Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

7 Sayfa V   1 2 3 > »   
Reply to this topicStart new topic
> Fransız Şiiri
Ceyda
mesaj 30 11 2004 - 21:42
İleti #1


MevsimSiz


Grup: Admin
İleti: 3,621
Katılım: 13 12 07
Üye No: 2



ALBATROS

Tayfalar sık sık yakalar, iş olsun diye,
Koca deniz kuşlarını, albatrosları,
Keskin çukurlar üstünden kayan gemiye
Eşlik eden o kaygı bilmez dostları.

Ama bırakıldılar mı güvertelere,
O gök kralları ne sünepe, ne sarsak
Seriverir koca kanatlarını yere,
Yanlarında sürünen kürekler gibi, ak.

O kanatlı yolcu ne miskin, ne sümsüktür!
Ne çirkin, ne gülünçtür o güzel kuş şimdi!
Topallar kimi, uçan sakata öykünür,
Bir pipoyla gagasını dürtükler kimi!

O bulutlar prensine benzer Ozan da,
Fırtınayla senlibenli, yaylara gülen;
Yere sürülmüştür yuhalar arasında,
Yürüyemez devce kanatları yüzünden.

Charles Baudelaire
Go to the top of the page
 
+Quote Post
selah
mesaj 30 11 2004 - 22:00
İleti #2


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,793
Katılım: 22 11 04
Üye No: 1,005



ÇEŞİTLİ

Eşek kıral ve ben
Sabaha sağ çıkmayacağız
Eşek açlıktan
Kıral iç sıkıntısından
Bense aşk ateşinden
Aylardan mayıs

Jacques Prevert
(Çev: Can Yücel)
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Mahur
mesaj 01 12 2004 - 21:22
İleti #3


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 564
Katılım: 11 10 04
Üye No: 971



DERSLER

Bir zamanlar
ben ürkek, ben cahil, ben güç bela hayatta,
resimlerle örterek gözlerimi
yön vereceğimi sandım ölülere ve ölenlere

Ben sığınmış şair
ben harcanmış, az acı görerek
oralara kadar yollar çektim ha!

şimdi söndü lamba,
daha çok geriniyor, titriyor
usulca yeniden başlıyorum havada,

uzakta
ağır bulutlar ve hafif yel
altına saklar dağlar
üzümleri ve incirleri:
hiç kuşku yok, kuşkusuz...

Öyle bir an gelir ki neredeyse
mecalsiz yatağa girer ağabey. Görülür
günden güne
daha az emin olan adımları.

Sözü edilmez artık
otların arasından su gibi ilerlemenin:
su dönmez geri

Usta kendi başına
çarçabuk dönmüşse uzaklardan
ararım onun ardından geleni:

ne meyvelerin feneri,
ne serüvenci kuş,
ne de resimlerin en temizi;

daha çok yer değiştiren su ve çamaşır,
gözcü duran el,
bilhassa acıya dayanan yürek.

......


Philippe Jaccottet
Go to the top of the page
 
+Quote Post
denizci
mesaj 06 12 2004 - 15:41
İleti #4


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 784
Katılım: --
Üye No: 479



DODO SOLO

Sade suya Aşk
İkili ko
Dodo solo
Bize de mi lolo

Canım sıkılıyor
Barlarda sürtmekten
Geç vakitler
Eve dönmekten

Sade suya Aşk
İkili meşk
Dodo solo
Bize de mi lolo

Yataktayım
Tüm ikindi
Dermanım kalmadı
Sanki

Sade suya Aşk
İkili meşk
Dodo solo
Bize de mi lolo

Çalışmak hak getire
Vakit geçiyor neyime
İki ayağım bir pabuçta
Çok şükür değil ama gene de

Sade suya Aşk
İkili meşk
Dodo solo
Bize de mi lolo

Komşumdan bıktım
Kızlardan koptum
Dergileri başkası okusun
Kadınlar uzak dursun

Sade suya Aşk
İkili meşk
Dodo solo
Bize de mi lolo

Belki bir yıl sonra
Ya da iki
Eskisi gibi olacağım
Ama beklerken

Sade suya Aşk
İkili meşk
Dodo solo
Bize de mi lolo

Roland Topor
Türkçesi: Ferit Edgü

Toptopor, Ada Yayınları, 1988
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Aylin Deniz
mesaj 10 12 2004 - 11:44
İleti #5


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 863
Katılım: 28 09 04
Üye No: 956



GÖL

Ebedi gecesinde bu dönüşsüz seferin
Hep başka sahillere doğru sürüklenen biz
Zaman adlı denizde bir gün, bir lahza için
Demirleyemez miyiz?
Ey göl, henüz aradan bir sene geçti ancak,
Seyrine doyamadığı o canım su yanında
Bir gün onu üstünde gördüğün şu taşa bak
Oturdum tek başıma!
Altında bu kayanın yine böyle inlerdin,
Yine böyle çarpardı dalgaların bu yara,
Ve böyle serpilirdi rüzgarla köpüklerin
O güzel ayaklara.
Ey göl hatırında mı? Bir gece sükut derin,
Çıt yoktu su üstünde, gök altında, uzakta
Suları usul usul yaran kürekçilerin
Gürültüsünden başka
Birden şu yeryüzünden bilmediği bir nefes
Büyülenmiş sahilin yankısıyla inledi.
Sular kulak kesildi, o hayran olduğum ses
Şu sözleri söyledi:
"Zaman dur artık geçme, bahtiyar saatler siz
Akmaz olunuz artık!
En güzel günümüzün tadalım o süreksiz
Hazlarını azıcık!"
"Ne kadar talihsizler size yalvarır her gün
Hep onlar için akın;
Günlerle birlikte dertlerini götürün,
Mesutları bırakın."
"Nafile isteyişim geçen saniyeleri
Akıp gidiyor zaman;
Geceye "daha yavaş" deyişim boş, tan yeri
Ağaracak birazdan"
"Sevişmek! Hep sevişmek! Akıp giden saatin
Kadrini bilmeliyiz!
İnsan için liman yok, sahil yok zaman için,
O geçer biz göçeriz!"
Kıskanç zaman, kabil mi sevginin kucak kucak
Bize sevgi sunduğu sarhoş edici anlar,
Kabil mi uzaklara uçup gitsin çabucak
Matem günleri kadar...
Nasıl olur kalmasın bir iz avucumuzda?
Nasıl yok olur her şey büsbütün silinerek?
Demek vefasız zaman, o demleri bir daha
Geri getirmeyecek...
Loş uçurumlar: mazi, loşluklar, sonrasızlık,
Acaba neylersiniz yuttuğunuz günleri?
Alıp götürdüğünüz derin hazları artık
Vermez misiniz geri?
Ey göl! Dilsiz kayalar! Mağaralar! Kuytu orman!
Siz ki zaman esirger, tazeler havasını,
Ne olur ey tabiat, o günlerin saklasan
Bari hatırasını!
Sakin demler de olsun, deli rüzgar da olsun
Güzel göl etrafını süsleyen oyalarda,
O kapkara camlarda, sularına upuzun
Dökülen kayalarda!
İster meltemlerinde, ister ürperişle esen
Seslerde, ister uzak ister yakında olsun,
Yahut gümüş pullarla sular üstünde yüzen
Ay ışığında olsun!
Kuduran fırtınalar, sazlar bize dert yanan,
Meltemini dolduran kokular, hep beraber,
Ne varsa işitilen, duyulan ve koklanan,
Desin ki: "Seviştiler."

Alphonso de Lamartine
Go to the top of the page
 
+Quote Post
denizci
mesaj 20 12 2004 - 16:24
İleti #6


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 784
Katılım: --
Üye No: 479



KARŞI GELME

Boyun eğin siz var olan domuzlarınıza. Var olmayan tanrılarıma boyun eğeceğim ben.

İnsan kalacağız bağışlanmazlık adına.

RENÉ CHAR
Sessiz Oyun, Çeviren: Özdemir İnce
Armoni Yayıncılık, 1992
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Mahur
mesaj 25 12 2004 - 21:25
İleti #7


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 564
Katılım: 11 10 04
Üye No: 971



BİR ÇİVİ

Yalnızca
Biraz paslı çivi

Bir şeye yaramak zorunda değildi.
Dinleniyordu.
Dinlenildiği gibi.

Yapanlardandır o
Çekip giden bu sessizliği
Kendine özgü araştırmasına.


Eugene Guillevic
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Aylin Deniz
mesaj 03 02 2005 - 12:12
İleti #8


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 863
Katılım: 28 09 04
Üye No: 956



Canımın İçi

Karım benim biçili kumaşım,
Sebzeliklerde uyanan tatlı çekirdek
Yakın yerlerim, bahçem, gür ve bakımlı,
Şunu yaptığım, şunu dediğim, hem utanmadan
İsteklerimi içine gömdüğüm kedi,
Çobanaldatanlar geçidi.

Şen dulum, kurtlu petek
Ellerim için, midem için somu,
Ve bütün yollarımın üstünde
Bin yıllık kinimi pişiren mavi ateş;
Gecemi dolduran içki şişesi,
Bez: silmek için şu hayatımı
Su: kirlenmeden yunduğum

Esmer ol, beyaz ol, n’olursan ol canımın içi
Sadece bir renk olurduk biliyor musun
Sadece bir güneş bir ay her şeye karşı
Biz ikimiz çağlar boyunca

Seni, bir gün tanısaydım
Ve sen var olsaydın elbet.


Andre Frenaud
Go to the top of the page
 
+Quote Post
beliz
mesaj 18 02 2005 - 01:49
İleti #9


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,837
Katılım: --
Nereden: İst
Üye No: 389



BALLADE


Vaktidir artık ey Eldivenci güzeli
Ben ki öğrenciyken tanırım sizi,
Sonra siz o Ak Eskici güzeli siz,
Artık göstermelisiniz kendinizi,
Gelin alın sağlı sollu yerinizi;
Hor bakmayın erkeklere n'olursunuz,
Kocadınız mı ha var ha yok gibisiniz,
Artık kalp bir mangıra dönüyorsunuz.

Ya siz Sosisçi kız güzeller güzeli
Siz ki oyun için yaratılmıştınız,
Sonra Guillemette Halıcı güzeli siz,
Ustanıza surat asayım demeyiniz:
Yüz çevirir sonra sizden bakarsınız;
Ah bir kocadınız mı biliyor musunuz,
İhtiyar bir papazın yanıdır yeriniz
Artık kalp bir mangıra dönüyorsunuz.

Ya siz Jeanneton ey Şapkacı güzeli,
Bir gün yalnızlıktır bekliyen sizi;
Sonra Catherine, güzel Borsacı kız,
Yabana atmayınız erkekleri sakın;
Güzelken bir o zaman varsınız bakın
Sonra artık gülüp geçerler yalnız.
Kocadınız mı sevgisiz kalıyorsunuz
Artık kalp bir mangıra dönüyorsunuz.

Sunu

Gelin, toplanın siz ey güzeller güzeli
Niçin sızlanıyorum biliyor musunuz:
Gün gelip yitirince gençliğinizi
Artık kalp bir mangıra dönüyorsunuz.



François VILLON


Çeviri : İlhan Berk
Go to the top of the page
 
+Quote Post
denizci
mesaj 19 02 2005 - 05:08
İleti #10


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 784
Katılım: --
Üye No: 479



BAHÇE

Kar yağıyor.
Taneler altında kapı
Açılıyor sonunda
Dünyadan daha çok olan bahçeye.

İlerliyorum. Ama takılıyor
Atkım paslı
Bir demire, ve yırtılıyor
Düşün bezi içimde.

Yves Bonnefoy
Çeviren: Ahmet Soysal

Bütün Şiirlerinden Seçmeler, Kavram Yayınları, 1995
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Aylin Deniz
mesaj 22 02 2005 - 13:07
İleti #11


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 863
Katılım: 28 09 04
Üye No: 956



KADIN


Sonra derken bir kadın çıkagelir,
Ve o zaman seversin bu kadını,
Sonra derken bir kadın çıkagelir
Ve o zaman gürleşir gözyaşları,

Neyin var neyin yok verirsin ona
Elinde avucunda,yüreğinin tahtında
Neyin var neyin yok verirsin ona
Ve o zaman gürleşir gözyaşları

Sonra derken bir kadın çıkagelir
Sevmeye adanmış dudaklarıyla birlikte
Sonra derken bir kadın çıkagelir
Etiyle kemiğiyle, bütün güzelliğiyle,

Giysileri vardır göstermek için onu
Bütün balkonlarda, bütün taraçalarda
Giysileri vardır göstermek için onu
Gelip geçenlere ve bütün dünyaya,

İşte geliyor o beklediğin kadın
Öpüşlere ayarlamış bütün hayatını
İşte geliyor o beklediğin kadın
Yaşamak ve şenlendirmek için yaşamını.


Max ELSKAMP


Türkçesi: Özdemir İNCE
Go to the top of the page
 
+Quote Post
yasar dogan
mesaj 12 03 2005 - 03:35
İleti #12


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 38
Katılım: 02 02 05
Üye No: 1,110



Albatros

Sık sık eğlenmek için gemiciler
Albatros’lar yakalıyorlar, büyük deniz kuşları
Ki genelde, onlar uyuşuk yolculara eşlik eder
Gemi aşınca acı girdapları

Henüz bırakılmışken tahtalar üstüne
Bu gök kıralları,sakarca utançlarında
Sarkıyorlar büyük ak kanatlarını yürek acısı içinde
Kayık kürekleri gibi sürükleyerek yanlarında

Bu kanatlı yolcu, nasılda beceriksiz ve bıkkın
Demin ne kadar güzeldi, nasılda komik ve çirkin şimdi
Biri gagasını elliyor kısa piposuyla sıkkın
Uçan o sakatı, topallayarak taklit ediyor ötekisi

Benziyor Şair o gök prenslerine
Tufanları büyülülerken, süzerek okçuları
Yerde muhacir, yuhalar içinde
Engel oluyor yürümesine, koca kanatları

C, Baudelaire

Çeviri: Yaşar Doğan /Lolan
bu siirin asli bu dostlar
Go to the top of the page
 
+Quote Post
beliz
mesaj 31 07 2005 - 22:45
İleti #13


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,837
Katılım: --
Nereden: İst
Üye No: 389



ÇİNGENE KIZI

Çingene kızı önceden biliyordu
Karanlıklarla bölünen iki yaşantımızı
Ayırdık kendisinden yollarımızı
Sonra bu kuyudan çıktı Umu

Sevi ağır aç bir ayı
Kalkıp oynadı canımız çektiği an
Döktü mavi kuş tüyünü işte bundan
Kesti dilenciler “Avé Maria”yı

Bilmez değiliz kendimize ettiğimizi
Ne var ki şu sevme umudu yolda
Düşündürüyor verdirip kol kola
Çingenenin ta önceden söylediğine bizi


Guillaume Apollinaire

Türkçesi : Tahsin Saraç
Go to the top of the page
 
+Quote Post
aresin
mesaj 02 09 2005 - 13:54
İleti #14


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 14
Katılım: 01 09 05
Üye No: 1,513



Sensation

Par les soirs bleus d'été, j'irai dans les sentiers,
Picoté par les blés, fouler l'herbe menue :
Rêveur, j'en sentirai la fraîcheur à mes pieds.
Je laisserai le vent baigner ma tête nue.
Je ne parlerai pas, je ne penserai rien :
Mais l'amour infini me montera dans l'âme,
Et j'irai loin, bien loin, comme un bohémien,
Par la Nature, - heureux comme avec une femme.

Mars 1870.Arthur RIMBAUD
_________________________________________

DUYUM


mavi yaz akşamları,patikalarda ,dalgın,
gideceğim,sürtüne sürtüne buğdaylara.
ayaklarımda ıslaklığı küçük otların;
yıkasın,bırakacağım başımı rüzgara.

ne bir şey düşünecek,ne bir laf edeceğim;
ama sonsuz bir sevgi dolduracak içimi.
göçebeler gibi,uzaklara gideceğim:
mesut,sanki yanımda bir kadın varmış gibi.

çeviren:Orhan Veli Kanık
___________________________________________________

orhan veli ve arthur rimbaud'un ruhlarına en derin sevgilerimle...
Go to the top of the page
 
+Quote Post
belgin
mesaj 19 09 2005 - 10:17
İleti #15


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,299
Katılım: --
Nereden: İstanbul
Üye No: 124




FANTAZYA


Bir hava bilirim dünyalara değişmem
Bütün Rossini, Mozart, Weber sizin olsun
Çok eski bir hava, ağı, hazin, muhteşem
Yalnız ben duyarım onda ne varsa füsun

Ne zaman o havayı dinleyecek olsam
Ruhum gençleşiverir beden iki asır
On üçüncü Louis devridir vakit akşam
Batan günle sararmış bir yamaç uzanır

Camları kızıla çalan renklerle yanar
Tuğlalardan bir şato, köşeleri taştan
Etrafı çepeçevre bağlar, bahçeler, parklar
Bir dere akıyor çiçekler arasından

Kömür gözlü bir kumral en üst pencerede
Eskidir geçmiş zaman esvapları eski
Görmüşlüğüm var bu kadını! Ama nerde
Hatırlıyorum, başka bir hayatta belki

GERARD de NERVAL


Çeviri: Cahit Sıtkı Tarancı
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Mahur
mesaj 28 09 2005 - 08:08
İleti #16


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 564
Katılım: 11 10 04
Üye No: 971



OZANIN AŞKI

Bir ozan seviyor sizi
dişi bir meşe olmak
hakkı tanıyor size
yüz tapınaklı bir ırmak
gezgin bir kuyrukluyıldız
bir ozan seviyor sizi
alıştırmak için sizi
kenar mahallelerine
siz olacak evrenin
bir ozan seviyor sizi
ve sorumlu tutuyor sizi
çok uzun bir sonsuzluktan
uysal tanlardan
uçan balıklı göllerden
bir ozan seviyor sizi
ve her şey izinli size
mutlu böcek
kutsalın kutsalı günah
bir ozan öldürüyor sizi
daha çok sevmek için
sizinle besleyeceği sözcükleri



Alain BOSQUET

Çeviren : Özdemir İNCE
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Aylin Deniz
mesaj 18 11 2005 - 12:45
İleti #17


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 863
Katılım: 28 09 04
Üye No: 956



YAZMAK


Düzenli tıkırtılarla vuruyor yazı makinem
Çınlıyor her satırın sonunda
Genizden söylüyor R'leri dişliler
Kimi zaman şöyle bir arkaya kaykılıyorum hasır koltuğumda
Ve halka halka duman üflüyorum ağzımdan

Hiç sönmüyor cigaram
O sırada sesini duyuyorum dalgaların
Gurultularını lavabonun borusuna sıkışmış suların
Kalkıyorum soğuk suya daldırıyorum elimi
Ya da koku sürünüyorum
Örttüm aynalı dolabın aynasını yazarken görmemek için kendimi
Lomboz bir güneş diskidir
Düşündüğüm zaman
Trampet derisi gibi çınlıyor bağırarak konuşuyor.



Blaise CENDRARS


Çeviren : Özdemir İNCE
Go to the top of the page
 
+Quote Post
pronectus
mesaj 19 11 2005 - 21:55
İleti #18


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,125
Katılım: 26 10 04
Üye No: 974



BU SEVDA

Bu sevda
Birdenbire saran içimizi
Bu narin
bu sımsıcak
Bu umutsuz
Sevda
Gün gibi güzel
Ve kabaran deniz gibi
Çalkantılı
Bu sevda
O kadar gerçek
O kadar güzel
O kadar mutlu
O kadar sevinçli
Ve karanlıkta korkudan titreyen bir çocuk gibi
Gülünç
Ve gecenin ortasında sakin bir adam gibi
Kendinden emin
Başkalarının yüreğine korku salan
Benizlerini solduran
Dillerini çözen bu sevda
Gözetlediğimiz için gözetlenen
Yaraladığımız
Ayaklar altına aldığımız
İnkar ettiğimiz unuttuğumuz için
Kovalanmış yaralanmış ayaklar altına alınmış
İnkar edilmiş unutulmuş
Bu kocaman sevda
Gene dipdiri
Gene güneşli
Senin sevdandır bu
Benim sevdamdır
Hep var olan
Durmadan yenilenen
Ve değişmeyendir
Bir bitki kadar gerçek, bir kuş kadar ürkek
Yaz güneşi kadar diri ve sıcaktır
İkimiz de gidebiliriz
Sonra dönüp
Derin uykulara dalabiliriz
Acı çekebiliriz uyanınca
İhtiyarlayabiliriz
Sonra tekrar dalabiliriz uykuya
Ölümü düşleyebiliriz
Oysa
Başucumuzda
Gülerek bakıyor bize
Durmadan tazelenen bu sevda
Ayak diriyor yaşamakta
Arzu kadar diri
Bellek kadar zalim
Pişmanlık kadar budala
Hatırlamak kadar tatlı
Mermer gibi soğuk
Gün gibi güzel
Bir çocuk gibi narin
Bize bakıyor gülümseyerek
Ve hiçbir şey söylemeksizin
Konuşuyor bizimle
Ve ben ürpererek dinliyorum onu
Bağırıyorum
Senin için
Kendim için
Bağırıyorum bizim için
Gitme kal
Dur orda
Ayrılma yerinden
Kal orda
Kımıldama
Gitme
Biz ki sevmiştik birbirimizi
Unuttuk seni
Bari sen unutma bizi
Bir sen varsın yeryüzünde bizim için
Terk etme bizi
Buz bağlamasın yüreklerimiz
Ne kadar uzakta
Ve nerde olursan ol
Duyur bize kendini
Bir çalı dibinde
Hatıralar ormanında
Birdenbire çıkıver karşımıza
Uzat elini bize
Ve kurtar bizi.


Jacques PRÉVERT
Çeviren : Orhan SUDA

Go to the top of the page
 
+Quote Post
Hasan Tezkol
mesaj 01 01 2006 - 12:20
İleti #19


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,356
Katılım: 08 11 05
Üye No: 1,698





Gece yarısı......
Bastille’den Maddelein’e, görünürde tek bir atlı tramvay bile yok. ...
Yanılmışım; işte bir tane!
Ansızın öyle, yerden biter gibi görünüverdi.

Yaya kaldırımında evine gecikmiş birkaç kişi,durup baktılar. Bakılmayacak gibi de
değil ki... bir acayip.
Üst katında donuk bakışlı, bayat balık gözlü bir alay adam sıkış sıkış
oturmuşlar. Bin tanık ister yaşadıklarına. Gene de belediye buyruklarına uygundu
sayıları, kılı kılına ama, olsun.

Arabacı atlara bir kırbaçtır, şaklattı...
Kırbacı kolu değil de, kolunu kırbaç savurdu, sandım.

Neydi, neyin nesiydi bu dilsiz, garip kuşlar? Aydan mı inmişlerdi, ne? Olmaz olmaz, her
şey olur. Ama iskeletleri andırıyordu daha çok.

Tramvay depoya vaktinde yetişmek için olacak, dolu dizgin gidiyordu... Öyle bir
kaçıyordu ki... Ama ardından tozlar içinde bir yumru ölesiye koşuyor, düşe kalka
kovalıyordu onu... “Durun, yalvarırım size, n’olur, durun!... ayaklarım şişti
yürüye yürüye bütün gün... dünden beri bir şeycik yemedim... sokakta bıraktı
beni anam, babam... n’apıcağımı şaşırdım... eve döneyim istiyorum bir ayak
önce... beni de alın tramvaya, sığınırım bir köşeciğe... çocuğum daha, yeni
bastım sekizime... beni böyle bırakmayacaksınız değil mi?”
Öyle bir kaçıyor, öyle bir kaçıyordu ki tramvay... Ama ardından tozlar içinde bir
yumru ölesiye koşuyor, düşe kalka kovalıyordu onu...

Ölü gözlülerden biri yanındakine bir dirsek vurdu, kabak tadı verdi bu yaygara, der
gibilerde. Kulağı tırmalandı herhal. Öbürü haklısın demeye, belli belirsiz
başını eğdi, derken kabuğuna çekilen bir kaplumbağa gibi bencilliğinin döşeğine
yumuldu yeniden. Bütün yolcuların yüzünden aynı hoşnutsuzluk akıyordu.

Çığlıklar tizleşerekten gitgide, bir iki dakika daha duyuldu.

Caddeye bakan pencereler açıldı birer ikişer. Elinde bir lamba, bir gölge belirdi
camlardan birinde, bir göz attı aşağıya, şırak diye kapattı pencerenin kanadını.
Kapatış o kapatış...
Öyle bir kaçıyor, öyle bir kaçıyordu ki tramvay... Ama ardından tozlar içinde bir
yumru ölesiye koşuyor, düşe kalka kovalıyordu onu...

Bu taştan adamlar arasında bir delikanlı, tek bir o, belli, üzülüyordu çocuğa.
Çöp gibi bacaklarıyla tramvaya yetişeceğim diye yırtınan yavruyu koruyamıyor,
ağız açamıyordu ki; bunca göz dikilmiş üstüne, hayın hayın bakıyorlardı,
karşı gelemezdi ki topuna birden. Dirseklerini dizine dayamış, başı iki elinin
arasında, insanlık dedikleri bumu? Diye aval aval düşünüyordu. Dank etti kafasına,
boş laf olduğu bunun, şiirde bile geçmez olmuştu. Anladı yanlışını. “Ne
olacak, dedi kendi kendine, alt tarafı yumruk kadar bir çocuk!” Gene de tutamadı
kendini, öyle şey mi olur gibilerde pırıl pırıl bir gözyaşı delikanlının
yanağından aşağı yuvarlanıverdi. Gözlerine götürdü elini, kara bir bulutu
aklından silmek istermiş gibi. Çırpınıyordu ama, boşuna; kahrolası bir yüzyılın
içine düşmüştü bir kere. Ne işi vardı orada? Ne yapsa ne etse kurtulamıyordu.
Köleliğin en çekilmezi, alınyazılarının en korkuncu!

Lombano o gün işte kanım kaynadı sana. Öbür yolcuların arasında,
vurdumduymazlıklar içinde otururken gözümü ayıramadım senden. Delikanlım, ayağa
kalktın birden, öfkelendin de; istemeyerek bile olsa, böylesine aşağılık bir
harekete katılmamak için çekip gitmeye davrandın. Bir işaret çaktım, yanıma
oturttum seni.

Öylesine kaçıyor, öylesine kaçıyordu ki tramvay... Ama ardından tozlar içinde bir
yumru ölesiye koşuyor, düşe kalka kovalıyordu onu.
Ansızın kesildi çığlıklar. Bir tümseğe takıldı ayağı, yuvarlandı çocuk,
taşa çarptı başını, bayıldı.
Görünmez oldu tramvay, çıt çıkmıyordu upuzun caddede.
Öylesine kaçıyor, öylesine kaçıyordu ki tramvay... Ama ardından tozlar içinde bir
yumru koşmuyordu artık, düşe kalka kovalamıyordu onu.

Şu paçavracıyı gördünüz, değil mi? Elinde kötü bir lamba, bu yana geliyor hani.
Bakın, kaldırıyor çocuğu, evine götürecek, tımar edecek yarasını, yiyecek
verecek, yatırıp uyutacak, anası babası gibi değil, bir daha sokakta bırakmayacak
onu.

Öylesine kaçıyor, öylesine kaçıyordu ki tramvay... Ama ardından tozlar içinde,
paçavracının bakışları ölesiye koşuyor, kovalıyordu onu... Hay budalalar,
ahmaklar takımı, böyle ettiğine bin pişman olacaksın. Görürsün sen, nasıl, ama
nasıl pişman edeceğim seni. Yemeyip içmeyip gece gündüz şiirlerimde insan denen bu
yırtıcı hayvanla, marifet yapmış gibi onu yaratan tanrıyı yerin dibine
batıracağım. Şiir üstüne şiir, kitap üstüne kitap, son nefesime dek işim gücüm
bu olacak. Burnundan getireceğim senin.



Türkçesi : Can Yücel
Comte de Lautréamont (1846-1870)
Asıl adı Isidor-Lucien Ducasse’dır. 1846’da Montevideo’da doğdu. 1860 yılında
öğrenim yapmak için Fransa’ya geldi. 1868’de “Chants de Maldoror”u yayımladı.
1870’te 24 yaşında Paris’te öldü. Lautréamont, gerçeküstücülerin kendilerine
kaynak olarak seçtikleri şairlarden biridir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Değer
mesaj 03 01 2006 - 22:53
İleti #20


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 5
Katılım: 29 12 05
Üye No: 1,878



Okulda defterime
Sırama ağaçlara
Yazarım adını
Okunmuş yapraklara
Bembeyaz sayfalara
Yazarım adını
Yaldızlı imgele
Toplara tüfeklere
Kralların tacına
En güzel gecelere
Günün ak ekmeğine
Yazarım adını
Tarlalara ve ufka
Kuşların kanadına
Gölgede değirmene yazarım
Uyanmış patikaya
Serilip giden yola
Hınca hınç meydanlara adını
Ey özgürlük!
Kapımın eşiğine
Kabıma kacağıma
İçimdeki aleve
Camları oyununa
Uyanık dudaklara
Yazarım adını
Yıkılmış evlerime
Sönmüş fenerlerime
Derdimin duvarına
Arzu duymaz yokluğa
Çırçıplak yalnızlığa
Yazarım adını
Geri gelen sağlığa
Geçen her tehlikeye
Yazarım ben adını, yazarım
Bir sözün çoşkusuyla
Dönüyorum hayata
Senin için doğmuşum haykırmaya
Ey özgürlük!
P. Eluard
Go to the top of the page
 
+Quote Post
denizci
mesaj 04 01 2006 - 20:16
İleti #21


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 784
Katılım: --
Üye No: 479



MARANGOZ

Marangozu gördüm
Ağaçtan yararlanırken.

Marangozu gördüm
Birçok tahtayı ölçüp biçerken.

Marangozu gördüm
En güzelini okşarken.

Marangozu gördüm
Rendeye uzanırken.

Marangozu gördüm
Tam biçimi verirken.

Dolabı ekleyip çatarken
Türkü çağırıyordun, marangoz.

Tahtanın kokusuyla birlikte
Görüntünü içimde saklıyorum.

Kelimeleri ekler çatarım ben de
Az çok benzer bir iş bu da.

GUILLEVIC

Struga Akşamları, Koza Yayınları, 1978

Go to the top of the page
 
+Quote Post
bun çağrıştar
mesaj 06 01 2006 - 21:48
İleti #22


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 3,805
Katılım: 12 12 04
Nereden: uzak...
Üye No: 1,031





Asker Kaçağı


Başbakan bey’fendi
Mektubum var size
Okursunuz belki
Vaktiniz olur ise
Yeni geçti elime
Sülüs kağıdım benim
Kağıda bakılır ise
Çarşambaya askerim
Başbakan bey’fendi
İstemiyorum bunu ben
Doğmadım değil mi ki
Yoksulları vurmak için
Yetti savaştığımız sizin’çin
Söylemem gerekli size
Verdim kararımı ben
Firar edeceğim işte


Doğduğumdan bu yana
Öldüğünü gördüm babamın
Çekip gittiklerini kardeşlerimin
Ve ağladığını çocuklarımın
Öyle çok acı çektiğini anamın
Mezara girecek kadar
Umurumda değil bombalar
Umurumda değil mısralar
Kodese tıkılınca
Karımı çaldınız benim
Ruhumu çaldınız benim
Çalındı tüm geçmişim
Sabahın köründe yarın
Kapatacağım kapımı öylece
Ölü senelerin üzerine
Yola çıkacağım hemen


Dilencilik yapacağım
Telaviv yollarında
Sabra’da Şatila’da
Ve diyeceğim ki halka
İtaat etmesinler
Bu işi reddetsinler
Savaşa gitmesinler
Reddetsinler katılmayı
Can vermek gerekliyse
Siz verin canınızı
Yiğitsiniz madem ki
Başbakan bey’fendi
Takip ettirirseniz beni
Haber verin jandarmaya
Olmayacak bende silah
Vurabilecekler beni



Boris Vian



Çeviri:Ulaş Başar GEZGİN
Go to the top of the page
 
+Quote Post
bun çağrıştar
mesaj 28 03 2006 - 15:18
İleti #23


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 3,805
Katılım: 12 12 04
Nereden: uzak...
Üye No: 1,031



Öldü Sevi

Öldü sevi kollarının arasında
Andığın olur mu hiç ilk gününü
Öldü o, diriltmek düşer sana
Depreşir, hemen seni gördü mü

Bir bahar, bir bahar daha geçip gider
Düşünürüm hep nesi hoştu diye
Sağlıcakla, siz ey biten mevsimler
Yine böyle taptaze dönün bize



Guillaume Apollinaire


Çeviri : Tahsin Saraç
Go to the top of the page
 
+Quote Post
bun çağrıştar
mesaj 29 03 2006 - 22:30
İleti #24


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 3,805
Katılım: 12 12 04
Nereden: uzak...
Üye No: 1,031



NERDEN BİLEYİM SEVGİLİM


Nerden bileyim sevgilim
beni hâlâ sevdiğini
Bak iniltileri geliyor akşam
borularının yine
Önümde resmin sevgili Lou
taparcasına seviyorum seni
Ve sen hâlâ gülümsüyor gibisin
sevgiline



Tek haber yok senden kuzum ne
oldu sana
Ölü müsün diri misin vazgeçtin
mi yoksa sen
Bir gün bu topçuya verdiğin aşk
sözünden
Ölmeyi çok isterdim yabancı bir
kıyıda



Ey Lou büyük acım ey Lou kırık
yüreğimsin sen
Tatlı bir av borusudur sesin
kulaklarımda
Ve görmekteyim işte o başımı
döndüren
Yumuşak ve şaşkın bakışını
uzakta çok uzakta



Saçlarından öpüyorum kalbimin
tek hazinesi
Ve senin aşkının ilk kanıtıydı
onlar
Sesin anılarım uzaklaşıyor ey
boruların sesi
Hayatım güzel bir kitap ve
çevriliyor sayfalar




Guillaume Apollinaire


Türkçesi: Gertrude Durusoy – Ahmet Necdet




Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 16 05 2006 - 19:11
İleti #25


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,314
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



YILDIZLARLA DAHA BÜYÜK YAKINLIK
Michel Deguy

Yıldızlarla daha büyük yakınlık
Ve daha derin sesli gecede
Geceleyin daha yakına çekilir yeryüzü
Güneşin içine çıkar o büyütülmüş yıldız

Gece gününün yüreğinde
Gecenin gecesi tanır
Daha pırıl pırıl bir yıldız

Çeviren: Vehbi Taşar

GREATER INTIMACY WITH THE STARS
By Michel Deguy

Greater intimacy with the stars
And in the deeper sounded night
In the night closer drawn the earth
Emerges into the sun that enlarged star

At the heart of night day
Night of night knows
A star more brilliant

© Translation: 2004, Anne Talvaz


INTIMITÉ PLUS GRANDE AVEC LES ASTRES
MICHEL DEGUY


Intimité plus grande avec les astres
Et dans la nuit sondée plus profond
Dans la nuit rapprochée la terre
Débouche sur le soleil cette étoile agrandie

Au cœur de la nuit le jour
Nuit de la nuit connaît
Une étoile plus brillante

© 1965, Michel Deguy
From: Ouï dire
Publisher: Poésie vol. I /Gallimard, Paris, 1973
www.gallimard.fr
ISBN: 2-07-032046-4


Bu ileti Vehbi tarafından 16 05 2006 - 19:15 yeniden düzenlenmiştir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post

7 Sayfa V   1 2 3 > » 
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 18 07 19 - 08:57