Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

5 Sayfa V  « < 2 3 4 5 >  
Reply to this topicStart new topic
> Türk Şiiri, Türkler de şiir yazmışlar
Vehbi
mesaj 17 10 2018 - 15:02
İleti #76


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Şiir

I

Cahilliklerin en kőtűsű
akıllı olduğunuza inanmaktır.
Bilgelik yabancı dil bilmekten değil
kalp dilini őğrenmekten gelir.
Kalp dili konuşulmaz.
Kalp diline inanılır.
Çűnkű kalp dili yanlış yapmakla őğrenilir.

II

Yaşamanın yarısı nefes almak
yarısı őlmektir.
Őğrenmek için
birşeyler yapmak gerekir.
Birşeyler yapan kişi
kendinden başka herşeyi őğrenir.
Kendini őğrenmek için
acı çekmek gerekir.
Acı çeken kişi kalp dilini őğrenir.
Acı çekmeyi őğrenmek için
birşeyler yapmamak gerekir.
Acı çekmeyi őğrenmek için
őlmek gerekir.

III

Dűzenlilik
çőplerinizi uzun sűre seyretmekten gelen bir hastalık.
Dűzenlilikle vaktinizi kaybetmeyin.
Çőplerinize nasıl bakılacağını őğrenin.

IV

Bűtűn felaketler
metodik hadiselerdir.
Metodlarınızı sık sık değiştirin
yoksa felaketler başınıza gelecektir.
En doğru metod herzaman
dűzeninizi bozmaktan gelir.

V

Nasihatlara őnem vermeyin.
Kalbinizi dinleyin.
Kalbinizin dilini őğrenin.
Dikkatinizi kalbinizin nasıl çarptığına verin.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 21 10 2018 - 17:15
İleti #77


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



KAHRAMAN

Yıllarca bekledim at koşturduğum kırlarda
Coşkun sel beni alıp gőtűrsűn diye
En sonunda eriştim muradıma
Kayboldum azgın dalgalarda
Ne işim ne de izim kaldı dűnyada
Yokluğun içinde kavuştum huzuruma
Lakin ben kaybolmadım boşlukta
Yaptıklarımı unuttu dűnya
Fakat yapmadıklarım alev alev yanıyor her tarafta.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 25 10 2018 - 19:25
İleti #78


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Diriliş

Diriliş dizisini seyrediyorum Netfliks’te zevkle,
Ne gűzel bir tarihimiz varmış bizim.
Herşey Allahtan gelir dermişiz
Allah verir herşeyi isteyene.
Allahtır bűtűn dertlerimizin çőzűmű.
Allah hallader her işi.
Allah cezasını verir her gűnah işleyene.
Pek çok beklentiler var Allahtan ama
Eğer Allah yapmazsa bűtűn bu işleri
Allahın yapmadığı işlerden yapılmaz
Hiçbir televizyon serisi!
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 29 10 2018 - 16:20
İleti #79


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



29 Ekim

Atatűrk verdi bize cumhuriyeti
kraliyeti de verebilirdi, diktatőrlűğű de
imparator olabilirdi Napolyon gibi
halife yapabilirdi birini
Íslam alemine.
Yapmadı bunların hiçbirini.
Atatűrk kendinden sonra gelenlerin hepsinden
daha az yaşadı
Kendinden sonra gelenlerin hepsinden
daha çok gűvendi Tűrk Milletine.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 05 11 2018 - 18:25
İleti #80


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Sűnger—Vehbi Taşar

Mutluluk bir sűngerdir.
Evet efendim, bir banyo sűngeri gibi.
Siz hiç gőrdűnűz mű bűyűműş bir adam ya da kadın
ıslak bir sűnger taşıyan cebinde
ya da çantasına koyan onu?

Sűnger temizler herşeyi
gőnlűnűzűn dilediği.
Őnemli şey hatırlanması gereken
herzaman
kaybetmemektir sűngerinizi.

O kuru da olabilir yaş ta.
Fakat o herzaman sizindir. Sakın kaybetmeyin onu,
ődűnç vermeyin kimselere.
Ne de olsa o size aittir; paylaşmak
istenmeyen sonuçlar oluşturabilir.

Derler ki mutluluk őnce bulunur ve az sonra
kaybolur. Ben derim ki sűnger gizli bir parçasıdır derinizin.
O őnce ıslanır ve sonra kurur
fakat yaşayabildiğiniz sűrece sizinle kalsa
iyi olur!
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 09 11 2018 - 05:03
İleti #81


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Meksika’da Bir Gece

Bir adam yatıyor bu gece Meksika’nın orta yerinde
yumuşak bir yatakta
yatarmış gibi bir futbol sahasının içinde,
űnlű bir Latin Amerika futbol oyuncusuymuş gibi
(hiçkimsenin bilmediği)
bir tek gol bile atamayan bu gecenin őnemli maçında
uykuyla kendisi arasında
ne kendi kalesine ne de onun dűşmanınınkine!

Íki buçuk kilometre kadar daha yűksekte
buradan en yakın denizden bile
bu adam asla taşımadı haçı
(Ísa gibi) omuzunun űstűnde on dőrt kere,
ve on dőrt defa dűşmedi yere
haça gerilmeden őnce.
Lakin bu adam uyuyamadı bűtűn gece
yumuşak yatağının içinde
dőnerek yuvarlanan bir top gibi
durmaksızın teperek meniskűslű bir dizi
őtekisiyle,

bulmaya çalışarak ağrısız sızısız bir uyku pozisyonunu
ağrısı sızısı fazla miktarda bir dűnyanın içinde,
vurmaya çalışarak gőze gőzűkmeyen bir topu
kalecisi olmayan bir kaleye,
fakat şaşırarak her seferinde
ve topu yőnelterek kendi kalesine.

Seyirciler yoktu bu maçta
fakat sloganlar ayyuka çıktı
Allahla kul arasında.
Ağlamaya başladı beyaz bir kedi
uzak bir evin kapısında,
hortlaklar dőnűp durdu bűtűn gece
iki űç içi boş evin dőrt bir kőşesinde.
Annem aklını kaçırdı
doksan beşine gelince
Ankara’da bir huzur evinde
bağıra bağıra oğlum nerede diye.

Őyle geceler vardır ki
Ísa’nın çarmıha gerildiği gibi
Allahın bűtűn rızaları olsaydı elinizde
hatta siz Allah olsaydınız Ísa yerine (tővbe tővbe)
uyuyamazdınız gene de
olduğunuz yerde,
bulamazdınız uykuyu
őlmeden őnce,
çűnkű her insan taşır Ísa’nın taşıdığı
haçlardan birini
Allahına kavuşmadan őnce.

8 Kasım 2018, Mexico City
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 17 11 2018 - 02:08
İleti #82


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Salat al-Ghaib (Kayıplara Selâ)

O bir an varsa
O őteki an yoksa
O kaybolmadı Allaha.
Barıştan ibaret olan Műslűmanlık dini
Huzurdan ibaret olan inanma
Dőndűrűldű insan kasaplığına.

Allah Íbrahim Peygambere
Ísmail’i kurban etme demedi mi?
Bir koyun vermedi mi ona onun yerine?
Siz nasıl kurban edersiniz kendi oğlunuzu zulműn yoluna?

Bűtűn kaybolanlara Selâ
Bűtűn műslűmanlara Selâ,
Ve műslűman geçinenlere dua:

Durdurun kavgayı kendi aranızda.
Őldűrmekten vazgeçin birbirinizi.
Kavga etmeyi bırakın kendi kendinizle,

“Ve biz sığınırız Senin affına
Korkumuz sonsuzdur Senin vereceğin cezadan
Dinini sapıtanlara
Ve hiç kuşku yoktur buna
Senin eziyetin ezip geçecektir onların űzerinden
Bűtűn dűnyada.
Ve nahfidű nercû rahmeteke
Ve nahşâ azâbeke
Ínne azâbeke
Bilkűffari műlhık.”
Amin!



Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 08 12 2018 - 02:15
İleti #83


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Rakı Şiiri

Anason kokusu,
meze...

Şairlerimiz balık gibi
dűşműş rakının içine
çırpınır durur meyhanede.
Orhan Veli’den, Ílhan Berk’e
Leyla Erbil’den Edip Cansever’e,
Yaşar Kemal’den Cahit Sıtkı’ya,
Sabahattin Ali’den Tomris Uyar’a
ve başkaları da var daha bir sűrű
bir rakı şarkısıyla giden ebediyete.

Edebiyetten ve Edebiyattan daha őtede
bundan alınacak ders ne?
Demekki milletçe bir tutkumuz var alkole.
Bilmem şaraptan rakıya geçişimiz hangi senede,
Sakî ne zaman ortadan yok oldu dile.
Bir zamanlar ayran içerdik her yerde,
ayranlı şiirler nerede?

Ayrandan viskiye giden bu ilerleyişte
at koşturan dőrt nala
aydınların ve edebiyatçıların bir tűmeni
mola vermiş rakıda
mezeler yemeye,
ve içmeye
ayrana benzeyen şeyleri,

anason kokusu getiren burna
ve genize veren bir yanma hissi
her gece ve defalarca
kadehlerle ateşi dolaştıran kanınızda
unutturarak bűtűn acı gerçekleri,
arttırarak bűtűn tatlı yalanları,
kaybettirerek bűtűn dertleri,
ve baygınlaştırarak bűtűn emelleri.

Onlara Allah doyursun mu demeli?
Çűnkű başka sorunlarımız olsa dahi
hiçbirşey benzemez rakıya
şiirdeki ve edebiyattaki
ne kadar çok vergi konulsa da
onun tepesine
ve onun başının űstűnde
duran kim varsa ona,
dengeli!
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 10 12 2018 - 08:47
İleti #84


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Ayranlı Şiir

Yoğurdu ekşi olur
Tuzu zehir olur
Suyu bol olur.
Bunlar olmazsa
Ayran iyi olur.

Eli yűzű dűzgűn olur
Sesi gűzel olur
Lafı bal şeker olur
Kahvesi bol kőpűklű olur. Kızın iyisi
Ayran gőnűllű olur!
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 23 12 2018 - 05:36
İleti #85


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Duvarlara Ağıt

Eğer sen yoksan burada,
senin yokluğun herzaman durur ortada.
Fakat sen gelince buraya,
bir duvar çarpar gőze bizim tam ortamızda.

Ínsanlar kurarlar duvarları
birbirlerini őtekilerinden ayırmaya.
Ve yıkarlar onları ondan sonra,
yenilerini yapmaya,
çűnkű duvarlar yeniden yapılmazsa
onların kalmamıştır yapacak başka haltları.

Duvarlar ayırmaz insanları.
Duvarlar birleştirir onları. Çűnkű insanlar
duvarlar yaparak ve duvarları kırarak
geçirir bűtűn yaşamlarını.

Vehbi der insanlığın bűtűn tarihi
duvarlarla kaplanmıştır bir baştan őbűr başa.
Bin yılda bir gelir Birisi, yıkar ne kadar duvar varsa onların hepsini.
Fakat onun arkasından gelenler, duvarlar yapar her tarafa, Onun adına.

Tapınaklar inşa ederler, duvarları őrterek gőkkubbeyi andıran çanaklarla,
kuleleler dikerler, minareler çıkartırlar yukarı,
çanlar çalarlar ve ezanlar okurlar gűnde beş defa
insanları duvarların içine çağırmaya.

Başka insanlar duvarlar yapar her yana,
Trump duvarları, Trump kuleleri, Trump binaları,
Trump gőkdelenleri, Trump gazinonaları, Trump golf sahaları. Bu adama
en yakışanı bir hayvanat bahçesi olurdu hepsinden fazla!

Fakat bunun gibi insanların asıl gayesi
duvarların içine girmek değildir asla.
Onler duvarlar kurmak için yaşar ve bitirirler yaşamlarını
duvarların arasında-- eğer duvarlar yıkılmazsa onların başlarına!



Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 02 01 2019 - 20:07
İleti #86


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Aşığın Acısı

Bu dűnyada kıtır kıtır keserler insanları.
Őteki dűnyada bir araya koyarlar mı onları?
Bu dűnyada konuşturmazlar insanları.
Őteki dűnyada onlara şarkı sőyletirler mi
bűlbűl gibi?
Bu dűnyada hapse atarlar insanları.
Őteki dűnyada onlara çiçekler koklatırlar mı
gűl bahçelerinde?

Bu dűnya, őteki dűnya:
insanlar bir hayal aleminde yaşar burada.
Ínsanlar bir hayal aleminde yaşar orada.
Zulűm yoktur ikisinde de.
Zulűm insanların kalbinde.
Zulűm yok olur kalp temizlenince.
Acı gelir onun yerine.

Kalp acıyla dolunca,
Aşık Allahı bulur ruhunda.
Çűnkű Aşığın acısı
benzemez başka acılara.
Onun acısı birleştirir bűtűn acıları,

ve ondan sonra,
onları dőndűrűr Aşka.
Aşk yangınında yakar onların hepsini
Bir tek Ruhun içersinde,
onun yaktığı kendisini de.


Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 23 03 2019 - 18:34
İleti #87


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Orta Şekerli

Uyumak ta var uyanmamak ta
eski bir volkan gibi.
Solmak ta var yeşermek te
asırlık bir selvi gibi.
Açlık da var tokluk da var
bu dűnyada.
Çok doymak kime yarar?
Bizim işimiz orta karar,
gűnűműz neşeli,
gecemiz kederli,
kahvemiz orta şekerli.



Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 02 04 2019 - 19:24
İleti #88


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



ENVER PAŞA

Bu adam yűzbinlerce masum Ermeni’yi őldűrdű
(ve yűzbinlerce masum Tűrk’ű).
Kőtű bir adam değildi kendisi belki de
ve Talat Paşa, Cemal Paşa.
Gűnahları bűyűk te olsa
diyecek bir sőz yoktu Enver’in cesaretine, cűretine,
ne de vatanperverliğine ve hırsına.
Eğer harbe girmeseydi Almanlar’la,
harbe girseydi Íngilizler’le Ítalyanlarla birlikte,
Osmanlı duracakmıydı yerinde?
Enver Paşa nerden mi geldi aklıma:
dinlerken Brahms’ın birinci piyano konçertosunu.
Adajio kısmı, beni bir salıncağa bindirdi Bebek sırtlarında
sallanarak Boğaza doğru.
Boğaziçi altımda, Ístanbul yanımda,
kőprűler yoktu ortada,
ve minareler daha azdı,
ve Abdűlhamit duruyordu karşımda,
Sultan Sűleyman’ın torunu.
Bűyűmekti onların merakı.
Oysa kűçűlmek şarttı yeni dűnyada.
Zayıflamak lazımdı,
vatan kalp krizinden gitmek űzereydi őbűr dűnyaya.
Osmanlı elden gidecekti nasılsa,
Enver Paşa bahane.
Atatűrk olmasaydı, hepimiz Almanca konuşacaktık bu yurtta,
ya da Íngilizce (benim gibi!)
Kűrtler vardı aramızda
ve Ermeniler de. Lakin ne Kűrtler kurtardı bu vatanı
ne de Ermeniler. Enver paşayı koműnistler őldűrdű,
Talat ve Cemal Paşayı Ermeniler vurdu.
Bir avuç insan, bir avuç insan herşeyi gőze aldı
bűtűn bir milleti kışkırtmaya,
Yunanlıları, Íngilizleri, Ítalyanları, Fransızları
anavatandan kovmaya.
Saygı gőstermek gerek őlűlerimizin hepsine,
Ermeni’lere de Kűrt’lere de,
yaşayanlara gősterdiğimiz saygıyı
unutmadıkça.

Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 16 04 2019 - 14:02
İleti #89


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Ateş ve Aşk

Paris’te alev alev yanan Notır- Dam Katedralinin
şiddetli alevleri,
Yeni Zelanda’da bir Cuma namazında
şiddetli ateşin altında yanan
elli műslűman kardeşimizin kűlleri,
ve 1942 yılında Londra ateş altında
Naziler tarafından bombalanırken
T.S. Eliot’un sőzleri: **

“Alçalan kumru havayı ikiye bőler
Akkor halinde terőrűn aleviyle
Onun dili gűnahtan ve yanlıştan
Tek boşaltımı beyan eder.
Tek umut, ya da aksi takdirde
Tek çaresizlik őlűyű yakan ateşin
Seçiminde yatar: odun űstűne odun--
Koyarak ateşin gűnahını ateşle bağışlayan.

Kim icat etti bu lâv selini o halde? Aşk.
Aşktır bilinmedik Ad
Arkasında dayanılmaz
Alevin gőmleğini őren ellerin
Gideremediği insanların gűcűnűn.
Biz yalnızca yaşarız, yalnızca iç çekeriz
Bűtűnűyle ateşle tűketilerek,
Ya da ateşle yakılıp kűl edilerek.”

**T.S. Eliot (Little Gidding’den)


Fire and Love—T.S. Eliot (from Little Gidding)

The dove descending breaks the air
With flame of incandescent terror
Of which the tongues declare
The one discharge from sin and error
The only hope, or else despair
Lies in the choice of pyre of pyre--
To be redeemed from fire by fire.

Who then devised the torment? Love.
Love is the unfamiliar Name
Behind the hands that wove
The intolerable shirt of flame
Which human power cannot remove
We only live, only suspire
Consumed by either fire or fire.





Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 24 05 2019 - 21:56
İleti #90


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Asma Kilit’in Őykūsū

Bu asma kilit dededen kalma
Altınmıydı o, yoksa pirinç mi?
Asılı dururdu ceviz sandıkta
Ben doğmadan őnce.
Çok uğraşmıştım onu açmaya
Doğduktan sonra Çankırı’da.
Babamın beylik tabancası vardı onun içinde- Kırıkkale-
Yūzlerce havlunun, masa őrtūsūnūn, dantelanın altında.

Hiçbirzaman açamadım onu.
Babam őldūğūnde, ūç sene őnce,
Cenazeye geldiğimde,
Asma kilidi gőrmedim sandıkta.
Kapağını açtığımda, yūzlerce havlunun altında
Tabanca yoktu ama yadigar asma kilit duruyordu
Sandığın dibinde kapalı. Sanki kūsmūş gibi dūnyaya.

Denedim evdeki būtūn anahtarları
Bulamadım onu açan anahtarı.
Kilidi çilingire gőtūrdūm Ankara’da,
“Abi dedi”, adam, “Bu kilidi açacak anahtar daha
Gelmemiştir dūnyaya! Boşuna uğraşma.”
O zaman hatırladım. Hırsız girmişti dedemin evine
Yozgat’da. Asma kilidi açamayınca
Sőkmūştū ceviz sandığın menteşelerini
Ve çalmıştı babamın beylik tabancasını
Dokunmadan havlulara.

Asma kilidi Florida’ya getirdim cenazeden sonra.
Onu pırıl pırıl parlattım pirinç tozuyla,
Hırsızlara mahsus bir anahtar seti buldum Ínternet’de
Íki hafta uğraştım kilidi açmaya onunla. Kilit açılmadı.
Anahtardan anlayan bir arkadaşımı aradım Danimarka’da,
O beni Ísviçre’de bir arkadaşına yolladı.
“Bu adam,” dedi, “Kilitlerin nasıl açılacağını őğretir FBI’ya.”
Adamın adresini buldum. Kilidi postayla yolladım ona.
Bir mektup yazdım adama, dedim ki,
“Bu kilidi açarsan helal olsun sana!”

Aradan altı ay geçti. Ne oldu dedim bizim anahtara?
Adam dedi ki, “Milletlerarası bir anahtar konferansı
Var Kaliforniya’da. Mayıs’a kadar bekle
Ben açamadım ama belki bulunur başka birisi orada
Benden daha iyi.”

Aradan ūç sene geçti. Annem őlūnce
Asma kilit tekrar geldi aklıma.
Dedim ki Ísviçre’deki adama, “Eğer açamadıysan kilidi,
Onu geri gőnder bana.” Íki hafta sonra
Kilit geri geldi Florida’ya.
Onu koydum arabaya,
Tekrar gőtūrdūm Kaliforniya’ya.
Bir gūn aklıma geldi,
Rex Çilingiri diye bir yer vardı Berkeley’de,
Üniversite Caddesi ūzerinde.
Adam 40 senedir çilingirlik yapıyor orada.
Kilidi koydum cebime,
Evden yūrūyerek gittim Rex Çilingir’ine.

Siyahi bir adam karşıladı beni, ızbandut gibi.
“Adamım,” dedim ona, “Bu kilit babadan kalma
Açabilirmisin onu, senin sihirli anahtarınla?”
Adam gőzden kayboldu. Geri dőndū
Bir sūre sonra, aynen benim hafızamdaki
Eski anahtara benzeyen yeni bir anahtarla.
Anahtarı koydu kilide
Ve çalıştı onu dőndūrmeye asma kilidin içinde.

Fakat Ah! Kilit inat etti gene. Açılmadı bir tūrlū!
Adam, “Beyim,” dedi, Íngilizce, “Bir 75 dolar girer bu işin içine.
Garantisi yoktur ama, sanırım ben açabilirim bu kilidi,
Eninde sonunda.”“Bu kilit,” dedim, “Senin işine yarar mı?”
“Vitrine koyarım,” dedi. “Bu kilit yūz yaşında.
Yūz yaşında başka hiçbirşey yok bu dūkkanda.”
“Peki,” dedim, “Sana verdim bu kilidi.”

O zamandan beri
Her hafta ziyaret ediyorum bu açılmayan kilidi,
Berkeley’de, Üniversite Caddesi’nin ūzerinde,
Rex Çilingir’inin vitrininde,
Annemin ve babamın mezarı gibi.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 02 06 2019 - 10:25
İleti #91


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Rūya

Bu gece
Rūyamda seni gőrdūm anne
őlmūştūn.
Sarı bir gūl őrtūyordu
kıpkırmızı sol kolunu
geceleyin
beyaz sopalarla
toprağa dikildiği
bir harp mezarlığında
asmaların.

Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 24 06 2019 - 18:09
İleti #92


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Devridaim

Derler ki zamanda yolculuk yapılmaz.
Bizim yolculuğumuz zaman tanımaz.
Biz uyurken zamanı durdururuz,
Uyanıkken zamanı unuturuz.

Kollarımızı salkım sőğūtler gibi oynatırız
Başımızı kamışlar gibi yana eğeriz
Bir elimizi suya batırırız
Őteki elimizle yıldızlara dokunuruz.

Bizim sesimiz gūmūştūr, sūkutumuz altın.
Sesimizi yokluğun meşiniyle parlatırız
Sūkutumuzu yokluğun nefesiyle ışıldatırız.
Varlığımız yoklukla bir adım koşar durmaksızın.

Bedenimizi pervaneler gibi ışığın etrafında dőndūrūrūz.
Başımız dőnmez bedenimizi őldūrūnceye kadar.
Sūkutumuz, bedenimiz őldūğū zaman,
Ormanda dūşen ulu ağaçlar gibi yankı yapar.

Biz Yok Oluşun ormanında kendimizi būyūtūrūz.
Bizim yolculuğumuz mezarda başlar. Biz erenleriz
Bilmeyen Allahın zamanından başka zaman.
O zamanı bilen bilmez başka zaman.

O zamanı bilen hayattadır her an! O zamanı bilen her anı yaşar.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 28 06 2019 - 20:11
İleti #93


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Şiir ve Gerçek

Bu kelimeler bu mecazlar
denizlerde çalkalanıp durur,
sahillerde dalgalar şekillendirir,
vadilerde fırtınalar kopartır,
ve şehre sağanaklar yağdırır.

Ínsan beyni semboller ve mecazlar icat ederek,
ve binlerce rūyalar gőrerek,
ve bayatlayan sembolleri yenilediğini dūşūnerek
bu dūnyadaki vaktini geçirir.

Ínsanlar beyinlerinin icat ettiği bu sembolleri
gerçek diye bilir. Lakin gerçeği
bulmak için susmak gerekir.
Çūnkū gerçek ne oradadır, ne de buradadır.
Gerçek notalarda değil fakat kulaktadır!

Yalnız peygamberlerin gőrdūğū rūyalar
başka yerden gelir, şiirlerden değil,
ne de peygamberlerin kendilerinden.
O rūyaları yalnız peygamberler gőrūr.
Eğer birine deli diyorsanız ona kulak verin,
çūnkū peygamberlik yalnız delilerden gelir,
bizim akıllı bildiklerimizden değil!

Kuran 26. Sure Ash-Shu’ara (Şairler)

26.221:
Sana şeytanların kimlerin ūzerine indiğini haber vereyim mi?
26.222:
Onlar her gūnahkar yalancının ūstūne iner.
26.223:
Onlar duyduklarını başkalarına geçirir, ve birçokları yalan sőyler.
26.224:
Ve şairler—[sadece] saptırılanlar onların peşinden gider;
26.225:
Onların her vadide nasıl aylak aylak dolaştıklarını gőrmezmisiniz sizler?
26.226:
Ve sőylediklerini yapmadıklarını?
26.227:
Onların [şairlerin] haricinde, inancı olan
ve dūrūst eylemler yapan, ve Allahı sık sık anan,
ve haksızlıya uğrayan [mūslūmanları] savunan,
onlar haksızlığa uğradığı zaman.
Ve o haksızlığı yapanlar
ne [tūrlū] geri gelişin
onlara geri verileceğini bileceklerdir.

Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 05 08 2019 - 19:25
İleti #94


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Osmanlı Ekmeği

Haydi ekmek yapalım dedi hanım
Eskilerden çok gūzel bir ekmek tarifi buldum.
Peki dedim, ben ekmek yapmaya bayılırım.
Bir buçuk su bardağı ılık sūtle başlayalım.

Bardaklara baktım.
Bizde ūç çeşit bardak vardı: uzun boylu,
Kısa boylu, orta boylu. Bunların hangisi su bardağıydı?
Birisi tam, birisi buçuktu ama bilmem kaç buçuk.

Bir būyūk bir kūçūk mikrodalgaya koydum
Kaç dakkaya basayım diye hanıma sordum.
Kūçūk parmak ılık oluncaya kadar dedi hanım.
Az sonra bir de baktım alev alev yanıyordu kūçūk parmağım!

Kūçūk parmakla ılıklık arasındaki
Derece farkını anlamak için,
Dairenin çevresini çapına bőlmek gerektiğinin
Ancak o zaman farkına vardım.

Kolaydı ondan sonraki adımlar.
Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edinceye kadar
Ve hamurları ceviz iriliğinde parçalara ayırıncaya kadar.
Ve kibrit kutusu būyūklūğūnde yaş maya ilave edinceye kadar.

Kulak memelerini yokladım.
Evde ceviz bulamadım.
Kibrit kutusu aradım.
Şőminenin içinde bir tane buldum.

Kocaman bir kutu
Her bir kibrit orta parmağım kadar.
Kibrit kutusunu boşalttım
Yaş mayayı içine doldurdum.

Būtūn kulak memelerinin ortalamasını aldım.
Hiçbirine benzemiyordu benim hamur
Her sıkıştırışımda arasında iki parmağımın
Ceviz gibi pırtlıyordu, kulak memesi gibi değil.

Bu yūzden cevize ihtiyaç kalmadı.
Hamurunu yağını koydum.
Hamuru başarıyla yoğurdum.
Íçine alabildiğince tuz koydum.

(Çūnkū alabildiğince diyordu tarif.)
Hatır hutur bir hamuru tekrar yoğurdum.
Hamuru fırına koydum
Ekmeği fırından çıkardım.

Soğutup tadına baktım.
Hanım dedim ben ekmekli balık salamurası yaptım.
“Sen ne zaman bunun içine balık koydun?”
Hanım dedim, “Sen bu Osmanlı yemek tariflerini bilmezmisin?

Onlar Tūrk mutfağını ayyuka çıkardılar
Bu ceşit mucizeler yaratarak herzaman.
Sen nasıl unuttun?
Biz bu tariflerle yeniçerileri beslemedik miydi bir zamanlar

Biz bu ekmekleri pişirmedikmiydi Viyana kapılarında
At ūstūnde gőtūrdūğūmūz seyyar fırınlarda?
Ay çőreğini bizden őğrendiler Avusturyalılar.”
Sen yemek yapmasını unut dedi hanım, “Şiir yazmaya koyul!”



Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 14 08 2019 - 23:14
İleti #95


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Zeki Mūren’e Ağıt

Yiğit bebek gūr sesli olur derdi rahmetli babam.
Senin sesin gūrdū Zeki Mūren. Yiğit bir bebektin sen.
Sen insanlara ağlamayı őğrettin, his dūnyasını őğrettin,
sevmenin ne demek olduğunu őğrettin.
Başkalığın nasıl başka birşey olduğunu őğrettin onlara,
senin bize őğretmediğin ne kaldı Zeki Mūren,
bu şarkılarla ve şiirlerle kendi hikayemizi unuttuğumuz dūnyada?

Çocuklarımız seninle būyūdū,
Annelerimiz sana aşık oldu,
Dūğūnlerimiz seninle yapıldı.
Yaslarımız seninle tutuldu.
Aşklarımız seninle yaşandı.
Biz ayrılığı senden őğrendik.
Seninle ağladık, seninle gūldūk.
Sana Tūrkiye’nin Mahler’i diyelim artık.

Senin şiirlerin daha gūzeldi Mahler’in şarkılarından bizim için.
Bőyle bir deha nası oldu da Tūrkiye’nin dışına çıkmadı?
Fakat kaç kişi Mahler’i bilir Tūrkiye’de,
fakat Zeki Mūren’i duymayan hiçkimse
kalmışmıdır Tūrkiye’nin hiçbir yerinde?

Şimdi, Ankara radyosunu dinlerken Bayramın son gūnū,
ben Zeki Mūren’i dūşūnūyorum gőzlerim kapalı,
Ístanbul’u değil, rahmetli Orhan Veli gibi.
Felsefemiz ve inancımız birbirinden ne kadar ayrı olsa
sanat bize herzaman hatırlatır insanlığımızı.

Aslanı ūstūne atlarken havada durduran ceylan, onun şarkısıyla,
Tūrkiye’nin Mahler’i, Tūrkiye’nin Orfeus’u,
o ağlayan bebek būtūn Tūrkiye’yi ağlattı.
Mahler’in būtūn dūnyayı ağlattığı gibi değil ama,
bizim kendi gūzel bebeğimiz başka tūrlū ağlar bizim kendi ormanımızda.






Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 21 08 2019 - 20:53
İleti #96


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Ev Sahipliği

Ben bir eve sahip oldum sandım.
Annem őldū. Evin tapusunu ben aldım (őnce Tapu Mūdūrlūğūnden
randevu aldım, sonra tapuyu elime aldım.
Sonra yokuştan aşağı yūrūmeye başladım
(yokuş yukarı yūrūmeyi hiç sevmem.)
Ondan sonra efendim Belediye’ye vardım.
Bana “rayiç bedeli” verin dedim,
ben bu eve sahip oldum!
Fakat bu iki kelimeyi daha őnce kūcūk bir kağıdın
ūstūne yazmıştım (unutmamak için.)

Veremeyiz dediler.
Neden? Çūnkū siz, 53 numarada oturuyorsunuz.
Evet efendim ne gūzel de sőylediniz
biz 60 kūsur senedir orda oturuyoruz gerçekten.
Fakat tapunuz 42 numara diyor.
Aman nasıl olur?
42 numarada Naciya’nım oturuyor.
Peki şimdi biz ne yapacağız?
Valla yapacak fazla birşey yok ama
Siz gene Tapu mūdūrlūğūne gidip bir bakın.

Tapu mūdūrlūğūne gittim. Bir baktım,
kuyruğu gőrdūm. Hemen kuyruğa girdim.
Bekledim. Bekledim. Tapumu gősterdim.
Aman efendim dediler siz gerçekten 42 numarada
oturuyorsunuz. Biz bunu size sőylemedikmiydi daha őnceden?
Vallahi billahi ve kūllahi ben 53 numarada oturuyorum, dedim.
O zaman dediler, siz Numerataj dairesine gidin doğrudan.
Biz anlamayız numaralardan.

Hemen oradan çıktım
Kızılay’a bindim (yani otobūse)
(ne zaman bir devlet dairesine girsem kafiyeler őnūnden gider kelimelerin!)
Belediye kapısına girdim. Orada oturan kıza sordum,
“Nūmeroloji bőlūmū nerede?”
Kızın gőzleri faltaşı gibi açıldı őnce
Sonra gūlmeye başladı kıkır kıkır. Nūmeratajmıydı efendim
sizin sőylediğiniz? (Aman ne kibar oluyor bu kızlar.)
Allah razı olsun dedim Nūmertaj’dan da Tapu’taj’’dan da, kūrtajdan da,
būtūn taj’lar sizin olsun. Yeter ki benim tapum doğru olsun.

Būyūk Şehir Belediyesi.
(Aman ne būyūk, ne būyūkmūş o!)
6 tane būyūk bina.
Arkadan yūrūdūm usulca
sıra sıra gőkdelenlerden geçtim.
Berkeley’in bőyle bir belediyesi olsa
Berkeley Amerika olurdu dedim.

Numertaj en sonda
(son numara)
Yūrūdūm de yūrūdūm.
Menzile eriştim, kuyrukta bekledim
Dilekçe yazın efendim dediler, dilekçe yazdım.
Fotokopi yapın efendim dediler, fotokopi yaptım.
Bekleyin efendim dediler, bekledim.
(Hatta kendi kendime, bu numerajatőrler ne kibar adamlar dedim.)

Fakat ben ayakta beklerken
orada oturan bir memur hanım gőrdūm.
Onun işi başka başka sandalyelerde oturmaktı
başkaca bir iş yapmadan. Fakat bu kabahati değildi onun.
O dőrt defa başka sandalyelere oturtuldu,
onun işi ortalıkta dolaşmak olan
bir mūdūr tarafından. “Şuraya otur. Buraya otur!”
En sonunda insiyatifi eline aldı bu yūrekli kadın.
“Ben şimdi şuraya oturacağım dedi, ve oturdu, helal olsun!
Ben bu hareketi çok yakından izledim ve takdir ettim.

Sıra bana geldi. Memur, sizin sorununuz nedir dedi?
Bu noktada işi mizaha dőkmek gerektiğinin
farkına vardım. Aman efendim dedim,
ben yanlış yerde oturuyormuşum 60 senedir.
Kadın hiç gūlmedi bu gūzel espriye. Komputer’a baktı.
Hayır efendim, dedi. Siz doğru yerde oturuyorsunuz.
5. Blok., 42 Numara!
Aman efendim nasıl olur bu iş?
Ben 6.Blok 53 numarada oturuyorum uzun senelerdir.
Ben orada oturuyorum, burada değil!

Kuyrukta bekleyen bir adam gerçekten ūzūldū benim halime.
“Amca,” dedi, “ Ben ūzūldūm sana,
“Sen orayı burayı birbirine garışdırıyon bahsana,
belki de sen yanlış yerde oturuyordun da,
hiçkimsenin gőnlū varmadı sana kőtū haberi vermeye!

Eve geldim, “Hanım,” dedim, hemen topla pılı pırtıyı.
Biz Naciyanım’a taşınıyoruz bugūn.
Biz yanlış yerde oturuyomuşuz hiç şūphe yok ki
bunca senedir. Binlerce kat binası var bu devletin,
yūzbinlerce adamı,
kūçūcūk bir Vehbi’ye karşı.
Nūmertajlar, taputajlar, vergidaşlar,
60 senedir vergi ődūyoruz bu eve.
Zararın neresinde dőnūlse kârdır bizim gibilerine!







Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 24 08 2019 - 06:12
İleti #97


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Ízmir’in Kavakları

Efendim kavaklar heryerde vardır
elbette, fakat Ízmir’in kavakları
bana Aşil’i anımsatır efelerden ziyade,
Yunanların kahramanı. Bu Aşil’in őfkesi o kadar
būyūk, o kadar būyūktūr ki,
konaklar yūzūnden değil efendim, kız yūzūnden.
Vay efendim nasıl olur da onun
tutulduğu kızı kendi yatağına koymak ister Agememnon
yatmak istediğinden değil (o uyusun diye!)
Bu şanlı Agamemnon (onun adı aynı A harfiyle başlayan
Yunan Alfabesinde bile), būtūn orduların, donanmaların,
kayıkların, kūrek çeken kahramanların komutanı,
aynı zamanda Klimnestra’nın kocası,
gūzel Helen’in őz kızkardeşi olan,
ve bir sūrū karmakarışık hısım akrabaların
ve tanrıların gőzūnūn őnūnde
Truva’yı yerle bir eden adam (kız yūzūnden).
Şirret bir kız vardı birzamanlar, onun adı Briseis’di efendim,
(Gūzel Helen bile değil.)

Adamların őfkesi, kadınların intikamı,
Tanrıların gazabı. Memleketler bunlardan
oluşur efendim tapulardan değil.
Őfkeler, intikamlar, gazaplar karmakarışık
hale gelir. Kadınlar őlūr. Adamlar katledilir.
Çocuklar anasız babasız kalır. Kahramanlar
şarkı olur, şiir olur, resim olur, şehit olur,
heykel olur teker teker. Bu dūnyada adalet
aramayın kardeşlerim. Adaletin yalnız iki kolu vardır.
Birisi intikam, őtekisi gūnahtır.
Būtūn canavarları őldūrseniz bile siz kendinizi
kūçūk bir adada bulacaksınız en sonunda,
tıpkı Odise gibi, őlū bir kőpek ve yaşlı bir kadınla.
Herşey kaybolur. Geride yalnız kavaklar kalır.
(Ve mezarlar kavakların gőlgesinde kısa bir sūre durur.)



Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 29 08 2019 - 09:00
İleti #98


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Kūçūk Belirsizlikler

Perşembenin geleceği bellidir derler
(Bir őnceki gūnden)
Būyūk belirlilikler, kūçūk belirsizlikler..
Bu memleket būyūk belirliliklerle doludur,
Ve kūçūk belirsizlikler.
Adalet mūlkūn temelidir demişler
Ben Adalet sarayına gittim dūn,
Dışkapıda (Dışkapının dış mandalına değil!)
Mūlkūmū kurtarmak için
Adaletten ve būrokrasiden!
Dőrdūncū kata çık babanın evrağını al,
Asansőrū bekle, asansőre bin
(Ben de avukat asansőrūne binerim dedim,
(elimde meşin çanta var!)
Bekle, bekle, ben emekliyim efendim
beklerim dedim, beklemek hiç őnemli değil,
etrafta seyredecek bir sūrū insan var.
Sonra zemin kata in, kopya harcını ver.
Sonra yukarı çık,
Babanın evrağını al.
Peki annemin evrağı no’lacak?
Onu ūçūncū kattan al,
Sonra zemin kata in...
Peki kimliğin nerde senin?
Kimliğimi elimden aldılar efendim,
Hayır polisler değil,
Tapucular.
Geri verecekmiş dediler
(őğlenleyin, yemekten sonra efendim.)
Ben gene gelirim, merak etmeyin.
(Kimliksiz dışarı çıkarmazlar beni bu memleketten!)
Ín çık, çık in, sağa dőn, sola dőn.
Başımız dőndū be kardeşim,
Midemiz bulandı asansőre binmekten.
Meniskūs olduk merdiven çıkmaktan,
Merdiven inmekten.
Her kata bir kopya makinası koyamazmısınız sizler?
Keşke herkes devlet dayirelerinde çalışsaydı derim ben
Būtūn hısım akraba orada olurdu o zaman,
Onları ziyaret ederdik būtūn gūn
(belki birkaç ay)
Merdiven inip çıkmadan,
Taksiye binmeden!
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 30 08 2019 - 11:22
İleti #99


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Pat Diye, Çat Diye

Pat diye, çat diye, tak diye yapılır
bazı şeyler burada kolaylıkla.
Kazalar, çatışmalar olur birdenbire.
Őlūler gőmūlūr bedava--
būyūk gőrkemlerle.
Yemekler yenilir, çaylar içilir,
sohbetler yapılır, tavlalar oynanır gūzellikle.
Onların hepsi oyun havası gibi oynanır
bu memlekette, matemlerin dışında.

Dūğūnler, boşanmalar,
onlar kolay olmasalar da,
yapılırlar bol miktarda. Gūzel çocuklar doğar,
gūzel çocuklar oynar sokaklarda.
Çocukları sevmeyen yoktur bu dūnyada.
Birçok şeyler hemencecik olur burada,
parayı bastırınca. Paranız yoksa bile
őlmek kolaydır eğer o zorlaşmazsa.
Fakat hastalık zordur būtūn dūnyada.

Olmayan şeylere gelince,
onların olan yarıları
çőplerde durur burada, bazen ortalık yerde,
gőkdelenler, yarım kalan inşaatları,
yerle bir edilen apartman katları,
gūzel binaların arasında
taş toprak yığınları.

Olmayan şeylerin olmayan yarıları,
onları kimse çőpe atmaz burada asla!
Onlar asılı dururlar havada
ağızları tıkalı. Nasreddin Hoca’nın kőrūğū gibi,
ziyan olmasın diye havaları.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 05 09 2019 - 07:04
İleti #100


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,497
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Bunalım

Gūneşe karşı resim çekilmez.
Rūzgara karşı yelken açılmaz.
Gūneşe arkanızı dőnerseniz
gūneş sırtınızı yakar.
Rūzgara sırt çevirirseniz
uçar gidersiniz.

Íşte bőyle bir gūçtūr deprasyon.
Ona karşı durulmaz, ey dostlar!
Onunla yaşamayı őğrendiğiniz zaman,
őlūmle gelin gūvey olursunuz sizler.
Ya o sizi koynuna alır,
ya da őlūmūn tūccarı olursunuz
őlūnceye kadar.

Őlūm tūccarları őlūmden kâr etmezler.
Onlar yaşayanlara őlūmū anlatırlar gūzel gūzel.
Onun resmini çizerler, onun şarkısını sőylerler,
onun şiirini yazarlar, onun mūziğini bestelerler,
onun heykelini yaparlar hiç durmadan.

Yaşayanlar bunu anlamazlar hiçbirzaman.
Bazen aman bu ne gūzelmiş derler,
bazen bakmadan geçip giderler.
Sanat herzaman őlūmle bir yastıkta yatar.

5 Eylūl 2019, Ilıca, Çeşme
Go to the top of the page
 
+Quote Post

5 Sayfa V  « < 2 3 4 5 >
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 17 10 19 - 19:49