Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

17 Sayfa V  « < 15 16 17  
Reply to this topicStart new topic
> İngiliz Şiiri
Vehbi
mesaj 09 07 2019 - 01:58
İleti #401


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,314
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Gūzel Fakat Ínsafsız Kadın—John Keats (1795-1821)

Ah seni ne bu kadar ūzer şővalye zırhlar giymiş bekleyen,
Bőyle yalnızbaşına ve solgun yūzle ortalıkta gezersin?
Bak, sazlar kurudu gitti gőlden,
Ve kuş kalmadı őten.

Ah seni ne bu kadar ūzer şővalye zırhlar giymiş bekleyen,
Bu kadar yorgun gőzūken ve bu kadar kederli gőrūnen?
Sincabın ambarı dolmuştur,
Ve toplanması bitti hasadın.

Ben bir zambak gőrūrūm alnında senin,
Izdıraptan ıslanan ve çiyle hummalanan,
Ve yanaklarında solmuş bir gūl
O da hızla kuruyup solan.

Ben bir kadınla karşılaştım çayırlarda gezerken,
Herşeyiyle gūzel olan—o kızıydı bir perinin,
Uzundu saçı onun, adımı hafif,
Gőzleri ceylan.

Çiçeklerden bir çelenk yaptım onun başı için,
Ve bilezikler de, ve tatlı kokulu bir kemer beline uyan;
O bana sanki severmiş gibi baktı,
Ve inledi tatlı tatlı.

Onu benim yumuşak adımlı kūheylanıma koydum,
Ve ondan başka hiçbirşeye bakmadım būtūn gūn,
Çūnkū o yanlamasına oturdu eğilerek,
Ve şarkısını sőyledi bir perinin.

O bana şekerli kőkler buldu mis gibi kokan,
Ve yaban balı, ve kudret helvası çiğden yapılan,
Ve garip bir dilde sőyledi kendinden emin---
‘Ben seni sevdim’.

O beni mağarasına gőtūrdū cinlerin,
Ve orada ağladı ve iç çekti kūskūnlūkle dolan,
Ve orada ben onun vahşi gőzlerini kapattım
Ve onu dőrt defa őptūm.

Ve o orada benim uykumu getirtti bana ninni sőylerek,
Ve ben orada rūyasını gőrdūm—Ah! kőtū şeylerin geleceğinin!-
En son rūyaydı o benim şimdiye kadar gőrdūğūm
Yanıbaşında soğuk tepenin.

Krallar gőrdūm soluk yūzlū, ve prensleri de,
Rengi solmuş silahşőrleri, őlmūş gibi beti benzi atmıştı onların hepsinin;
Bağırıyorlardı onlar— ’Gūzel fakat Ínsafsız kadın, seni de,
Pençesine aldı onun kőlesi olman için!’

Açlıktan őlen dudaklarını gőrdūm onların alacakaranlıkta,
Korkunç ikazla açılan sonuna kadar,
Ve uyandım ve kendimi buldum burada,
Yanıbaşında soğuk tepenin.

Ve işte ben bu yūzden burada gezinirim konuk olarak,
Yalnızbaşıma ve solgun yūzle dolaşarak,
Gőlden kuruyup gitmiş olsa da sazlar,
Ve őtmeyi bıraksalar da kuşlar.

Çeviren: Vehbi Taşar

La Belle Dame sans Merci: A Ballad
BY JOHN KEATS

O what can ail thee, knight-at-arms,
Alone and palely loitering?
The sedge has withered from the lake,
And no birds sing.

O what can ail thee, knight-at-arms,
So haggard and so woe-begone?
The squirrel’s granary is full,
And the harvest’s done.

I see a lily on thy brow,
With anguish moist and fever-dew,
And on thy cheeks a fading rose
Fast withereth too.

I met a lady in the meads,
Full beautiful—a faery’s child,
Her hair was long, her foot was light,
And her eyes were wild.

I made a garland for her head,
And bracelets too, and fragrant zone;
She looked at me as she did love,
And made sweet moan

I set her on my pacing steed,
And nothing else saw all day long,
For sidelong would she bend, and sing
A faery’s song.

She found me roots of relish sweet,
And honey wild, and manna-dew,
And sure in language strange she said—
‘I love thee true’.

She took me to her Elfin grot,
And there she wept and sighed full sore,
And there I shut her wild wild eyes
With kisses four.

And there she lullèd me asleep,
And there I dreamed—Ah! woe betide!—
The latest dream I ever dreamt
On the cold hill side.

I saw pale kings and princes too,
Pale warriors, death-pale were they all;
They cried—‘La Belle Dame sans Merci
Thee hath in thrall!’

I saw their starved lips in the gloam,
With horrid warning gapèd wide,
And I awoke and found me here,
On the cold hill’s side.

And this is why I sojourn here,
Alone and palely loitering,
Though the sedge is withered from the lake,
And no birds sing.



Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj Bugün, 02:47
İleti #402


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,314
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Fern Tepesi (Fern—Főrn Tūrkçe eğrelti otu demektir) Dylan Thomas’ın çocukluğunu geçirdiği evin ūzerinde bulunduğu bir tepedir.

Fern Tepesi—Dylan Thomas—1914-1953

Şimdi ben kūçūkken ve rahatken elma dallarının altında
Kıvrak havalı Ískoçya şarkıları sőyleyen evin etrafında ve çimen nasıl yeşilse o kadar mutlu,
Gece, yıldızlı kūçūk bir vadinin ūzerinde,
Zaman bana izin verdi onu selamlamaya ve tırmanmaya
Onun gőzlerinin doruğundaki altına,
Ve onurla dolaşarak yūk arabalarının arasında ben prensiydim elma kasabalarının
Ve benim bir lord gibi hūkmettiğim ağaçların ve yaprakların
papatyaların ve arpaların izinden gittiği bir zamanın altında
Rūzgarın hafifçe yere dūşūrdūğū ışığın nehirlerinin aşağısında.

Ve ben yeşildim ve geniş yūrekli, meşhurdum ahırların arasında
Mutlu avlunun etrafında ve şarkı sőyleyerek sanki çiftlik benim evimdi,
Sadece bir defa genç olan gūneşte,
Zaman bana izin verdi oynamaya ve altın olmaya
Onun elindeki vasıtaların merhameti içersinde,
Ve yeşilin va altının avcısıydım ben ve sığır çobanı, sığırlar şarkı sőyledi
Benim boynuzuma, tilkiler tepelerin ūzerinde havladı açıkça ve soğukkanlı,
Ve Pazar kilisesinin çanı yavaşça çaldı
Kutsal akarsuların çakıl taşlarında.

Būtūn gūneş koşuyordu uzun sūre, o çok sevimliydi, saman
Tarlaları ev kadar yūksekti, bacalardan çıkan nağmeler, o havaydı,
Ve oynayarak, sevimli ve sulak
Ve ateş yeşildi çayır kadar.
Ve geceleyin basit yıldızların altında
Ben at koştururken uykuya doğru baykuşlar çiftliği gőtūrūyorlardı uzaklara,
Būtūn ay duydum uzun sūre, kutsanmış at ahırlarının arasında, çobanaldatan kuşlarını
Uçan ot yığınlarıyla, ve atları
Yanıp sőnen karanlığın içine doğru.

Ve ondan sonra uykudan uyanmak, ve çiftlik bir avare beyazı
Çiğle, geri gelir, horoz omzunun ūzerinde: onların hepsi birden
Parlıyordu, o Ademdi ve evlenmemiş kadın,
Gőkyūzū bir araya geldi tekrar
Ve gūneş būyūdū yuvarlaklaşarak o aynı gūnde.
Bőyle olmalıydı herhalde basit ışığın doğuşundan sonra
Ílk iplik eğrilen yerde, būyūlenmiş halde yūrūyen atlar sıcak sıcak
Kişneyen yeşil ahırlardan çıkarak
Giden şūkran tarlalarının ūzerine.

Ve onurlandırılmış halde tilkilerin ve sūlūnlerin arasında neşeli evin yanında
Yeni yapılan bulutların altında ve kalbin uzadığı kadar mutlu,
Tekrar ve tekrar doğan gūneşte,
Ben koştum pervasız yollarımda,
Benim isteklerim evin arasından yarış etti saman kadar yūksekte
Ve hiçbirşey umurumda değildi, benim gők mavisi alım satımımda, zamanın izin verdiği
Onun būtūn nağmelerle dolu dőnūşūnūn o kadar az gūnlerinde, ve őylesine sabah şarkılarında
Çocuklar yeşil ve altın olmadan őnce
Onu takip ederek gőrkemden dışarıya.

Hiçbirşey umurumda değildi, kuzu beyazı gūnlerde, zamanın beni gőtūreceği
Kırlangıcın sūrūlerle uçtuğu ahırın ūstūndeki samanlığın yanına benim elimin gőlgesiyle,
Herzaman yūkselen ayın içersinde,
Ne de koştururken uykuya
Onun uçtuğunu duymam gerekli yūksek tarlalarla
Ve çiftliğe uyanmam çocuksuz diyardan kaçmış olan daima.
Ah ben çocukken ve rahatken onun vasıtalarının merhametinin içersinde,
Zaman beni tuttu bir arada, yeşilin ve őlūmūn arasında
Ben zincirlerimin içersinde şarkı sőylediysem bile deniz gibi.


Çeviren: Vehbi Taşar 17 Temmuz, 2019

Fern Hill
Dylan Thomas - 1914-1953

Now as I was young and easy under the apple boughs
About the lilting house and happy as the grass was green,
The night above the dingle starry,
Time let me hail and climb
Golden in the heydays of his eyes,
And honoured among wagons I was prince of the apple towns
And once below a time I lordly had the trees and leaves
Trail with daisies and barley
Down the rivers of the windfall light.

And as I was green and carefree, famous among the barns
About the happy yard and singing as the farm was home,
In the sun that is young once only,
Time let me play and be
Golden in the mercy of his means,
And green and golden I was huntsman and herdsman, the calves
Sang to my horn, the foxes on the hills barked clear and cold,
And the sabbath rang slowly
In the pebbles of the holy streams.

All the sun long it was running, it was lovely, the hay
Fields high as the house, the tunes from the chimneys, it was air
And playing, lovely and watery
And fire green as grass.
And nightly under the simple stars
As I rode to sleep the owls were bearing the farm away,
All the moon long I heard, blessed among stables, the nightjars
Flying with the ricks, and the horses
Flashing into the dark.

And then to awake, and the farm, like a wanderer white
With the dew, come back, the cock on his shoulder: it was all
Shining, it was Adam and maiden,
The sky gathered again
And the sun grew round that very day.
So it must have been after the birth of the simple light
In the first, spinning place, the spellbound horses walking warm
Out of the whinnying green stable
On to the fields of praise.

And honoured among foxes and pheasants by the gay house
Under the new made clouds and happy as the heart was long,
In the sun born over and over,
I ran my heedless ways,
My wishes raced through the house high hay
And nothing I cared, at my sky blue trades, that time allows
In all his tuneful turning so few and such morning songs
Before the children green and golden
Follow him out of grace,


Nothing I cared, in the lamb white days, that time would take me
Up to the swallow thronged loft by the shadow of my hand,
In the moon that is always rising,
Nor that riding to sleep
I should hear him fly with the high fields
And wake to the farm forever fled from the childless land.
Oh as I was young and easy in the mercy of his means,
Time held me green and dying
Though I sang in my chains like the sea.
Go to the top of the page
 
+Quote Post

17 Sayfa V  « < 15 16 17
Reply to this topicStart new topic
4 kullanıcı bu başlığı okuyor (4 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 18 07 19 - 09:07