Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

5 Sayfa V  < 1 2 3 4 5 >  
Reply to this topicStart new topic
> "DOST SEVGİLİ"
lhyfae
mesaj 14 07 2005 - 18:43
İleti #51


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 12
Katılım: 14 07 05
Nereden: Kanada
Üye No: 1,405



...
Go to the top of the page
 
+Quote Post
burcinozdes
mesaj 14 07 2005 - 18:52
İleti #52


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 739
Katılım: 24 03 05
Üye No: 1,195



QUOTE(chekirdek @ Jul 14 2005, 06:15 PM)
Bu durumda, ki genellikle öyledir, yanınızdaki kişinin "bakılası bir kişi" olması söz konusu...

Teessüf ederim...
Yanımdaki kişi 'bakılası' niteliklere haizdir her ihtimalde. Bu 'yanımdaki kişi' bir cinsi latif olacağına göre, muhtemel 'bakılası' kategorisine doğuştan girmek lütfuyla donanımlandırılmıştır yüksek mevkiilerden. Şimdi burada bir parantez içerisine sığmaz 'kadın' üzerine görüşlerim... tongue.gif

Ayrıca 'sevgili kişisinin' diğer erkekler (kadınlar) tarafından çekici bulunması benim için bir korku vesilesi değil bir gurur okşayıcı haldir diyeceğim de fakat 'chekirdek' bu kelamı cımbızlar ve de usturuplusundan: 'samimi ol kardeşim!' der diye korkuyorum mesela. unsure.gif

Aşkolsun yahu!
Ben de 'gâyet' kıvamında samimiydim yani... biggrin.gif

Tekrar belirtiyorum: 'Anadolu ile uzak yakın bir bağlantım yoktur.'

Atağım, çeviğim, cesurum, samimiyim ve diyorum ki; bağdaşır... İstem dışı yan yana gelir bu iki hal ve esasında gelmemesi gerekir, tercih edilir...

Saygılar sunarım
Go to the top of the page
 
+Quote Post
chekirdek
mesaj 14 07 2005 - 19:16
İleti #53


MevsimSiz


Grup: Banned
İleti: 2,723
Katılım: 09 01 05
Üye No: 1,083



Bakın, avuçlarıma tırnaklarımı geçirmiş, gözlerimi sıkıca kapatmış, avazım çıktıgı kadar bagırarak ve topuklarımın üstünde zıplayarak soruyorum...

"Dostluk ile kıskançlık" bagdaşır mı?

Bırakın çalının etrafında garip bir ateş dansına benzer zıplaşmaları...

Cevap alayım...
Go to the top of the page
 
+Quote Post
peyderpey
mesaj 14 07 2005 - 19:38
İleti #54


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,185
Katılım: 26 04 04
Üye No: 873



QUOTE(burcinozdes @ Jul 14 2005, 11:52 AM)
Atağım, çeviğim, cesurum, samimiyim ve diyorum ki; bağdaşır...

ayrica -inadina- pirasam da bu konuyla ilgili bir "dostu kiskanma" ornegi vermis.. sorun sadece "bagdasir mi?" ise almis oldugunu kabul edebiliriz yanitini, yoksa baska bir soru var da ben mi kacirdim?. belki gozlerini kapatip ziplamakta oldugundan gormedin diye belirtmek istedim..
Go to the top of the page
 
+Quote Post
bun çağrıştar
mesaj 14 07 2005 - 20:18
İleti #55


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 3,805
Katılım: 12 12 04
Nereden: uzak...
Üye No: 1,031



Ben ''Anadolu'luyum'' diyorum...peki siz hangi anadolululardan(!) bahsediyorsunuz...anlamadım...dumurlarımı yoksa...ne gıcık veren bir üslubunuz var anadolululardan(!) bahseden gardaşlarım benim...smile.gif


o eski ruhun kaybolmadığı yerler yokmu sanıyorsunuz siz Anadolu'da...

o buza saçlı jöleli, jübileli maçoları savunmak değil kastım...kastım o tertemiz ruhu koruyan Anadolu'luları savunmaktır!..


Sanırım İstanbul'da buraya yorum bırakan arkadaşların çoğu...olsun...siz ordan ince belli sigaralarınızı yakın ve konuşmaya devam edin işte öyle öylesine...smile.gif


Bu arada sevgili Burçin...sen cidden Anadolu'lu değil misin... tongue.gif

Çekirdek bir daha senin açtın herhangi bir konuya yorum yazarsam iki olsun...stressin kardeşim sen...stress!..sıcağın rehavetini iki kat daha artıyorsun insanda!..


hoş kal'ın!..
Go to the top of the page
 
+Quote Post
burcinozdes
mesaj 14 07 2005 - 20:26
İleti #56


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 739
Katılım: 24 03 05
Üye No: 1,195



QUOTE(Davut DAĞDELEN @ Jul 14 2005, 09:18 PM)
Bu arada sevgili Burçin...sen cidden Anadolu'lu değil misin... tongue.gif

Yok, sülâlevi bağlamda hakikatten değilim de dersen ki 'Anadolu demek'... Diye başlayarak devam eden uzun hamasi nutuklar eşliğinde bir güzel uzun hava, oturur tartışırız bu sıcakta laugh.gif ...

Kızma chekirdek; ciddi bir biçimde yanıtlamaya çalıştık yahu! Ancak öyle seziyorum ki bu sorunun altında başka bir bit yeniği var, acaba nedir?
Go to the top of the page
 
+Quote Post
chekirdek
mesaj 14 07 2005 - 20:37
İleti #57


MevsimSiz


Grup: Banned
İleti: 2,723
Katılım: 09 01 05
Üye No: 1,083



Anadolu'nun gıpta edilesi tek yanı onlarca farklı medeniyete ev sahipliği yapmış zengin bir tarihe sahip olmasıdır...o da bugün yok olmaya yüz tutumuş olsa dahi kırıntılarının hala var olmasından dolayı bir gıpta...zira bilgisizlik ve umursamazlığın elinden de kurtulamamıştır.

"Anadoluluk" diye bir duruş yoktur...bir kaç kendini bilmez şovenist adam müsveddesi erkeğin agzında hiç bir anlama hizmet etmeksizin gevelenir durur.

Anadoluluk, nedense birden bire;

"peki siz hangi anadolululardan(!) bahsediyorsunuz"

şeklinde bir soruya cevap olabilecekler ile başka bir anlam kazandı;

smile.gif)))))))))

Demek Anadolu'da oldugu halde farklı farklı olanlar var...biraz daha sorsam "hangi bölgesinden" diyeceksiniz...daha sonra da "hangi şehri", "hangi mahallesi" diyerek gider bu...

Bırakın bu uyduruktan teyyare kategorizasyonlar ile bir gruh yaratıp kendinizi de onların içine koyup bir çogunluğun temsilcisi misali laf yetiştirmeleri...

..."her koyun kendi bacagından asılır". (Anadolu sözü).

"Anadoluluk" ya da "Anadolu delikanlısı" diye bir şey yoktur...

Burada her bir katılımcı kendi adına yazıyor...Anadoluda olan her-bir-kişiyi temsil eder havalarda buralara temsilci kesilmeyin...

Dedim ya; Ben de Anadoluluyum...yazdıgınız zırvalar ile uzaktan yakında alakam yoktur, olamaz da...

"Bir daha senin başlıga yazmam" gibisinden ucuz tehditleriniz sizin olsun...kendi adınıza yazacagınız bir cevabınız var ise alayım...yok ise zaten yazmamanızdan daha da menun olacagım.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
chekirdek
mesaj 14 07 2005 - 20:43
İleti #58


MevsimSiz


Grup: Banned
İleti: 2,723
Katılım: 09 01 05
Üye No: 1,083



Burçin:)
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Kozalak
mesaj 14 07 2005 - 21:34
İleti #59


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 269
Katılım: 09 06 05
Üye No: 1,325



kıskançlık ilkel bir duygudur, yani benim için öyle ve ben hala ilkel çağlarda yaşayan bir adamım.

ne kadar sonuna "m" koyarsan koy yine de sadece benim smile.gif

alakalı mı değil mi siz karar verin fiii tarihinden kalma bir yazı ekliyorum:

Bazen öylece dalıyorum, çok değil kısa bir süre, hani bazen boşluk yaşar ya insan içinde, işte öyle kısa bir süre, kısa bir boşluk.

Korkuyorum kendimden, kendimi kaybetmekten, kontrolden çıkmaktan. Sanki ben değilmişim gibi olmaktan. Birşeyler taşıyor içimden, tam olarak anlayamadığım, ama kendimi çok farklı hissettiren birşeyler. Belki beni aşan birşeyler. Ama durdurmak istemiyorum onları, dizginlemek istemiyorum duygularımı.

Ben hiç kıskanç değilim demiştim bir zamanlar gülmüşlerdi kıskançlığımı anlattığım şeylere, ama ben hiç kıskanç olmadım ki gerçekten, bilmiyorum ki insan nasıl hisseder kendini böyle sevince.

Dur diyemiyorum kendime.

Bugün bir belgeselde izledim, en büyük kalp balinalardaymış, güldüm kendi kendime, balina olsam daha mı rahat kaldırabilirdim bu sevgiyi diye. Dayanamıyorum bazen böyle sevgiye, kaldıramıyorum tek bir lafı bile, herşeyi kontrol etmek istiyorum. Belki, evet belki bir çeşit süzgeç olmak istiyorum sevdiğimin önünde, Onu kırabilecek, üzebilecek herşeyin takıldığı. Biliyorum abartıyorum bazen, belki de her zaman.

Ama...

Ben hiç böyle sevmedim ki, hiç böyle hissetmedim ki, bocalıyorum, afallıyorum, sonra toparlanıyorum, ama ...evet ama, sonra yine sendeliyorum...

Korkuyorum

Kaybetmekten değil ama, kendimi kaybetmekten korkuyorum.

Evet, bazen korkuyorum kendimden,

Çünkü...

Söz konusu sen olduğun zaman, seni bile gözüm görmüyor.


10.02.2005



..........................................

-Hayatım, seni deliler gibi kıskanıyorum.

-Ama, yeter Rıfkı. Karışma artık ne giyip, ne yiyeceğime, nerelere gidip kimlerle konuşacağıma.

-Hayatım, benimkisi seni korumak.

-Neden koruyorsun beni Rıfkı?

-Dışarıdan hayatım. Dışarıda ki insanlardan.

-Rıfkı, biz seninle tanışmadan önce de dışarısı!! vardı. O zaman da böyle giyinip, böyle yaşıyordum. Noldu, seninle tanışınca dışarısı tehlike çukuruna mı dönüştü?

-Hayatım...

-Tamam Rıfkı, tamam anladım sen bana güvenmiyorsun.

-Hayır hayatım ben sana güveniyorum, dışarıdaki insanlara güvenmiyorum. Neler oluyor görüyorsun.

-Yahu tanımadığın insanlara neden, nasıl güvenesin?

-Erkeklerin hepsi aynı şeyin peşindedir, hayatım. Bir ışık görmek için bin takla atarlar. Seni kaybetmek istemiyorum.

-Rıfkı, sen erkek değil misin?

-O ne biçim soru şimdi.

-Soru sorduğumu anladın da sorunun içeriğini anladın mı?

-Bak, bak bak şu pencereden kaç çeşit insan geçiyor. Sende onlar için yabancısın. Aynı şeyleri senin içinde düşünüyorlar. Anlamıyor musun sen ya...


diye seslendirmişsin

pırasam tabi şöyle bir şekli de olabilir bu diyaloğun ( senin kadar uzatabilmeme kabiliyetim müsade etmiyor)


-Hayatım, seni çok seviyorum neden kıskanayım ki.

-Ama Rıfkı. Ne bileyim giyimime kuşamıma hiç ses çıkartmıyorsun, bak mini mini eteğim nasıl

-Hayatım, çok yakışmış ne kadar çekici görünüyorsun.

-Rıfkı ya bana laf atan olursa bu kıyafetle.

-Nolur ki hayatım, onlar sadece laf atabilir ama sen sadece benimsin.

-Rıfkı insan biraz kıskanır bişeyler söyler deli olucam hiç tepki vermiyorsun var mısın yok musun?

-Hayatım...

-Tamam Rıfkı, tamam anladım sen beni sevmiyorsun.

-Hayır hayatım ben sana güveniyorum, neden sevmiyim nereden çıkarttın bunu

-Yahu nasıl sevgi bu hiç kıskanmıyorsun hiç karışmıyorsun

-Erkeklerin hepsi aynı şeyin peşindedir, hayatım. Bir ışık görmek için bin takla atarlar. Ama bu neyi değiştirir ki senin beni sevdiğini biliyorum.

-Rıfkı, sen erkek değil misin?

-O ne biçim soru şimdi.

-Soru sorduğumu anladın da sorunun içeriğini anladın mı? bu ilişkiyi sürdüremiycem sen beni sevmiyorsun sevsen kıskanırdın.



dostluk kıskançlıkla bağdaşır mı ?

kıskançlık herşeyle bağdaşır, kıskançlıktan ne anladığımızla ilgili olarak. ben kıskanırım dostumu da sevdiğimi de zaten dostum da sevdiğim değil midir ya da sevdiğim dostum değil midir. Öyle olmalıdır


belki daha çok a ayrılır ama ikiye ayıralım mı ?

1. senin yapmak istediklerini başkalarının yapıyor olabilmesinden kıskanmak sevdiğini

bu guruba bir koltuğu kıskanmak bile girebilir, senden daha çok sevdiğinle birlikte oluyor diye.

2. başkalarının sevdiğinle ilgili yapmak istediklerini düşünerek kıskanmak ( çoğu zaman o başkası kıskandığın kişiyi fark etmemiştir bile)

buna örnek vermiycem smile.gif


dost ile sevgili nasıl bağdaşıyorsa kıskançlıkla ikisi de öyle bağdaşır.

konu tamammen ikili ilişkilerde kıskançlığa dönmüş gibi, kıskançlığı daha geniş düşünürsek çok daha mı dağılırız?

mesela ben AyberBey i kıskanıyorum, ne tanışırız, ne dostumdur, ne de sevgilim olma ihtimali var smile.gif

yoruldum

sondaki "m" bana ait olduğunun ifadesidir ( bu karşı masada oturana gözdağı idi ) smile.gif
Go to the top of the page
 
+Quote Post
chekirdek
mesaj 14 07 2005 - 22:44
İleti #60


MevsimSiz


Grup: Banned
İleti: 2,723
Katılım: 09 01 05
Üye No: 1,083



smile.gif

Pırasa benim dostum...

"Pırasam" da derim..."pırasan" da...

smile.gif

Sen oradan dellen...

Sen kalırsın...gidersin...öteki gelir...beriki gider...belki sonra geri gelir...

Pırasam benim dostum...

Hepinizle ilgili benimle konuşur...

Ben sabitim...sizler değişken.

Yani sizler Pırasam'a baglısınız...

Neymiş hatırlatalım...

Pırasam benim dostum...

Ne siz bana...ne de ben size... bağlı değilim...

smile.gif


Neydi soru?

Dostlukla kıskançlık bağdaşır mı?

Var mı cevabı olan bir babayiğit...
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Kozalak
mesaj 14 07 2005 - 23:00
İleti #61


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 269
Katılım: 09 06 05
Üye No: 1,325



öyle bir belden aşağı vurdun ki, artık pırasam benim de dostum smile.gif ama pes etmiş değilim bir ameliyat araştırması yapıyım yine gelicem smile.gif



ve sanırım sorunu anladım

soruya cevap veriyoruz da babayiğit olamadığımız için kabul görmüyor
Go to the top of the page
 
+Quote Post
chekirdek
mesaj 14 07 2005 - 23:04
İleti #62


MevsimSiz


Grup: Banned
İleti: 2,723
Katılım: 09 01 05
Üye No: 1,083



Vay canınaaa...

Prototip bir "dost sevgili" yarattık...

smile.gif

Kolay olmadı ama en azından bu ortamda beklediğimden çabuk oldu...

smile.gif)))))

Geliştirmek lazım...

Efendim bu konuda duygu ve düşüncelerinizi alalım...
Go to the top of the page
 
+Quote Post
burcinozdes
mesaj 14 07 2005 - 23:52
İleti #63


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 739
Katılım: 24 03 05
Üye No: 1,195



Olmaz, olamaz, iddia ediyorum...

Memleketim insanından hem dost hem de sevgili olmaz, olamaz...

Olup olmadığı da ancak 'sevgililik' pâyesi omuzdan söküldü mü anlaşılır, şimdiden olur falan demesin kimse; ciddiye almam, alamam...

Mümkünü yok inanmam...

Sevgili iken dost olabilir fakat 'yıldız' sökülünce dost kalamaz derim ben haddim olmayarak...

Dostlukla
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Kozalak
mesaj 15 07 2005 - 00:12
İleti #64


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 269
Katılım: 09 06 05
Üye No: 1,325



QUOTE(chekirdek @ Jul 14 2005, 11:44 PM)
smile.gif

Pırasa benim dostum...

"Pırasam" da derim..."pırasan" da...

smile.gif

Sen oradan dellen...

Sen kalırsın...gidersin...öteki gelir...beriki gider...belki sonra geri gelir...

Pırasam benim dostum...

Hepinizle ilgili benimle konuşur...

Ben sabitim...sizler değişken.

Yani sizler Pırasam'a baglısınız...

Neymiş hatırlatalım...

Pırasam benim dostum...

Ne siz bana...ne de ben size... bağlı değilim...

smile.gif


Neydi soru?

Dostlukla kıskançlık bağdaşır mı?

Var mı cevabı olan bir babayiğit...

demekki daimi bir birliktelik için dost olabilmek gerekiyor, dostluk kavramının ne anlama geldiğini hepimiz biliyor muyuz ? o halde ona göre yorumlayalım;

sevdiğiniz sizi dostu olarak görebiliyor mu ?
bunu yakalamak zamanla olabilir mi ?

sevgili olmak kolaydır, değer yargıları farklıdır. Başlangıcı daha kolaydır, paylaşımları daha yüzeyseldir, geleceğe ait dileklerin olur, beklentilerin olur, onlar yerine gelebiliyorsa sevgililik olayı sürer.

dostluksa beklentilerin aşıldığı, karşılıklı emin olunduğu paylaşımdır.

ikisinin de oluşum süreçlerinde insan doğasından kaynaklanan yaptırımları vardır. Bunlar kişiden kişiye farklılık gösterir ve sonuçta ilişkilerin kalıcılığında belirleyici olur.

dostane bir birliktelik, sahte dostluk gibidir ne görüleceği henüz belli değildir. Bu dostane yaklaşımda sevgi kıvılcımları yükselir de sevgili kavramı devreye girerse, dostlukta olmaması gereken yaklaşımlar yaşanır. Sahiplenme, kısıtlama ve bilumum sıkıcı, bunaltıcı tripler. Bunların yaşandığı süreç kazasız belasız atlatılabiliyorsa taşlar yerine oturuyor demektir ki bundan sonra dostane ilişki sevgili ilişkisine, oradan da dost sevgili olabilmeye geçmektedir.

işte bu noktada istem dışı tripler olarak yaşanan "m" harfi takıntıları gibi bir sürü yaklaşım bünyeyi terk eder ve hatırlandıkca biraz utanarak, biraz gülümseyerek, ama fazlaca kendinle dalga geçerek hatırlanan anılar olarak geçmişe yazılır.

bu doğrultuda, yukarıdaki yazı örneğim 10.02.2005 tarihinde "sözkonusu sen olduğun zaman, seni bile gözüm görmüyor" sözüyle bitip bu sürecin bendeki ilk safhalarının tarifidir ki şu anki aşılmışlık içinde kendimi bu konuda ti ye alabilmenin gururunu yaşamaktayım. Şu anda ise bir yazım " söz konusu sen olduğun zaman, en iyi dostum diyebiliyorum" diye bitiyor. Ancak henüz sadece bu bitiş cümlesi var yazının.

içinde özellemeler de olan bu genellemeyi daha özele taşıyacak olursak.

sayın chekirdek, sizin benden belki de tek farkınız benden önce yakalamış olduğunuz bir dostluk, benim sizden tek farkımsa yakalanmış bir dostluğu sevgili ilişkisinin üzerine kurabilmiş olmam. yani dost sevgili.

ve evet bu konuda bir prototip olduğumu düşünüyorum ve seri üretimleri malesef yapılamıyor çağımızda. nasıl masalsı bir tarif oldu değil mi smile.gif

istisnalar kaideyi bozmaz, ben istisna mıyım ? bunu da zaman gösterir kim ne derse boş.

sanırım daha çok yazacak şeyim var, ama detayları yazılanlar oluştursun
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Renan
mesaj 15 07 2005 - 00:57
İleti #65


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 301
Katılım: 25 03 05
Üye No: 1,199



Kadın erkek ilişkisinde ince bir denge var. Her an gidecek/gidecekmişsin gibi, hem de hep birarada olacakmışsın gibi.

Bence dost sevgililik ne? İlişkimizin sahipmiş gibi değil, birey olarak geliştiğimiz, paylaştığımız, beraber çoğaldığımız sürece devam edeceği bilinciyle yaşanan ilişkidir. Kişi benliğini koruyup, bireysel yaşam alanını çizerken ve özgürce hareket ederken onunla olmanın hazzını her an yaşamaktır. Yani onunla beraberken onsuz olabileceğini bilmenin gücünü hissetmek, ama onunla hayatın şu anda daha güzel olduğunun farkında olmak ve her şey böyle gittiği sürece bir aradayız duygusuna ulaşmaktır.


İlişki sürecinden bahsettim. Ayrılık sonrası dostluğun devam edemeyeceğine de inanıyorum Burçin gibi.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
İltihap
mesaj 15 07 2005 - 09:41
İleti #66


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 2,738
Katılım: 09 04 05
Nereden: kaleyi karşıdan gören bir yer
Üye No: 1,226



Sevgiliden dost olmaz,
Hele ki eski sevgiliden hiç olmaz...
(bırakalım bu eski sevgiliyle, eski eşle dost kalabilme muhabbetini)

Dosttan sevgili olur, ama sevgilinin başladığı yerde dost biter. Sonra sevgi de biter, sonra bi bakarsınız ne sevgili, ne dost..O da yok...

Sevgili kıskanılır, dost kıskanılmaz.

Kıskanılan dost, dost değildir.

Yani kısaca, dost ve sevgili... Çok zıt iki kavram. Birbiriyle ilgisi yok.


Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur. (eski bir Türk atasözü)
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Meleğim
mesaj 15 07 2005 - 09:55
İleti #67


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,072
Katılım: --
Üye No: 400



Sayın Ayber, size katılmak elimde değil. Olsa, bütün katılımlarım sizin olsun.

"Kıskanılan dost, dost değildir." demişsiniz ya. Yahu insanoğlu bu, kolundaki sevgilisini kıskanıyorsa, neden dostunu kıskanmasın. Kıskanır, beynin ne üretip ne tüketeceği belli olmuyor ki. Her cinsin kendine has özellikleri var.

Atalarımızın ettiği bir kelamla açıklayayım olayı...

“Minareyi yaptırmayan, yerden bitmiş sanır.”
Go to the top of the page
 
+Quote Post
chekirdek
mesaj 15 07 2005 - 09:56
İleti #68


MevsimSiz


Grup: Banned
İleti: 2,723
Katılım: 09 01 05
Üye No: 1,083



Kozalak demiş ki;

QUOTE
sayın chekirdek, sizin benden belki de tek farkınız benden önce yakalamış olduğunuz bir dostluk, benim sizden tek farkımsa yakalanmış bir dostluğu sevgili ilişkisinin üzerine kurabilmiş olmam. yani dost sevgili.


Desene ikimizden ancak bir adam edecek...tongue.gif

smile.gif

Aslında kozalak ile pırasam konuya oldukça sağlam bir çerçeve çizdi...

Ben bu çerçevede kalmak istiyorum...

Pırasam ile kozalağı bir kenara bırakalım.

*

Hemen hemen hepimizin bildiği üzere kimi zaman elimizde olmadan ve kendiliğinden gelişen bir çok ilişkiler de söz konusu;

Birbirini deli gibi seven ve kıskanan çiftlerin ilişkileri...

...oldugu gibi

Birbiri ile sıkı dost iken sevgili olanlar

Her ikisi ya da birisini evli olduğu iki kişinin ilişkisi...

Kaçamak ilişkiler, kısa süreli ilişkiler...

...

Geçenlerde bir yerlere yazmıştım...

Metres hayatı yaşayan kadının biri demişti; "Neden ayrılayım ki, bir ilişkinin en güzel kısımlarını yaşıyorum."

İlişkinin şeklini yanlış doğru bulanlarınız olabilir...ancak dediği el hak doğru...

Kadının söylediğinden yola çıkarsak şu yukarıdaki ilişkilerin "en güzel yanları"ndan bir ilişki şekli yaratmayı denesek...

Olur mu acaba?
Go to the top of the page
 
+Quote Post
İltihap
mesaj 15 07 2005 - 10:03
İleti #69


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 2,738
Katılım: 09 04 05
Nereden: kaleyi karşıdan gören bir yer
Üye No: 1,226



Sevgili pirasa.

Sevgili ayrı, dost ayrı.

Sevgili kıskanılır, dost kıskanılmaz.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Meleğim
mesaj 15 07 2005 - 10:07
İleti #70


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,072
Katılım: --
Üye No: 400



Niye??
Go to the top of the page
 
+Quote Post
İltihap
mesaj 15 07 2005 - 10:58
İleti #71


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 2,738
Katılım: 09 04 05
Nereden: kaleyi karşıdan gören bir yer
Üye No: 1,226



İkili ilişki örneklerinden yola çıkacam:

Durum 1: Benle dost olduğunu düşün. Ve benim hayatımda birisi var.

Durum 2: Benim sevgilim olduğunu düşün. Ve hayatımda başka birisi de var.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Meleğim
mesaj 15 07 2005 - 13:15
İleti #72


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,072
Katılım: --
Üye No: 400



Sonra Sen Geldin

Bu hikaye senin için!


'Anlamak' kelimesini sözlüklerden çıkartıp elimle dokunacağım kadar somut hale getirdiğin ve yüreğime yerleştirmeme yardım ettiğin için...

'Anlamak' ve 'anlaşılmanın' en güzel denilen sevişmeleri kıskandırdığını bildiğin ve bana da öğrettiğin için... Durum ne olursa olsun, dilinde bu kadar güzel bir 'özgürlük' şarkısıyla yaşayabildiğin için... Senin için...


.....................


Bu, insanın içinde yaşatıp zamanla sevdiği ve kendisine çok acı verse de, neredeyse bedenine bir organ gibi eklediği, hüzün doğuran tüm uzun soluklu duyguları yerle bir eden, kısacık bir hikayedir!


Sonra sen geldin.


Yaşayıp gidiyordum... 'Yaşayıp gitmek!' Ne saçma! Bu fiili nedense, hayatımızın sıkıcı olduğunu, bir günün diğerinden farklı geçmediğini düşündüğümüzde kullanırız. Oysa tam tersi olması gerekmez mi? 'Yaşamak ve gitmek...' Yaşıyorum, gidiyorum, yol alıyorum. O halde şöyle demeliyim: "Yaşıyordum ama gitmiyordum." veya "Gidiyordum akıp zaman içinde, kaybolmuş vaziyette, ancak yaşamıyordum."


Bir aşk hikayesine boyanmıştı bütün mevsimlerim
Tuhaflığı yoktu yazın kazak giyip de
Kışın denize girişimin
Kazağımda da aşk kokusu vardı
Acıma dokunan ve
Nasıl kokacağını şaşıran
Yosunlarda da

Sonra sen geldin.


“Hadi gel, hayatı anlayalım ve anlatalım." dedin. Çok konuştuk bu konuda, çok... Hem her duygunun tarifini almak istedin hem de hepsi hakkında, bildiğin ne varsa bana vermek. Seninle konuştukça, kendime dair son derece basit ama yine de hiç üzerinde durmadığım bir şeyler olduğunu görmek beni nasıl da şaşırtıyordu.
'Acı' konusunda çok konakladık...


Kanattıkça beni böyle acı
Ve sohbetler yetmeyince nefes almaya
Ağlardım
Yaralarımdan şiir yapardım


Acı bir annedir, durmadan hüzün doğuran. Ahh, ben o hüzünlerle boğuşmak, azıcık nefes alabilmek için kaç kitap okudum, kaç film izledim, kaç hayat belledim, bir bilseniz.

Yooo! Dostlarıma haksızlık edemem şimdi. Turuncuya boyalı güney akşamlarından, fesleğen kokulu batı ikindilerinden, kuzeyin gri sabahlarına kadar kaç sohbet vardır yüreğimde daima saklayacağım. Ahh, benim kelimelerle beyinlerinde tepindiğim dostlarım... Nasıl da isterlerdi gözlerimden yanaklarıma dökemediğim gülüşleri görmeyi. Bence, dostlar daima 'gülmek' ve 'gülümsemek' arasındaki farkı bilirler, bu nedenle onlara arkadaş değil de 'dost' deriz zaten. Her sohbette yüreğimi yatırıp masaya, son derece dikkatli ve zarif hareketlerle, acı ve hüzün doğuran parçalarıma ulaşır, üzerini örterlerdi. İyi hissederdim bir süre. Apartmanların üzerinde uçuşan martıları fark ederdim en azından. Ancak sonra yine hüzün... Yüzsüz hüzün...


Baktığım yerlerde gözlerim
Bazen öyle uzun kalırdı
İnanmazsınız ama
Baktığım yerler sıkılırdı

Sonra sen geldin.


Geldin ve: “Hele şu yükünün birazını bana ver.” dedin. Şaşırdım çünkü görünüşe göre senin yükünün benimkinden fazlası vardı ama eksiği yoktu. Sen anlatırken fark ettim ki içinde bir yerlerde bu yüklerle başa çıkmak için özel eğitimli bir parçan vardı. Bu parça, yükün niteliğini ya da niceliğini, yürekte en hafif duracak hale getirebiliyordu gerçekten.

Konuşurken bir yandan da yüreğimin en tozlanmış ve uzun süredir de yanına hiç uğranmamış parçasını koydun masaya. “Bak,” dedin "bunlar hayat dostu parçalar . Şimdi bunları öyle güzel temizleyeceğiz ki bir daha canın içindeki parçalara dokunmak istediğinde ve hüzne giderken, bunların ışıltısına takılacaksın. Takılacaksın ki hüzün doğuran acı parçaları koyuvereceksin yerinde tozlanmaya. Böylece de zamanla ağırlıkları, olması gerektiği kadar olacak. Oysa sen ha bire parlatıp parlatıp durmadan onlara bakıyordun önceden ve bu da onları olduğundan ağır hale getiriyordu. Oysa tam tersini de yapabiliriz hepimiz. Işıldayan parça daima daha ağırdır. Gel, hayat dostu parçaları ışıldatalım durmadan.”


Sen geldin
Kelimelerini şekere batırarak
Sen geldin
Baktığın yerlerde çiçekler bırakarak


Acıya ve hüzne gereğinden çok yüz vermemeli insan. Ben artık hüznü içimde şişmanlatmamayı, başarıyorum galiba. Geçen gün ne gördüm dersiniz? Meğer ne kadar yakışıyormuş martılar denizin üzerine! Hikaye bu kadar...

Merak edeceksiniz belki, bu değişiklikleri sağlayan dostum kimdi? Diyelim ki, kırk yaşını geçmiş veya otuzuna gelmemiş bir adamdı, seksen yaşında bir ihtiyar, hep otuzunda yaşayan bir kadındı ya da dört yaşında bir çocuk; hem hepsiydi, hem hiçbiri değildi. Ne fark eder ki? Bir can’dı.

Canımın içi değil
İçimin canı olup da
Sen
Geldin
Üstelik
Aşk da
Değildin
..............................
Hoş geldin

Esra Güzelipek


tongue.gif tongue.gif
Go to the top of the page
 
+Quote Post
chekirdek
mesaj 15 07 2005 - 22:05
İleti #73


MevsimSiz


Grup: Banned
İleti: 2,723
Katılım: 09 01 05
Üye No: 1,083



Berbarliklerinde dizlerinin üstüne çökerek zırtı pırt günah çıkaranlar, ağlak zırlak kendilerini affettirmeye çalışanlar, gizli gizli vicdan azabı çekenler, orada burada hatalarını kabullenerek eşe dosta itirafta bulunanlar, kıskançlıkları nedenli yaptıklarından dolayı pişmanlıkları ile yüzleşenlerdir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
ipucuipinucu
mesaj 16 07 2005 - 13:08
İleti #74


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 248
Katılım: 10 06 05
Üye No: 1,327



"ayıdan post eski sevgiliden dost olmaz" atasözünün kelimeleri ile biraz oynasak da...

ne ayıdan post
ne posttan ayı
ne posttan dost
ne dosttan post
ne dosttan sevgili
ne sevgiliden dost
ne ayıdan dost
ne ayıdan sevgili

elde edebiliriz...

tek edinebileceğimiz şey hep "TECRÜBE" olur:) bolca ...
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Neftendez
mesaj 16 07 2005 - 16:31
İleti #75


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 220
Katılım: --
Nereden: Türkiye
Üye No: 610



selam herkese... dostluk , kıskançlık ve sevgi birbirine çok zıt konular.Kıskançlık sevgiyide dostluğuda bitiriyor.
Sevgili kıskanıyor bir arkadaşla konuştuğunu görse kıyameti koparıyor o sinirle ağzından çıkanları kulağı duymuyor hatta ileri gidip hakaret ediyor ardından pişman olup bu kıskançlığım sevgimden diyor.Kıskançlık tüm güzel duyguları törpülerken nasıl sevgiyle bağdaştırılabilir ki.
Dostun kıskanılması nasıl birşey oluyor.Kıskanmanın kapsamı geniş.Dostun nesi kıskanılır.Sahip olduğu güzellikler (mutlu yuva,iyi bir eş,çocuk,mal mülk vs.) yada başarısı kıskanılır.Bunları kıskanan zaten dost değildir.
Görülüyorki kıskançlık ne dostlukla nede sevgiyle uyuşmuyor.
Go to the top of the page
 
+Quote Post

5 Sayfa V  < 1 2 3 4 5 >
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 19 10 19 - 06:54