Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

5 Sayfa V  « < 3 4 5  
Reply to this topicStart new topic
> Tanrı versus Evren
KIRMIZI
mesaj 06 01 2006 - 20:35
İleti #101


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,633
Katılım: 14 08 05
Üye No: 1,489



ben kendimi müslümanları eğitmeye adadım


bana ait değil,bilg'e hiç değil o zaman dikte etme suçlamasının yönü yanlış değilmi ?
Go to the top of the page
 
+Quote Post
chekirdek
mesaj 06 01 2006 - 20:43
İleti #102


MevsimSiz


Grup: Banned
İleti: 2,723
Katılım: 09 01 05
Üye No: 1,083





Acaba Bilg'in anlatmaya çalıştığı tanrı/tanrısı kutsal mıdır?.. Yüce midir? Ulaşılmaz mıdır? Eğer ateist olmak cesaret işi ise, olmayanlar kimden ya da neden çekinmektedir? Bu otomatikman tanrıdan korkmak manasanına gelmektedir. O zaman tanrının varlığına sadece inanmak yetmiyor...işin içerisine korku giriyor ise duygu da giriyor demektir...duygunun şekli nasıl olursa olsun tanrıya karşı hissedilen otomatikman "din" olgusunu da beraberinde getiriyor...Bilg sadece tanrı vardır demiyor...bir de ona ulaşmanın kendince yollarını çiziyor...

Bence Bilg bir bakıma kendine bir din oluşturuyor...

...ya rağbet görürse.

Hz Bilg.

Yakışır haaa..

Millete mürid muamelesi çekmesinden bile belli oluyar zaten.

"Kabullendim" diyerek tanrının varlığını, var olmasının gerekliliğini anlatmak bana komik geliyor...

smile.gif

Go to the top of the page
 
+Quote Post
KIRMIZI
mesaj 06 01 2006 - 20:50
İleti #103


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,633
Katılım: 14 08 05
Üye No: 1,489



BİLG'in zekasına erişmek haddimizemi ki yorum yapalım .tanrıdan kutsal mutsal olmaz bak onu biliyorum işte,olsa olsa tanrıçasının yanına konu mankeni olur.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
KIRMIZI
mesaj 06 01 2006 - 21:35
İleti #104


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,633
Katılım: 14 08 05
Üye No: 1,489



QUOTE (Birten @ Jan 6 2006, 06:30 PM)

Dusunceler mutlak seyler degildir ki.


eminmisiniz..?
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Eskici
mesaj 07 01 2006 - 15:24
İleti #105


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,058
Katılım: 29 12 05
Üye No: 1,880



''Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması” şeklinde tanımlanabilir.

Carl Rogers’in 70’li yıllarda ulaştığı empatik anlayış, bugün çoğunluğun üzerinde uzlaştığı bir tanıma dönüşmüştür. Katı bir nitelik taşımayan söz konusu tanım, genel çizgileriyle şöyledir: “Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumun ona iletilmesi sürecine empati” adı verilir.

Empatik bir anlayışla dinleme, bireyin kendi objektifliğini yitirmeden, olayları, karşısındaki bireyin içinde bulunduğu durumu ve onun görüş açısını dikkate alarak dinlemesidir.

Bu arada onu eleştirmek ve yargılamaktan kaçınılması önerilir. Bireyleri en çok tedirgin eden şeylerden biri başkaları tarafından eleştirilmektir.

Empatik dinlemede birey karşısındakini ne över, ne yargılar ne de suçlar ama onu anlamaya çalışır. Bu anlayış insanların birbirlerine yaklaşmasına ve aralarında gerçeğe dayanan sevginin gelişmesine yol açar...'' *




Empatiye dair çeşitli tanımların bu metin içeriğinde toplandığını gördüm. Böyle algılandığını da düşünüyordum. Yani yanlış uygulanıyor. Sanılıyor ki 'karşındakinin yerinde olmak'. Değil; karşındakinin içinde olmak, olabilmektir empati. Örneğin bir metin okuyorsan onun içine girebilmek, bir tablonun içindeki yağmurda ıslanabilmek...

Günümüzün ağırlıklı bakışı, ''ne olur biraz empatik ol diyor!''. Yani özünde ''ben doğruyum, beni anla!'' diye yalvarıyor. Onaylanmak istiyor. Sanırım onaylanmaya hepimizin de ihtiyacı var. Ancak sürekli onay, ya da eleştiriden kaçış, hastalıklı sonuçlara götürüyor bizi. Yani: ''...Empatik dinlemede birey karşısındakini ne över, ne yargılar ne de suçlar ama onu anlamaya çalışır. Bu anlayış insanların birbirlerine yaklaşmasına ve aralarında gerçeğe dayanan sevginin gelişmesine yol açar...''. Bu yöntem nasıl gerçeğe dayanan sevgi olabilir? Anlamak bir yargı oluşturup eleştirel bakışa götürmezse bizi, hangi gerçeklerde hangi sevgi? Örneğin hepimiz de kapkaç nedenlerini ve kapkaçcının kendi içsel nedenlerini anlayabiliriz. Gerek kapkaçı doğuran ve gerekse kapkaçcının içsel nedenlerine eleştirel bakamazsak hangi gerçeği bulup da nasıl ve neyi sevebileceğiz? Her insanı bulunduğu konumda sevme zorunluluğunu içeren bir mistiklik mi vardır sevgide? Yani ben şimdi Hitler'i anladım diye onu kendi gerçekliğinde sevmeli miyim, veya Bush'u?..

Anlamak sürecinin kendisinde, yani dinleme/gözlem vs. aşamasında peşin eleştirel bakış elbette muhalefet için muhalefete götürür insanı. Ancak anladıktan sonraki süreç başka bir süreç. Salt dinleme sürecini esas alarak sonrasını da kapsayan bir çıkarımda bulunmak pek doğru durmuyor...

Burada, bu sanal yazı dili etkin ortamda empati yazıların içine girebilmekle mümkün. Her harfin bir yolu var kendisi içre. Sonra kelime oluşuyor ve cümle. İlk harf tünelinden girip ve her geçtiğimiz yerde dairesel bir tam bakış atıp çıkamazsak son harf tünelinden, o cümleyi tam anlama şansımız olamaz. Tünelin herhangi bir noktasında, gerek o an içinde bulunduğumuz psikoloji ve gerekse metne bakışımızdaki önyargı dağıtırsa konsantrasyonumuzu zaten empati içinde değiliz demektir. Tam konsantrasyon gerektirir empati. Tam konsantrasyon, içinde olabilmektir karşındakinin. Karşındaki insan da olabilir, bir yazı, bir tablo da. Gözler açık ama kapalı, bir şarkıyı-türküyü dinler gibi...

* http://www.matriksdata.com/Matriks/MemberFiles/pittarra/dz_1 0.htm
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Angie
mesaj 19 01 2010 - 19:44
İleti #106


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 673
Katılım: 17 10 09
Üye No: 8,023




"insanın en büyük düşmanı insandır."

bu cümlenin forumla alakası çok mellow.gif


Go to the top of the page
 
+Quote Post

5 Sayfa V  « < 3 4 5
Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 20 10 19 - 09:12