğunda uzaklara hayat
yüreğinde yoklar mısın?

Çocuğunu yitirmiş bir baba
dizlerine vururken umarsız.
bastırırken ellerini,
acıyan yüreğinin üstüne…
senin de yanar mı yüreğin?
acımı anlatsam dinler misin?
oturup benimle inler misin?
bulutlandığında gözlerim
gözyaşımı siler misin?

İçimde kanlı cam kırıklarıyla
titrerken gece kirpik uclarımda
hüzün koktuğunda pencereme vuran yağmur
seslensem sesimi duyar mısın?
dokunur musun hasretime?
alır mısın beni bu uzak diyarlardan?
merhem olur musun yaralarıma?
sarar mısın acılarımı?
alevimde yanar mısın?
bulutlandığında gözlerim
oturup benimle ağlar mısın?

Yanar mı yüreğin seninde?
bir yetim ah! çektiğinde?
boyun büktüğünde kınalı bir çiçek
düşer mi acı canevine?
yanar mısın alevine?
inler misin sende?
gece rüzgar inlediğinde!...

Acılar kavururken yüreğimi
yüreğini yüreğime ekler misin?
titrer misin üzerime?
hastalandığımda yataklarda
başucumda bekler misin?
dinler misin acılarımı anlattığımda?
ağlayıp benimle inler misin?

Vakit gece olunca, gözlerim tavanda
hasta düşünce sıkıntılar içinde, çaresiz
bir yudum suya muhtaç kaldığımda
acı ile kıvrandığında bedenim yatakta
arasam, sana ihtiyacım var desem gelir misin?
bir şiir yaz desem baharlardan, yazar mısın?
öldüğümde ağlar mısın?
arar mısın kıyı köşe?
boynu bükük bakar mısın ardımdan?
yüreğimi yüreğinde saklar mısın?

Nuri CAN
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 18 12 2007 - 02:10
İleti #21


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148



Dokunma İki Gözüm


Dokunma iki gözüm
sorma
ben kimim, adım ne, nereden geldim
kim açtı bu kahrolası çukuru yüreğimde
kimi sevdim, kime özlemim
kaç yıl sevda doldu iliklerime
kaç yıl eksildim.

Tut ki, bir pınarım suyu kesik
akamadım nazlı nehirlere tut ki,
tut ki, susturulmuş binlerce türkü
bastırılmış binlerce acıyım
baştanbaşa aşk, acı ve ateş

Say ki, küle gömülmüş bir sevdadan
düşleri islenmiş bir gecenin acısı damlıyor gözlerime
hasreti yaraya dönmüş bir ayrılığın sancısı kanıyor içimde

Uzun bir zaman eveldi
toplayıp suskularımı denizlere fırlattım
yalnız balıklar görsün
yalnız balıklar öpsün diye gözyaşlarımı

Sorma ben kimim, adım ne , nereden geldim
nasıl düştüm bu kahrolası kaldırım taşlarına
hangi anılar, acılar, ihanetler geçti üzerimden

Düşlerime hüzünler el koydu
deli rüzgarların öfkesinde savruldu bahçelerim
güllerim bir ihanetin girdabında kavruldu
bütün sevdiklerimden ayrıyım şimdi
bütün sevenlerim kırgın
iflah olmam ben iki gözüm, iflah olmam
düşmüş içime bir kez bu sevda sızısı
bağışlamaz beni artık hiç bir hatıra

Say ki, incinmiş bir gülüş
gecikmiş bir düşüm
bir ateşin çemberinde
yarım kalmış sevinçler kanayan
tut ki, kar altında sevincim
bütün mevsimlere küsüm


Kanadı kırık bir serçeyim tut ki
dağlarda koparılmış kınalı bir çiçek
ateşin zulmünü gördüm
suyun ihanetini
baştanbaşa aşk
baştanbaşa hasret
susturulmuş milyonlarca türküyüm
gerisini ne sen sor, ne ben söyleyim

Dokunma iki gözüm
sorma
ben kimim, adım ne, nereden geldim, yaşım kaç
yaşamak neyin karşılığıdır, ölmek neyin
nasıl unutulur ölümsüz bir aşkın hazin öyküsü
kaç mevsim gözlerimi ardından bırakıp gitti
yıkılmış bir duvar
kapısına kilit vurulmuş bir ev say beni
Say ki, dudaklarda üşüyen bir şiir,
yatağı kurumuş bir nehirim
suskun, susuz, mısra mısra yalnızlığı kanayan

Sorma ben kimim, adım ne
vurulmuş bir ceylanın yarasında
yalvaran bir ananın gözlerinde gör beni

Sorma
bir sarı çiçek
bir sarmaşık belki
çözer dilini yüreğimin

Upuzun yolların düğümlediği
ihanetlerin kilitlediği....



Nuri CAN
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 18 12 2007 - 02:11
İleti #22


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148



Dokunma İki Gözüm


Dokunma iki gözüm
sorma
ben kimim, adım ne, nereden geldim
kim açtı bu kahrolası çukuru yüreğimde
kimi sevdim, kime özlemim
kaç yıl sevda doldu iliklerime
kaç yıl eksildim.

Tut ki, bir pınarım suyu kesik
akamadım nazlı nehirlere tut ki,
tut ki, susturulmuş binlerce türkü
bastırılmış binlerce acıyım
baştanbaşa aşk, acı ve ateş

Say ki, küle gömülmüş bir sevdadan
düşleri islenmiş bir gecenin acısı damlıyor gözlerime
hasreti yaraya dönmüş bir ayrılığın sancısı kanıyor içimde

Uzun bir zaman eveldi
toplayıp suskularımı denizlere fırlattım
yalnız balıklar görsün
yalnız balıklar öpsün diye gözyaşlarımı

Sorma ben kimim, adım ne , nereden geldim
nasıl düştüm bu kahrolası kaldırım taşlarına
hangi anılar, acılar, ihanetler geçti üzerimden

Düşlerime hüzünler el koydu
deli rüzgarların öfkesinde savruldu bahçelerim
güllerim bir ihanetin girdabında kavruldu
bütün sevdiklerimden ayrıyım şimdi
bütün sevenlerim kırgın
iflah olmam ben iki gözüm, iflah olmam
düşmüş içime bir kez bu sevda sızısı
bağışlamaz beni artık hiç bir hatıra

Say ki, incinmiş bir gülüş
gecikmiş bir düşüm
bir ateşin çemberinde
yarım kalmış sevinçler kanayan
tut ki, kar altında sevincim
bütün mevsimlere küsüm


Kanadı kırık bir serçeyim tut ki
dağlarda koparılmış kınalı bir çiçek
ateşin zulmünü gördüm
suyun ihanetini
baştanbaşa aşk
baştanbaşa hasret
susturulmuş milyonlarca türküyüm
gerisini ne sen sor, ne ben söyleyim

Dokunma iki gözüm
sorma
ben kimim, adım ne, nereden geldim, yaşım kaç
yaşamak neyin karşılığıdır, ölmek neyin
nasıl unutulur ölümsüz bir aşkın hazin öyküsü
kaç mevsim gözlerimi ardından bırakıp gitti
yıkılmış bir duvar
kapısına kilit vurulmuş bir ev say beni
Say ki, dudaklarda üşüyen bir şiir,
yatağı kurumuş bir nehirim
suskun, susuz, mısra mısra yalnızlığı kanayan

Sorma ben kimim, adım ne
vurulmuş bir ceylanın yarasında
yalvaran bir ananın gözlerinde gör beni

Sorma
bir sarı çiçek
bir sarmaşık belki
çözer dilini yüreğimin

Upuzun yolların düğümlediği
ihanetlerin kilitlediği....



Nuri CAN
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 09 03 2012 - 14:32
İleti #23


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148



Gidelim üşümeden yüreğimiz

Bir eskici dükkanına bırakıp hüzünleri
kapılara, evlere vurup kilidi ,
bu şehri, bu sokakları terkedip gidelim
gidelim buralardan gidelim dostum
bağlayıp atımızı bir han duvarına gidelim...

"Bu el bize yaramaz"

Öpüp yanaklarından gözyaşını sevdiğimizin
koyup yüreğimizin üstüne sevdamızı gidelim...
sıyrılıp kininden düşmanlığın ,
bencilliğin kirinden arındırıp kalbimizi.
incittiğimiz her ne varsa helallaşarak
hayat haya etmeden hayallerimize gidelim...

varsın anılar ardımızda yağmur olsun,
dolu olsun
sel olsun,
boğulsun dipsiz deryalarda
gidelim bizim olmayan bu şehirden
baharı saçlarından öpme aşkına ,
yağmur aşkına, gül aşkına gidelim

Bu acımazlıklara, bu insafsızlıklara,
bu vefasızlıklara dayanmaz bu yürek
haydi kalk gidelim
daha fazla yıkılmadan, kırılmadan, savrulmadan
yalan kuyular yutmadan benliğimizi
kirli kanallara katmadan ömrümüzü
hırsın, bencilliğin, kahpeliğin
ve tasanın olmadığı bir yere gidelim...

Gidelim üşümeden yüreğimiz
bir dağ başına mesela
hoş geldin desin bir ala geyik
merhaba desin bir çiçek
bir kuş ötsün
bir dal gülümsesin
rüzgarlar bizim için essin,
bizim için doğsun güneş
pınarlar adımızı seslensin
ışıldayan sular adına ve aşkına gidelim...

Hayat ağlamak değil dostum
nefes nefes içine çekmek
şiir şiir sevişmektir hayatla
önyargısız, koşulsuz ve hesapsız
yeryüzündeki sevgi aşkına gidelim

Dağlara vursun çağrısı aşkın
türküsü hayatın
duygusu özgürlüğün
ve kendi kendinin anlamı
ve nedeni olan bir güzellik içinde.
gidelim şiirin ve aşkın aşkına gidelim

Yaklaşırken bahar nefes nefes
kekikler yeşerirken, keklikler öterken
ışıldayan sular aşkına gülümserken ay
serilirken mavi göklere sabahın ak yıldızları
hayatın türküsünü söyleyelim rüzgarlarla
gidelim kendimizle olmak aşkına
gidelim vefa aşkına, dostluk aşkına gidelim...



Nuri CAN
www.nurican.com .
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 09 03 2012 - 14:35
İleti #24


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148



Ey güzel dağ ağlatma beni



Uzansam tutar mısın elimi?
alır mısın beni bu uçurumlardan?
sen ceylanlara sevdalı başı yüce bir dağ
ben başı kederli hazin bir öykü
kimi bedenimden bir şeyler alıp gitti
kimi yüreğimden
kimi yaraladı
kimi umudumu çalıp gitti
şimdi çırılçıplağım hayat denen cehennemin ortasında
insanlardan ve sahte sevgilerinden kaçıp geldim
bırak acemi bir kuş gibi konayım heybetine
yaslanıp omuzuna ağlayayım...

say ki, uzaklardan paramparça bir yürekle geldim sevdim seni
bir annenin şefkatiyle dokun üşümüş kirpiklerime
gülüşünü ört üzerime üşümeyeyim
düşmeyeyim uçurumlardan
yolunu kaybetmiş bir turna gibi tutunayım yamaçlarına

baharın çiçek harmanı senin
gülüşün gönül seyranı
kınalı keklikler
ve dünya güzeli kelebekler
en güzel dostların senin bilirim

benim hiç dostum yok yalnızım, derdimi kimse bilmez
yırtıp bağırsam da göğsümü, sesimi kimse duymaz
saçlarımı yel aldı, sevdiğimi el aldı
kaldım öyle bir başıma
yağmurlar bana kaldı

bir derdim var sır gibi sakladığım
anlatsam dinler misin?
gösterir misin bir yol?
say ki, uzak diyarlardan geldim sevdim seni
say ki, kırgın ve öksüz bir çiçeğim
kırmadan koklar mısın?
incitmeden okşar mısın?

bırak pınar olayım yollarına
avuç avuç iç beni
tozlu raflarda bir kitap
sayfa sayfa aç beni

bırak tomurcuk olayım yollarına
gül yaprağında birer çiğ damlası
sayki, yüreği kocaman küçük bir çocuğum
kara bulutlar sarmadan düşlerimi
sesinle dokun yüreğime
dinsin bu kahır rüzgarı
yalvartma beni

ey büyülü dağ
yalnız bana gülümse, yalnız benimle konuş
başka kimseler görmesin, bilmesin seni
doruklarına yaz beni
kuytularına sakla suskun bir çiçek gibi
hep gölgen düşsün yanıbaşıma
kimbilir anılarında kaç ceylan masalı saklı
seninle koşmak, seninle konuşmak ve seninle yaşlanmak,
kimbilir ne kadar güzeldir

öylesine yakınki ruhum ruhuna
gecenin karanlığında çoban yıldızım ol
ay doğduğunda huzurla uyuyayım
tan ağardığında sana açayım kirpiklerimi
rüzgar estiğinde seni kucaklayayım
güneşim sen ol gelen her yeni günde
sevginle aydınlanayım

ey güzel büyülü dağ
yitirdiklerimi, kırgınlıklarımı, düşlerimi alıp sırtıma
sayki, masallar diyarından geldim sevdim seni
kanatlarında hüzün taşıyan bir kelebek ruhum
bir nefeslik yaşam ödünç verir misin?

tam ortasındayım hayat denen cehennemin
bırak rüzgarı içeyim yamaçlarından
baharı öpeyim saçlarından
nazlı çiçeklerini koklayayım
atma beni uçurumlardan
yedirme yaban kuşlarına yüreğimi
ey güzel dağ ağlatma beni
ağlatma beni...



Nuri Can
www.nurican.com
Go to the top of the page
 
+Quote Post
deste
mesaj 09 03 2012 - 14:36
İleti #25


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 23
Katılım: 03 02 07
Üye No: 3,148



Kim bilir belki bir gün

Kim bilir belki bir gün
damla olursun yanaklarıma sevinçten
beraber gülüp beraber ağlayacağız
srılacağız sımsıkı
bahar gelir yine dağlara
mehtabı öpeceğiz dudaklarından beraber
ismini fısıldarım yıldızlara usulca
ilk görüştüğümüz heyecanla tutuşuruz el ele
yürürüz yine sevda sokaklarında gençliğimizin
ellerim ellerine, gözlerim gözlerine kelepçelenir yeniden
üşümüş kirpiklerime dokunursun kirpiğinle
kokunu çekerim içime doyasıya
unuturum kimsesizliğimi

Kim bilir belki bir gün
pencereden süzülen ayışığım
perdeme düşen günaydınım olursun
hasretle sarılırız yine kokusunda baharın
sevdanın kanatları değince yüreğimize
o kocaman tılsımlı aşkı yaşarız yeniden
kemiğime, iliğime, yüreğime işlerim seni
bir şiir yazarım
bir şarkı bestelerim dudaklarına
gözlerine bir sevda türküsü söylerim
sığınacak limanım olursun mavi denizlerde

Kim bilir belki bir gün
bir kuş misali uçarız diyardan diyara
aşkın aşk, ümidin ümit,
yaşamın aşk olduğu bir yere gideriz
yüreğimizi güzelliklerle besleyip
zihnimizi çevreleyen pırıl pırıl düşlerle
nazlı bir pınarının kıyısında,
bin çiçek açarız tohumu sevgiden, kokusu aşktan

Kim bilir belki bir gün
pencereden süzülürken ayışığı
soluğuma rüzgar, suskunluğuma kar,
özlemime bahar olursun.
yağmurlarda başımın üstünde şemsiye
zemheride sırtımda parkam olursun
unutup hasreti, derdi, kederi
çiçeğe durmuş ağaçlar gibi seviniriz yeniden

Mevsim hazana dönüşmeden
üşümeden dalından bir gonca
oturmadan yüreğimize hasret dağ gibi
yeniden alevlendiririz belki,
yüreğimizde küllenmiş sevgiyi
sevginin, aşkın sıcaklığına ereriz yeniden
sevincim, kederim, sebebim
ezelim, evelim, ebedim olursun
yüreğimi yüreğine
ellerimi ellerine
gözlerimi gözlerine kilitlerim bir ömür

Sen güllere sevdalı o nazlı bahar
ben yine sana sevdalı o mazlum çocuk…
sonsuz mutluluğa yelken açarız yeniden
heran elele, göz göze , diz dize
aşkı anlatırız gece gündüz ırmaklara, rüzgarlara
aşkı bilmeyenlere, sevmeyen yüreklere...
Aşk
budur
diye...

Aşk
budur
diye...

Kim bilir
Belki
Bir gün...




Nuri CAN
www.nurican.com
Go to the top of the page
 
+Quote Post

2 Sayfa V   1 2 >
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 22 10 19 - 11:08