Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

37 Sayfa V  « < 35 36 37  
Reply to this topicStart new topic
> MEVLÂNA, İNGİLİZCE-TÜRKÇE
Vehbi
mesaj 28 04 2019 - 18:17
İleti #901


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Ulaş Bana—Mevlâna
(Rubailer I2016), Rubai #1, Sayfa 38.)

Başka arkadaşım yoktur benim Aşkın yanısıra.
Aşk benimleydi ben gelmeden őnce dűnyaya,
Ve Aşk benimle hâlâ.

Ruhum bağırıyor bana,
“Ey Aşk yolunda tembel tembel duran kişi, durma.
Çabuk ol, Ulaş bana.”

Çeviren: Vehbi Taşar

Reach Me
(Rubailer I2016), Rubai #1, Page 38.)

I don’t have any friend besides Love.
Love was with me before I came into this world, and Love is still with me.
My soul yells, “O lazy one on Love’s way, come on.
Hurry up. Reach me.”
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 02 05 2019 - 23:05
İleti #902


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 1884. Dize, 143. Şiir—Mevlâna

Ey ebediyetin atını sűren Biri
Ve terkeden bu geçici keşişhaneyi,
Sen bilirsin Gideceğin yolu.
Sen biliyorsun Gideceğin yeri.

Arkadaş edinmeden maddi şeylerle ve belirtilerle;
Dűşmeden onların tuzağına,
Yavaşlamadan illetlerle,
Gidiyorsun acılıktan tatlılığa,
Mahrumiyetten Senin niyetine.

Sen Ruhların Ruhusun.
Senin gittiğin yol budur;
Yem toplayan akıl gibi değil;
Kendin gibi değil,
Dolu olan nefretle ve garezle;
Yaratıkların ruhları gibi değil
Yaşayan yeryűzűnde.

Ey kaderin őrűmcek ağını kuran Biri,
Ey ay gibi parlayan Biri,
Ey bir tekerlek izi bulan Biri,
Ey yolda bir iz bulan Biri,

Senin gittiğin Biri
Ne tekerlek izi bırakır, ne de yol izi.

Ey Aşkının içinde gark olan Biri,
Ey kendinden geçmiş olan Biri
Allahın şarabıyla,
Sen Medrese’den çıkıyorsun yola
Allah’ın adlarının őğretildiği,
Onların anlamlarına.

Hediyesiz gittiğin izlenimini verme insanlara.
Senin halin ve tavrın suya benzer çayda,
Koku ve renk verir zamana.

Yűzlerce kervan gider gece olunca
Bu dűnyanın semasına.
Sen gidiyorsun yalnız başına.
Fakat Sen yűzlerce kervansın Kendi Başına.

Ey dűnyanın Gűneşi,
Sen neden saklanırsın bir zerrenin içinde?
Ey Sultanların Sultanı
Sen gidiyorsun bir nőbetçi gibi.

Sen bűyűler yapıyorsun gecenin ve gűndűzűn őtesinde
Gőzler sansın diye
Senin bir yere gittiğini, bir memlekete.

Ey bilinmeyen inayet,
Sen kaç kere geldin bahar gibi giysilerinle!
Ey mutlak adalet,
Sen kaç kere gőzűktűn gőze,
Sonra gőzden kayboldun sonbahar mevsiminde!

Bu şekillerin artık çık dışına.
Yűzűne bu peçeyi őrtme bir daha.
Sen ne kadar sűre hareket edeceksin bu şekilde
Ínsan şeklinde bir çoban gibi?

Ey Onda işaret gőzűken Biri,
Fakat onun őzű Ruh gibi gizli olan Biri,
Ey yeryűzűnűn mabedinde
Hem kul hem de kőle olan Biri,
Ben ne zaman gőreceğim Seni gizlice,
Ruh gibi?
Senin gittiğin yer sűkut dűnyasının içi.

Çeviren: Vehbi Taşar








Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 05 05 2019 - 19:50
İleti #903


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Aşk Budur Íşte... – Mevlâna
(Divan-i Kebir, Cilt 14, Gazel 137, Dizeler 1517-1526, Sayfalar 37-38.)

Aşk uçmaktır gőkyűzűne
ve yırtmaktır yűzlerce perdeleri.

Aşk kendinden kurtarır kendisini ilk nefeste,
Ílk adımı attıktan sonra kaldırılmak için ayakların űzerine.

Aşk gőrűlmemiş farz etmektir bu dűnyayı
ve gőrmektir birinin kendi gőzűyle.

Ey kalp, dedim, “ Műjdeler olsun sana
Aşıkların halkasına varınca.

“Ah gőz atmak dahi kısaca o bakışın diyarına,
koşmak kalp sokaklarının arasında!

Ey kalp, bu nefes nerden geldi?
Nedendir bu çırpınma, ve çaba?

“Ey kuş, konuş kuşların dillerini.
Ben anlıyorum o kelimeleri.

Kalbim, “Ben bir iş yerindeydim,” dedi.
Koştum çamurun evine doğru.

“Ben sanatın evinden uçarak gittim.
ve sanatı yaratan Birinin sarayına geldim.”

Onlar ayağım yerden kurtulmasın diye çekip dururlar beni.
Ben nasıl izah edebilirim ki şekillerin bestesini?

Çeviren: Vehbi Taşar

Love is... Mevlâna
(Divan-i Kebir, Volume 14, Gazal 137, Verses 1517-1526, Pages 37-38.)

Love is flying to the sky
and tearing hundreds of curtains.

Love is to be free from the self in the first breath,
to be lifted above the feet from the first step.

Love is to consider this world unseen
and to see one’s own eye.

O heart, I said, “Congratulations
on reaching the circle of lovers.

“O to look into that land of glance,
to run through the streets of hearts!

“O heart, where did this breath come from?
Why all this fluttering and struggling?

“O bird, talk with the language of the birds.
I understand those words.”

My heart said, “I was in the workplace.
I ran towards the house of mud.

“I flew from the house of art
and arrived at the palace of the One who creates art.”

They keep pulling me up when I lose my feet.
How can I explain the composition of forms?
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 12 05 2019 - 20:31
İleti #904


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Benden Kurtuluş Yok—Mevlâna
(Rubailer (2016), Sayfa 40, Rubai #4.)

Senin için olan Aşk
Tűrk’ leri de őldűrdű Arap’ları őldűrdűğű kadar.
Biz kullarıyız ve kőleleriyiz o şehit olanların,
Ve onların komutanlarının.

Senin için olan Aşk,
“Benden kurtuluş yok,” demektir,
“Bűtűn ruhlar Bana aittir.”
O haklıdır, Ey kalp.

Oynamayı bırak.

Çeviren: Vehbi Taşar

No One Escapes Me—Mevlâna
Rubailer (2016), Page 40, Rubai #4.

Love for You has killed Turks as well as Arabs.
We are slaves and servants to those martyrs, those generals.
Love for You is saying, “No one escapes Me. I own all souls.”
He is right, O heart. Quit playing.




Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 18 05 2019 - 09:50
İleti #905


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 1896. Dize, 144. Şiir—Mevlâna

Ey Yusuf, adı gűzel,
Ey gűzel sihirbaz, Sen
Hiçbir refakatçi bulmayacaksın yolculukta.
Yakup’un mantığından ayrılma
Ístemiyorsan dűşűp durmayı kuyuya.

Kőpektir biri uyuyan tembelce
Her kapının őnűnde.
Eşektir yorulan biri
ve giden hangi çadırı gőrűrse ona.

Nerededir bu Aşk, bu kibir Kalbin getirdiği
Onu bilen yalnız kalbi yapan Biri;
Yalnız anlayan Biri,
Sana kavrattırabilir onu.

Eğil űzerine, yumurtayı terketme.
Onu bir kuş gibi gőzetle.
Fakat bir kez senin Kalbinin yumurtası
Yumurtadan çıkınca,
Bir civciv çıkar dışarı,
Sarhoşluk, beraberlik, ve kahkaha
Senin içindir onların hepsi.

Amca, hiçkimse değil Ondan başka
Mintanı olan buna ve o lűtfa;
Yoksuldur geri kalanların tamamı.
Ucunu bırakma,
Yalvar Sultanların Sultanına
Her iki avcunla.
Atla Onun kederinin içine,
Yűrű akşam oluncaya dek ateşle,
Gűneş gibi.
Gece olunca, çevir kendini gűzelce
Onun çatısının etrafında,
Ay gibi.

O yıldızlar bekçilik yapar Onun çatısının etrafında
Sabaha kadar sopalarıyla
Allaha yemin ederim ki ulu bir tapınaktır o,
Ulu bir kapıdır o.

O peygamberler gőğe çevirmiş olan yūzlerini
Kurtulur yeryūzūnūn tuzaklarından da,
Aptal insanlardan da
Başka bir eş yoran Allaha.

Onlar tuzağa dűşűrűlműştűr başka dűnyada
Demirin cezb olduğu gibi bir mıknatısa,
Kolsuz bacaksız bir saman parçası
Uçan misk otuna doğru.

Şunu bil ki Onun lűtfu olmazsa
Bűyűmez hiçbir gıda, asla,
Onun emri olmaksızın, O yaratmadıysa,
Bir gőlge bile dűşmezdi bu yeryűzűne hatta.

Ruhlar sarhoş develer gibidirler
Avare dolaşan çőlde.
“Gez” sesini duyduklarında **
O olur bir çől bedevisi. O “Çűş çűs,” der
Ve çőktűrűr develeri dizlerinin űzerinde,
O nereye isterse, Oraya.

Eğer Ruhun Remil yapımcısı
Gerçeğin kumlarını dőkerse ***
Kalbin işaret tahtasına,
Sayılı kumların hepsi dőnűşűr altına.

Dostlar, hoşlukla gidin yolculuğunuza.
Bir çeşit hekim geldi bu yeryűzűne,
Yaşama getiren her őlűmū
Ve açan her kőr doğmuş gőzű.

Būtūn bunlar mūmkūn olabilirdi,
Fakat o peçeyi Yūzūnden kaldırdığında,
Ne Venūs kalacaktır gőkyūzūnde
Ne de parayla matem tutanların sesleri.

Sessiz kal! Sen bir būlbūlsen eğer,
Uç gūl bahçesine.
Būlbūller bile konar
Dikenlerin ūzerine,
Nadir de olsa.

Çeviren: Vehbi Taşar, 18 Mayıs, 2019, Ankara

Not:
**“Gez” Kuran-ı Kerim Âli-i Ímrân Suresi (Ímran’ın Ailesi), 137. Ayet; En’Âm Suresi (Sığır); Nahl Suresi (Arı), 36. Ayet;
Ya-Sin Suresi (Yasin’in tam anlamı bilinmiyor. Birçokları “Ya Ínsan” demek olduğuna inanıyor), 20. Ayet; Furkan Suresi (Kriter, Őlçūt), 42. Ayet.
***Remil-- Kum dőkerek bakılan bir fal biçimi.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 19 05 2019 - 17:37
İleti #906


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 1911. Dize, 145. Şiir—Mevlâna

Gőkten sesler geliyor her saniye,
Fakat onları duymaz hiç kimse
Mest oluşun içinde olanların haricinde.

Ey başını aşağı eğen kişi
Bir eşek gibi,
Sen daha az iç bu sudan
Sen daha az ye bu çayırdan
Bir an için başını yukarı kaldır.
Belki gőrebilirsin bir işaret ya da delil.

Bu aralar, Saki
Açıyor gők kavanozunun ağzını.
Onun Ruhlardan bir ordusu vardır
Ve bayrakları şaraptandır.

O cesur kahraman, o aslan yūrekli kişi nerededir
Bu dūnyada?
Kim gelecektir onunla karşı karşıya?
Aslanları avlayacak kadar cesurdur meydan okuyan ona.
Sultan olması gerektir
Şarap içen birinin
Yiğit Sultanla.

Ne yazıktır ki o Allaha eş koşan kulak
Açıktır ama gőkten gelen sesi duymaz!
Allahtan Huzur ve Aşk almayan Ruh,
Ne kadar çaresizdir ve na kadar kayıp!

Mūmkūnmūdūr acaba
Bir gece için bile olsa,
Dedirtmeseydin Ruha,
“Ey Allahım,”
Keşke beni çekseydin ve onu azat etseydin
Vūcudun zindanından,
Ve ben gőnderilseydim
Būyūk bir boşluğa?

Ayaklarından ipi çőzdūğūn zaman,
Gőğe uçacaksın.
Gők gibi, bağışıklık kazanacaksın
Yıpranmaktan ve aşınmaktan
Ve būtūn korkulardan.

Őlūmūn kılıcından kurtarılacaksın.
Ruhun Birliğine katılacaksın.
Őyle bir bahçede olacaksın
Sonbaharın yağması oraya gelmeyecek hiçbirzaman.

Ben bırakacağım konuşmayı.
Aşk Aşka sessizliği anlatsaydı
O bir őykū olurdu
Ruhu besleyen
Ve sonu gelmeyen.

Çeviren: Vehbi Taşar










Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 19 05 2019 - 21:08
İleti #907


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Varoluş Sūrūp Gittikçe—Mevlâna
(Divan-i Kebir, Cilt 14, Gazel 168, Dizeler 1841-848, Sayfa 87.)

Biz gőrdūk ki zaman onun başlamasının
başlangıcı olmayandır,

çūnkū Aşka dūşmūş kişileriz bizler.
Diğerleri sadece seyircilerdir.

O seyirciler yorulur ve sıkılır.
Yalnız o yıldırımı yiyen akkor halinde kalp geride kalır.

Biz arkadaşlarıyız ve eşi dostuyuz Gūneşin, gőkyūzū kadar.
Biz yıldızlar gibi değiliz, gizlenmeyiz.

Biz parmaklarla gősteriliriz.
Biz bilininiz apaçık, bir minarenin ūstūnde duran bir deve kadar.

Bir hayalden başka hiçbirşey geriye kalmaz bizden.
O bile bőlūk pőrçūktūr ve kaybolur gőzden.

Birileri vardır yolculuk yapan bir deva bulmak için dertlerine.
Deva yoktur varoluş sūrūp gittikçe.

Aşkın yangınına kapılmıştır onlar,
fakat hala demir gibi, bakır gibi, ya da kaya gibi hamdırlar,

O yolcular cesaretle
sınırsız bir denizin içine daldılar.

Çeviren: Vehbi Taşar

As Long As Existence Persists--- Mevlâna
(Divan-i Kebir, Volume 14, Gazal 168, Verses 1841-848, Page 87.)

We have seen that time has no beginning of its beginning,
because we are the ones who have fallen in Love.
The others are merely spectators.

Those spectators are tired and bored.
Only that red-hot heart who eats lightning remains.

Like the sky, we are friends and acquaintances of the Sun.
Unlike the stars, we are not concealed.

We are pointed out by fingers.
We are known, obvious like a camel on top of a minaret.

Nothing remains of us but an image.
Even that has been broken into pieces and will disappear.

There are those on the journey who are looking for a remedy.
There is no remedy as long as existence persists.

They are in the fire of Love,
but still raw like iron, like copper or rock,

Those travelers have plunged bravely into a sea
which has no boundary.



Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 26 05 2019 - 19:04
İleti #908


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



YAŞAM SUYU—Mevlâna
(Rubailer (2016), Rubai #3, Sayfa 42.)

Bir kez sona erince yaşam,
Allah başka bir yaşam verir,
Bundan ayrı olan.

Bu geçici yaşam
Yok edilirse ortadan,
Başka biri vardır kalıcı olan:

Aşk Yaşam Suyudur.
Dalın içersine onun.
O denizin her damlasında yeni yaşam vardır.

Çeviren: Vehbi Taşar

The Water of Life—Mevlâna
(Rubailer (2016), Rubai #3, Page 42.)

Once life is ended, God gives another life, a different one.

If this temporary life is annihilated, there is a permanent one:

Love is the Water of Life. Plunge into it.

There is new life in every drop of that sea.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 30 05 2019 - 03:24
İleti #909


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 1920. Dize, 146. Şiir—Mevlâna

Gőkten bir koku geldi kalbi-cezbeden,
Her yorulanı, her kalbi-kırılmış avı
Etin tuzağından azat eden.

Yūzlerce kanat kazanmış olan her kuş,
Uçar durur Ülker yıldızına.
Her ağırlık, her dağ
Onun kendi kendi yūkūyle başladı uçmaya.

Íbrahim’in kuşlarına bak. **
Onlar paramparça olduysalar da
Geri geldi geldiler uçarak.

Sordum, “Ey zerre, senin ne kanatların var ne de başın.
Sen nasıl uçarsın?”
O dedi ki, “Ben Aşkın rūzgarıyla uçarım.”

Şimdiden sonra, duyamazsın haykırma
Şehrin tiz sesli borazanından başka.
Duyamazsın bağırma
Evdeki santurdan başka.

Tambur der ki, ***
“Yaşam bizim yaşamımızdır.”
Ondan sonra būtūn melodileri başlatır.
Ruhun arısı
Mimarlığı o baldan őğrendi.

Bugūn, nimetleri cőmert olan,
Ve bitmek bilmeyen, Saki
Deniz gibi,
Būyūklūkten vazgeçti, ve sıradan
Ínsanlarla birleşti.

O uyarılar fısıldar
Kulaklarına şansın ve kaderin.
Fakat biz bu kederden kurtarıldık bugūn,
Ey Rabbim!

Ruhun şarkıcısı çalar ve ūfler
Meryem’in oğlu gibi.
Saki hūcum eder
Allahın aslanı gibi.
Tekrar ve tekrar,
Ondan sonra şarap ikram eder,
Sonra hūcum eder hiç durmadan.

Eğer O kırarsa birkaç putu
O zaman O yūzlercesini oyar derhal,
Eğer O kırarsa iki ya da ūç kavanozu,
Onun őnemi yoktur.
Onun hūneri, onun yoğrulmuş hamurdan
Yeni kavanozlar yapma sanatı
Azaltılmamıştır.

Ey būlbūl, sen būtūn
Bu gūzel melodileri őğrendin
Gūlūn sayesinde.
Fakat bir kez Sevgiliye erişince,
Sen Onunla olacaksın.
Çok az konuşacaksın
Ve onların hepsini unutacaksın.

Çeviren: Vehbi Taşar

** Íbrahim’in kuşu: Kuran-ı Kerim, Bakara Suresi, 260. Ayet:

Íbrahim sordu Allaha,
“Allahım Sen őlūyū nasıl dirilttin? Gőster bana.”
Allah dedi ki ona,
“Git dőrt tane kuş getir.
Onları őldūr ve parçalarına ayır
Sonra bir dağın tepesine yerleştir.
Şimdi onları çağır. “
Ve dőrt tane kuş uçarak geldi ona.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 30 05 2019 - 23:13
İleti #910


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Bu gazelleri ne zaman tercūme etmeye başladığımı unuttum. Belki de onların zamanı olmadığındandır. Fakat bugūn baktım ki bu kitabın neredeyse sonuna gelmişim. Birinci vezinde toplam 163 tane şiir vardır. Toplam 418 sayfalık bir kitap. Mevlâna 1883’ūnū dizede şunları sőylūyor.

Ben inancın tohumlarını diktim.
Şahane resimler çizdim.
Ve o kadar çok perdeler açtım ki
Belki siz tanırsınız Bizi.

Bu şiirleri çevirip durmamın nedeni Mevlâna’yı değil kendimi ve kendimizi tanımaktır.


Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 1931. Dize, 147. Şiir—Mevlâna

Eğer Kalbin bahçesine giderseniz,
Gūzel bir parfūm kokusu alırsınız,
Bir gūl gibi.
Eğer gőğe uçarsanız,
Yūzūnūz bir ay olur
Melekler gibi.

Işığa dőnūşūrsūnūz
O sizi yaksa bile yağ gibi.
Keder yūzūnden
Olursunuz saç gibi,
Fakat onlar masanın başına koyarlar sizi.
Meclisleri aydınlatırsınız, bir mum gibi.

Bir Sultan olursunuz.
Bir hūkūmdar olursunuz en yūce,
Cennet olursunuz, ve bir melek cennetin eşiğinde.
Gők olursunuz ve inanma.
Dőnersiniz bir aslana
Ve bir gazele, aynı zamanda.

Yeri terk edersiniz.
Gidersiniz Yokluğun Diyarına.
Kendinizden ayrılırsınız.
Gidersiniz yalnızbaşınıza,
Yūrūyerek binmeden ata,
Ayaklarsız, su gibi, ırmakta.

Bir olursunuz Ruh ve Kalp gibi,
Gőze gőrūnūrsūnūz, gőrūnmez olsanız da
Acınız tatlı olur şarap gibi.

Niteliklerden arınırsınız.
Islaklıktan ve kuruluktan kurtulursunuz, Ísa gibi.
Delip geçersiniz çalkantılı havanın arasından
Ve bir yol yaparsınız ondan.
Kurtulursunuz boyutlardan
Her kenar bir olur size.

Azat edilirsiniz arzulardan,
Ve sūslerden içinizdeki
Boşaltırsınız içinizi.
Hayatta kalırsınız nefes almadan.
Dalarsınız Ya Hu’nun Denizine. **
Ve sonra bırakırsınız Ya Hu demeyi.

Tatlıyı çevirirsiniz acıya
Ve uzak bir mesafeden gelir herşeyin sesi.
Eriştiğiniz zaman gőğūn dokuzuncu katına,
Bir perde olmazsınız ışığa.

Bir Sultan olun kraliyet sahibi.
Erişin yūksekliğe. Dőnūşūn ay haline.
Siz araştırıp duracaksınız, daha ne kadar sūre,
Bağırarak “Kuu, kuu,” diye,
Bir kumru gibi?

Siz bir pencere olacaksınız her eve.
Bir gūl bahçesi olacaksınız her tarlanın içersinde.
Eğer terk ederseniz kendinizi, dūşerseniz var oluştan aşağıya
Ben olacaksınız, ben olmadan içinizde.

Başı çekmeyin. Ővūnmeyin.
Sevinçli olun. Eğin başlarınızı
Şeftali ağacının bir dalı gibi.
Gūlūn. Gūzel gőrūnūn.

Işığı istemeyeceksiniz.
Kendinize gereksinmeyeceksiniz.
Yoksula gőz kulak olacaksınız.
Yoksula bakacaksınız ve doyuracaksınız onu.
Karanlığı arayacaksınız,
Sultan gibi,
Ay gibi.

Ruhu aramayacaksınız;
Siz vereceksiniz Ruhu.
Bir derman bulacaksınız
Her derde, her belaya.
Merhem aramayın yaralarınıza.
Siz būtūn yaraların merhemi olacaksınız çūnkū.

Çeviren: Vehbi Taşar

**Ya Hu Allahın isimlerinden biridir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 02 06 2019 - 16:42
İleti #911


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Bu Kadar Çok Konuşma—Mevlâna
(Divan-i Kebir, Cilt 14, Gazel 178, dizeler 1953-1961, sayfalar 103-104.)

Ey zamanın dizginini elinde tutan biri,
Ey anlamların cennetinin kapısını açan biri!

Senin ilahiliğindir herşeyi vūcuda getiren ve etrafa yayan.
Senin gőrūntūlerden oluşan dūnyan merdivenidir dileklerin.

Seni yol tariflerine bakarak arayan biri
“Sen beni asla gőrmeyeceksin,” sőzleriyle kovuldu.

Ey benim Sevgilim, sen ne kadar sūre őldūreceksin beni,
“Sen beni asla gőremezsin,” sőzleriyle?

Sen ne kadar sūre perişan edeceksin beni,
“Sen asla bana erişemezsin,” kelimeleriyle?

Sen kaç kere Kapına çağıracaksın beni?
Sen kaç kere Kapından geri çevireceksin beni?

Sen kaç kere aldın benim ruhumu Kollarına?
Sen kaç kere Oturdun Yokluk diyarında benim yanımda?

Sen kaç kere Giydirdin beni,
Kaç kere Yedirdin ve Íçirdin beni.

Bir sūredir, Sen beni sarhoş ettin bir bardak şarapla
Dostların ve mūzisyenlerin arasında.

Ey kalp, yetti artık bu! Bu kadar çok konuşma.
Ey dil, sessiz dur, Allah aşkına.

Çeviren: Vehbi Taşar


Don't Talk So Much—Mevlâna
(Divan-i Kebir, Volume 14, Gazel 178, verses 1953-1961, pages 103-104.)

O one who holds the halter of time,
O one who opens the door of the paradise of meanings!

Your divinity is what makes everything appear and scatter.
Your world of appearances is the ladder of wishes.

One who looks for You by following directions
has been expelled with the words, “You will never see me.”

O my Beloved, how long will You kill me with the words, “You cannot see me,”
destroy me with the words, “You cannot reach me?”

How many times will You invite me to Your door?
How many times will You turn me away from Your door?

How many times have You taken my soul in Your arms?
How many times have You sat next to me in the land of Absence?

For some time, You dressed me,
gave me food and drink.

For some time, You made me drunk
with a glass of wine among friends and musicians.

O heart, enough! Don’t talk so much.
O tongue, for God’s sake, be silent.


Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 08 06 2019 - 22:05
İleti #912


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 1944. Dize, 148. Şiir—Mevlâna

Ben huzur isterim Senden,
Anlayış ve Bir Olma
Sen bir işaret gősterdin bana,
Dūn birşey sőyledin bana huzur hakkında.

Ruh o kadar mutlu oldu, o kadar sevindi ki
Başladı şarkı sőylemeye ve oynamaya.
Budur Onun en őnemli gőrevi,
Şarkılar sőylemek huzur hakkında.
Hiçbirşey varmıdır bundan daha őnemli?

Ruh birine kızdığında,
Ona bir hapishane olur dūnya.
Bedenle iyi geçinmek fikri,
Ey benim Rabbim, ne vakit gelir Ruha?

Kızdığın zaman birisine
Senin başın gider başka yere.
Fakat eğer senin başın kızdıysa sana,
Ne olur huzura?

Eğer benim kalbim Birliğin elini őpse
Seni ararken,
Ben tozunu da őperim aynı zamanda
Huzurun ayaklarının
Ve őper dururum.

Bedenin yaptığı iyilik
Herzaman şefkatinden gelir Ruhun
Ben cőmert olduysam her ne zaman
Bu cőmertliğiydi huzurun.

Ben kış yağmuru gibi ağladım.
Ne yapraklarım vardı, ne meyvelerim. Ben çıplağım, yepyeni.
Ben istiyorum huzurun kaftanını giyinmeyi
Ve aniden kūkremeyi.

Ben Sultan olacağım.
Sultanlara Sultan olmak için,
Íyilikler yapacağım, ay için bile.
Ben gūleceğim huzurun yūzūnū gőrdūğūmde.

Ey Ruhu, yūzlerce bahçenin
Ve yūzlerce yeşilliklerin,
Gel, Şerefini getir bu diyara.
Oda olmadığı zaman huzura
Benim fena dūşūncelerim ve kőtū őnlemlerimden dolayı,
O zaman dahi
Nazik davran bana.

Gel, ver bu būyūyū yeryūzūne
Ínanılmaz ilkbahardan, mūmkūn olmayan dūşūnūlmesi bile.
Kederin bir sisi kalmayacaktır, bu şekilde
Huzurun gőkyūzūnde.

Karışmak iyi değildir bu kavgalara ve boğuşmalara
Ruh denizinin karşısında.
Íyi değildir kőtū şeyler yapmak,
Bőbūrlenmek ve çabalamak
Huzurun ululuğu karşısında.

Ey birşeyler yapan biri, tevazunun őtesinde,
Sessiz dur. Bir şey bile sőyleme
Dudaklarının ucuyla
Barış duan mūtevazi olmaz yoksa.

Çeviren: Vehbi Taşar






Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 09 06 2019 - 18:58
İleti #913


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Dūnyanın Būtūn Kederleri—Mevlâna
Rubailer (2016), Rubai #3, sayfa 33.

Benim Sevgilim, Onun dağınık saçları
Herkesin aklını başından alan,
Onun tatlı dudakları, yakuttan,
Hertarafa bal ve şeker saçan, O Sevgili
Sordu bana, “Sen ūzūldūn mū bizim ayrıldığımıza?”
“Ey benim ruhum,” dedim Ona
“O kadar çok o kadar çok ūzūldūm ki,
Dūnyanın būtūn kederlerini bir araya koysan,
Onların hepsi birden o ūzūntūnūn içine sığar.”

Çeviren: Vehbi Taşar

All the World's Sorrows—Mevlâna
(Rubailer (2016), Rubai #3, page 33.)

My Beloved whose scattered hair makes everyone confused,
whose sweet ruby lips scatter sugar and honey,
that Beloved asked me, “Are you sorry about our separation?”
I answered, “O my soul, so much so that all the world’s sorrows are in that sorry.”


Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 11 06 2019 - 19:00
İleti #914


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 1956. Dize, 149. Şiir—Mevlâna

Onun kalpteki hayali
Sonsuz nimetler sunar size,
Siz bakmayasınız diye
Ondan başka hiçbir yere.

Eğer dışına çıkarsanız
Bu altı-kapılı mescidin**
Orada Sufi’yi bulursunuz,
Onun akibeti tertemiz;
Onun mest oluşuna siz de erişirsiniz.

Gizli bir kapınız olur sizin.
Her gece o kapıdan çıkar, uçup gidersiniz.
Çalışmayın altı yőnū ve altı kapıyı bulmak için.

Onlar ayaklarınızdan bağlar sizi
Hayali bir iple,
Uçtuğunuz zaman kaybolmayasınız diye.
Her sabah onlar geriye çeker sizi,
O iple.

Bir kadın rahmi gibidir bu dūnya
Siz bu yūzden beslenirsiniz kanla.
Geri dőnūn bu rahmin zindanına
Yaratılışınız tamamlanıncaya kadar baştan sona.

Ruh kanatlar būyūttūğūnde
Kırılır bedenin kabuğu.
Gőstermek için Cafer’e,
Onun Ca’fer-i Tayyâr olduğunu. ***

Çeviren: Vehbi Taşar

Notlar:
**5 yūzū olan 6-boyutlu politop’lar Ísa’dan őnce ūçūncū yūzyılda yaşayan Ískenderiye’li Őklid zamanından beri biliniyordu. Mevlâna bu geometriyi 5 duyu ve 6 kapı olarak yorumlamıştır.
***Ca’fer-i Tayyâr—Uçan Cafer, Hazreti Muhammet’in savaşta iki kolunu da kaybeden bir amcasıdır. Peygamber onun cennette kanatları olacağını sőylemiştir.



Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 11 06 2019 - 20:51
İleti #915


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 1962. Dize, 150. Şiir—Mevlâna

Bahar geldi, gőrūyormusun onu?
Bahçeler ve kırlar huriler ve perilerle dolu.
Sūleyman gibi aynı
O orduya gősterirken yūzūğūnū. **

Rum-yūzlū dilberler Habeş diyarında doğdu.
Tıpkı senin gibi, bir sūrū Mūslūman gūzeli
Kafirliği durdurdu, imana dőndū.

Bak gūl bahçesine
Gőzle nar çiçeklerini
Sevgilinin aksini gőr suyun ūzerinde.
Hayran ol bu sarhoş, nergis gőzlere ***
Beğen bu kırmızı dudakları,
Gonca gūller gibi.

Bak gūlūn taç yapraklarına.
Onlar nasıl karıştırdı gūmūşū altınla.
Eşi bulunmaz mūcevherler gibi
Onlar kuyumcunun sanatından geldi.

Seyret būlbūlūn Ruhundaki gūlū.
Seyret evrensel zekayı o gūldeki.
Uç renkten renksizliğe doğru
Belki orada bulabilirsin yolu.

Gūl yağma eder aklı.
Íşaretler yapar başka çiçekler
Sanki onlar diyorlarmış gibi,
“Bu resmi kim yaptıysa, bu şekli,
Buradadır o, tam burada,
Bu perdenin arkasında.”

Ey barış veren Biri savaşa,
Ey su getiren Biri sıkarak taşı,
Sen nasıl koyarsın būtūn bu renkleri bir araya
Onları çıkarıp bu alelade topraktan dışarı?

Tazelik vardır dallarda,
Būyūklūk ve yūkseklik
selvilerde,
Yūzlerce gūzellik
gūllerde.
Fakat Ey Ruh, sen onların hepsinden farklısın baştan sona.

Onun yeri ne vadidir, ne gūl,
Ne de bahçe,
Ne de yemek zamanı ve şarap bardakları,
Uygun değildir onun yeri Ruha
Ve evrensel zekaya,
Çūnkū Sen daha iyisin ve daha gūzel
Ruhun Ruhundan dahi.

Çeviren: Vehbi Taşar

**Sūleyman, ordusu ve mūhūrlū yūzūğūnden Kuran-ı Kerimde bahsedilir.
** Narcissus: Nerkis aynı zamanda suda kendi aksini gőrūp kendisine aşık olan Yunan mitolojisindeki avcının ismidir. Mevlana Nerkis dediği zaman bunu her iki anlamda da kullanır.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 12 06 2019 - 22:02
İleti #916


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 1971. Dize, 151. Şiir—Mevlâna

Eğer bahçe onu bilseydi,
Onun taze dallarından kan damlardı.
Eğer akıl Onu anlasaydı,
Gőzlerinden bir nehir taşardı.

Eğer o gūzel Ay parçası
Gūneşin dairesinden yūkselseydi gūnūn birinde
Ve gőrūnseydi gőze, her zerre
Leyla ile Mecnun olurdu.

Eğer ondaki aklın hazineleri
Gūnūn birinde bir kőşeden aşağıya aksetseydi
Harunun hazinelerinin yūzlercesi **
Her harabenin içinde olurdu.

Eğer Gūzellik, Kalpten yansıyan,
Gőzlerde gőrūlseydi,
Yūzūndeki kiri yıkayan her insan
Şeyh Zūn-nûn olurdu. ***

Ey etrafa bakınan tūccar,
Sen ne kadar zaman bakıp duracaksın?
Eğer Sevgiliye erişmek o kadar ucuz olsaydı,
Sevgili o bakışla őne çıkardı.

Yeni bir misafir geldiğinde,
O bereket yeter dūnyada.
Eğer daha fazla insan gelirse yeryūzūne
Bereketler gelecektir daha fazla.

Çeviren: Vehbi Taşar

Note: **Harun—efsanevi zengin adam
***Şeyh Zūn-nûn: Melameti Sufi (9.uncu yūzyılda Horasan’ın Nişapur kentinde, Melamatiyye Sufi Tarikatının kurucusudur. 859 yılında doğmuştur.


Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 13 06 2019 - 19:34
İleti #917


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Bu dize muhtemelen Galata Mevlevihanesinin Sufi Şeyhi Şeyh Galip’in (1757-1798) divanındaki gazelleri etkilemiştir. Şey Galib’in aşk gazelleri vezin dūzenlerinden dolayı yeni Tūrkçeyle ifadesi pek mūmkūn olmayan fakat Osmanlıca divan edebiyatında Mevlana’nın gazellerinin Farsça orijinallerinden esinlenen şiirlerdir.

Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 1977. Dize, 152. Şiir—Mevlâna

Kalbin sırrını gőrdūm dūn gece
Taş-kalpli, yakut-dudaklı būyūcūnūn yūzūnde,
Ínanç ikram eden dine kūfredene,
Arttıran imansızların imanını.

Kim konuşur Ruh ve Kalp hakkında
Bőyle bir Sevgilinin őnūnde?
Kim değinir Altına ve Gūmūşe
Gūzelliğin o gūmūş heykelinin huzurunda?

Eğer Aşkın bir ağzı olsaydı
Bir lokma olurdu būtūn dūnya.
Eğer Aşkın bir kapısı olsaydı,
Sultanların Sultanı
Kapıcı olurdu o kapıya.

Duyardım insanların, “Kalp, Kalp,” diye bağırdıklarını.
O benim de geldi başıma,
Bu yūzden ben bilirim onu.
Ey Gūzel, Onun Gūzelliğiyle
Mahcup eden Ruhu ve Kalbi.
Ey Būyūcū, Onun Aşkıyla
Çamura saplanan bir eşek olan Dūldūl dahi **

Ey Ruh, gel topla incileri.
Ey Ruh, gel ve gőr o Gūzelliği,
Merhamet edin, Ey Mūslūmanlar, ona
Bu felaket ve kederden, kim ısdırap çekiyorsa.

Vūcut nerededir
Onun ūzūntūler Alayının atlarının altına serilen?
Baş nerededir
Bőyle bir Sultanın meclisinde būkūlmeyen?

Yeryūzū yeşillenecek ve gūzelleşecek.
Bahar geldi, arkadaşlar,
Sevgilimle Birleşme vakti sanki.
O ne kadar tatlıdır, ne kadar cazibeli, Sevgilinin yakut dudakları gibi.

Onun yūzū her an soruyor bana
Benim hiçbir gūzel-yūzlū Sevgilim var mı, Onun gibi.
Benim kalbim soruyor Ona,
“Senin hiçbir hizmetçin var mı, Benim gibi?”

Dostlar, haydi gūl bahçesine gidelim
Ílkbahar buraya geldi.
Fakat Sen benim ilkbaharımsın
Ben hiçbirşeye bakmam Senden gayri.

Çiçeklerin ve yemişlerin havası vardır,
Nūansı ve zarafeti.
Fakat biz su zambakları gibiyiz,
Bir gūl bahçesine benzeriz
Senin yūzūndeki.

Būlbūller zilli tefler çalıyor.
Ağaç yaprakları çırpıp duruyor ellerini.
Her tomurcuk soruyor, “Hiçbir tomurcuk var mı
Benden daha taze, daha gūzel?”

O kibar, zarif, yeşil ilkbahar
Gőmleğini yerde sūrūyerek geliyor,
Bir yandan bir yana eğilerek
Bahçeyi sūsle donatarak.
Kuşlar kanatlandı ve uçuyor.

Bahar geldi mutlu olsun diye insanlar.
Ínadından dolayı bu yūzū gőrmeyen kőre,
Bu sesi duymamak için inad eden sağıra,
Geldi bahar.
Bizim Sevgilimiz Ruha Ruh katar.

Eğer O bir yerde Sultansa
Kullar ve kőleler olur
Geri kalan Sultanlar.
Eğer bir yerde Ona
Aşık olunduysa,
Her Kalp Aşık Çimeni gibi solar. ***

Benim Sevdiğimin hayaleti
Bir yandan bir yana salınarak
Kalbin içinde yūrūr.
Bir mehtap,
En būyūk yūceliğin ve gūzelliğin sahibi,
Lūtuf ve nezaketle gőrkemli bir Sultanın
Endamıyla yūrūr.

Çeviren: Vehbi Taşar

Not:
** Dūldūl: Peygamberin beyaz atı
***Aşık çimeni: Çabuk solan bir çimen cinsi.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 14 06 2019 - 19:06
İleti #918


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Burada değişik kategorilerde çevirdiğim birçok şiirden de anlaşılacağı gibi Sufizm Batıda Aristo’yla ve Doğu’da Buda’yla başlayan bir tasavvuf felsefesinden çok etkilenmiştir. Bu yūzden tahmin ederim çok eski zamanlardan gūnūmūze kadar sofu mūslūmanlar tarafından tenkit edilmiş ve zulūm gőrmūştūr. Bunun için Mevlâna bu gazelde de olduğu gibi sık sık tek tanrılı dinleri başlatan Íbrahim peygamber’den, Kuran’ı Kerim’deki ayetlerden bahsederek Sufism’in tek tanrılı bir inanç sistemi olduğunu vurgular. Çūnkū hem Aristo hem Hinduizm’de, hem de Budizm’de ortak tasavvuf fikirleri vardır. Budist’ler tanrıya inanmaz. Hinduizm ve eski Yunan ve Roma dinleri çok tanrılıdır. Fakat Sufizm būtūn bu tasavvuf felsefelerini halkın anlayacağı bir dilde mūslūmanlık şemsiyesinin altında birleştirmiştir (őrneğin bugūn dūnyada hangi mūslūman memlekete gitseniz orada mutlaka bir Nasreddin Hoca heykeli gőrūrsūnūz).

Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 1992. Dize, 153. Şiir—Mevlâna

Ben sőzlerime bir mūşteri arıyordum,
Onlara sahip olmasını istedim birinin.
Şimdi, ben sőzlerimi Senin satın almanı isterim.

Ben yūzlerce put oydum
Herkesi kandırmak için.
Fakat ben Âzer olmaktan yoruldum. **
Bugūn ben sarhoşuyum Íbrahim’in.

Őyle bir put geldi ki yanıma benim
Ne rengi vardı ne kokusu onun.
Ben sadece Ona bakarak sőzlerimi kaybettim
Sen kendine başka bir usta bul putların evi için!

Ben dūkkandan vazgeçtim, sőzleri terkettim.
Deliliğin kıymetini takdir ettim.
Aklı bir yana attım.

Kalbime bir şekil geldiği zaman, ona derim,
“Ey bana yolumu kaybettiren Biri, Çekil git yolumdan benim.”
Eğer o gitmezse derhal
Ona çarpar parça parça ederim.

Onun Mecnun’u olan Kişinin
Leyla’ya layık olması mūmkūn değildir.
Oradan gelen Biri,
Onun Ruhu oraya ait olan Biri,
Bayrağın altındadır Onun yeri.


Çeviren: Vehbi Taşar

** Kuran’ın 6. Suresi olan En-Am suresinin 74. Ayeti:
Ey Muhammet, onlara Íbrahim’in kendi babası Âzer’e şunları sőylediğinden de bahset, “ Sen putları tanrılar mı zannediyorsun? Benim Senin ve Senin milletinin apaçık bir hata içinde olduğunuzdan hiçbir şūphem yoktur.”
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 16 06 2019 - 19:28
İleti #919


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,249
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



ŐFKE—Mevlâna
(Divan-i Kebir, Cilt 14, Gazel 192, Dizeler 2099-2107, Sayfalar 127-128.)

Eğer kızıp durursanız yolculuğunuzda,
Coşkunluğunuz kaybolur gider az sonra.
Dőnūşūrsūnūz soğuk buza.

Ve őfkeniz hiddete dőnūşūrse,
O şeker gibi gőzūkse ve tadı şeker gibi gelse bile size,
O zehirdir gerçekte.

Őfkelidir kőr bir fare.
Ne zararlar verir o
Beş-vakit namazından olan Birinin tahıl ambarına?

Eğer birkaç sinek toplanırsa
Şekerleme satan adamın etrafında
Onlar neden olabilir ne kadar zarara?

Eğer bir bardağı kırsa
Devenin sūtūnū sağan biri,
Sūtten kesilir mi deve?

Gece olmuştu.
Herkes uyuyordu. Hiçkimsenin aklı
Değildi başında.

Bir iyilik olsun diye onlara
O ay başladı zurnayı çalmaya,
Būyūk bir heyecanın ansızın patlak vermesine neden olarak her tarafta.

Eğer siz gőrmezseniz őteki tarafı
Ve kalırsanız perdenin arkasında,
Dőkersiniz kendi kanınızı.

Şems’i Tebriz’e olan Aşkımız sayesinde,
Biz őğrendik Aşkla konuşmasını
Fakat őte yandan bakınca, biz biliriz sessiz durmasını.

Çeviren: Vehbi Taşar

Anger- Mevlâna
(Divan-i Kebir, Volume 14, Gazel 192, Verses 2099-2107, Pages 127-128.)

If you keep getting angry on your journey,
your exuberance will soon fade away.
You will turn into cold ice.

And if your anger turns into fury.
that may look and feel like sugar, but it is actually poison.

A blind rat is angry.
‘How does that harm the barn of the One who gives blessings?

If a few flies gathered around the sugar of the candy man,
how much harm could they cause?

If one who milks camels breaks a cup,
what happens to the milk of the camel?

It was night. Everyone was asleep.
No one’s mind was in his head.

As a favor, that moon started playing the zurna,*
which caused excitement to break out all over.

If you don’t see that side and stay behind this curtain,
you will shed your own blood.

Thanks to the Love of Shems of Tebriz,
we talk with Love and, at the same time, keep silent.

*Zurna A kind of shrill pipe.
Go to the top of the page
 
+Quote Post

37 Sayfa V  « < 35 36 37
Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 18 06 19 - 17:01