Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

38 Sayfa V  « < 36 37 38  
Reply to this topicStart new topic
> MEVLÂNA, İNGİLİZCE-TÜRKÇE
Vehbi
mesaj 04 07 2019 - 02:59
İleti #926


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,314
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994




Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 2062. Dize, 158. Şiir—Mevlâna

Hilekar bir yankesici
Benim gőmleğimi kaptı,
Beni bir putlar evine doğru çekerek.
Ben peşinden gidiyorum bu kana susamışın,
Bir eteklik gibi.

O beni bir an yukarı çeker;
Sonra, beni aşağıya dūşūrūr, hemen ardından.
O kendini sarhoş eder bir an;
O sarhoş yalnız kendi kendini geçirir aklından.

Ben onun elindeyim, kūçūk bir kristal top gibi.
Ben onun ağındayım, bir balık gibi.
Őne doğru eğilirim Babil’in kuyusuna
Onun sihirbaz gőzlerinin hatırına.

O benim ilahiyatım, o benim insanlığım.
O benim iki meleğim.
Kőtū eylemlere bulaşanlar için,
O benim yakutum, o benim mercanım.

Sen gūzel suya benzersin.
Bir ay gibi ateş burcunda.
Fakat sen mermer bir Kalpsin
Bir kaya gibi, Sevgilinin sandığında.

Sana sırrını anlatacağım
O dūnya’nın hazinesinin,
Fakat zaman ver bana, biraz zaman
Őyle ki kendime gelebileyim.

Ben kavanozu nehre gőtūrdūm
Senin yūzūnūn resmiyle.
Işığın yansıdığını gőrdūm
Bir yıldız gibi suyun ūstūnde.

Dedim ki kendime,
“Ben neyi arıyordumsam gőkte,
Onu buldum yeryūzūnde.”
Allahın inayeti ansızın gelir yardıma
Muhtaç olana.

Ben şūkrediyorum Allaha Birliğin bahçesinde.
Elimde bir kılıç var yapılan Hindustanda.
Ben bağdaş kuracağım yere
Gūl-yūzlū Birinin ışığıyla.
Ben eğilirdim bir zamanlar bir yay gibi,
Altında kederin ve nedametin.
O zamanlar bitti şimdi.
Bedenim bir kemik gibiydi
Her pisboğazın elinde, o zaman.

Benim yayım var oluşun emriyle yenilendi.
O emir Sultan’ın baş harflerinin kıvrımından geldi.
Ísa konuşmaya başladı,
O beşiğe bağlı olduğu zaman dahi.

Őyle bir ateş dūşūrūldū ki kalbe
Hiçbir kőtū insan duramazdı benim őnūmde,
Ísyan edemezdi hiçbir dininden dőnen kimse.
Kendi kendim artık kalmadı
Kőtūlūğūn kaynağı
Ancak o olabilirdi.**

Aşıkların dūnyası gūzelleştirildi.
Aşıklara birleşik olmak vakti geldi.
Onların kalpleri
Būtūn fitnecilerden ve kışkırtıcılardan serbest kaldı.

Ruh, tadı gūzel, endamı gūzel Ruh,
Dőnūyor kemerin ūzerinde, kader gibi.
O inemez aşağıya
Ve ev yapamaz daha alçaktaki yeri.
Ruh dőnmeyecektir gőğūn altında, yıldızlar gibi.

Akıl ve Ruh yeryūzūnūn tabağına ūşūştū
Karıncalar gibi.
Bir perde açıldı, gizlice
Orada bir çatlak arayan birilerine.

Şimdi gūl fidanı dikenden őzgūr kaldı,
Çūnkū o Kalpten emin oldu.
Yoktur onun dūşmanları;
Şimdi gūl toplayacak kimse kalmadı.

Sessiz dur, sessiz dur, Ey Kalp.
Sen bir gőz ol, zambağın, nerkisin lisanı gibi.
Bahçeden ayırma o gőzleri.

Çeviren: Vehbi Taşar

** Kőtūlūğūn kaynağı: Kuran 12. Sure (Yusuf), 53. Ayet (Nefsi emmare)

“Ben kendi kendimi aklamam hiçbirzaman. Ruh, gerçekten, sūrūp giden teşfikcisidir kőtūlūğūn, merhametini kazananların dışında benim Allahımın. Benim Allahım hoş gőrmeyi ve acımayı bilir gerçekten.”



Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 05 07 2019 - 20:16
İleti #927


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,314
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 2079. Dize, 159.A. Şiir—Mevlâna

Dūn gece, Kalp bir sarhoş gibi
Dūşmūştū oraya ve buraya
Onun sayesinde.
Ruh yūzlerce lisan elde etti
gőkkuşağı gibi
Onun bir gūlfidanına benzeyen endamı sayesinde.

Kalpler şekere benzer,
Onun tatlarla dolu dudakları sayesinde,
Fakat O saklanır saklanmaz onlar ağlamaya başlar
Ferhat nasıl ağlarsa.**

Bu topraktan yapılan vūcut
Yūzlerce cennet bahçesi olur Onun onayıyla.
Onun tarafından gelen rūzgar
Őlūyū canlandırır, kıskançlık duydurur Ísa’ya.

O bir halife gősterir ansızın, tabiattan,
Bir hamamın kūlhan ağzını andıran.
Bağdat Onu methetmeye başlar aniden
Yūrekten inananların başı yūzūnden.

Gőkteki melekler
Onun tespihlerinin zevkini bulur
Onun yūzūnūn ışığı sayesinde.
Kılavuzluk yapan gőzler,
Yol gősteren ışık,
Verildi ibadet edenlere Onun sayesinde.

Binlerce Ruh Onun etrafındadır.
O merkezde durur
Ay gibi.
Allah kem gőzlerden korur
Onun yanından gideni
Sallana sallana, bir sarhoş gibi,

Dolunayın ışıltısı
Onun yūzūnūn gőrkeminden gelir.
Akamberin rengi ve kokusu,
Şimşadın alnından Aşağıya dőkūlen saçındaki,
Onlar da, Ondan buklelerdir.

Dūnya yok edilseydi ne olurdu
Aşk Sultanının askerleri yūzūnden?
Ruhların Ruhu
Yūzlerce dūnyalar yaratırdı yeniden.

Aşıklara işkence eden
Gőzlerdeki o bakışlar bile
Nazik davranır gūzelliğe.
O būyūler devam edip durur
Ondan gelmeye.

Sen gőkyūzūne adım attın būyūklūkle,
Ístemeye istemeye.
Yeryūzū anlamalı bir anda
O Gūzellik Sultanının Ondan doğurulduğunu
Ve būyūtūldūğūnū
Onun himayesi altında.

Yūzlerce putlar ve put yapanlar
Onun gūzelliğinin yūzūnden
Telaşa kapıldılar.
Sonunda put yapanlar bağırmaya başladılar
Ve put yapmayı bıraktılar.

Bu nedir? Ne çeşit bir gūneştir bu,
O parıldayan şey Gūzelliğin gőğūnde?
Bu Yaşamın Çeşmesi nasıl oldu da taştı
Ve geldi bir deniz haline?

Birisi başını koydu
Şemseddinin selesinin battaniye őrtūsūne
Ona hizmet edilen mabette.
Fakat o kim olabilirdi acaba?
Şemseddin őyle būyūk bir adamdır ki
Başmelek Cebrail bile kanatlarını yayardı
Onun ayaklarının altında.

Onun sayesinde, belki Tebriz açabilir sırrını,
Ruhun gőzleri başlar gőrmeye,
Ve kışkançların gőzleri
Kőr olur tamamiyle!

Çeviren: Vehbi Taşar

** Ferhat’la Şirin: Íran Aşk Masalı
*** Şimşad: itinayla yetiştirilen genç çocuk
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 05 07 2019 - 22:23
İleti #928


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,314
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 3567. Dize, 159-B. Şiir—Mevlâna

Ey Aşıklar, Ay Aşıklar, Bir Oluş’un geldi vakti.
Gőkten, “Ey ay-yūzlūler, hazır olun,” diyen
Bir ses geldi.

Ey sarhoşlar, sarhoşlar, sevinç ve zevk
Tutmaktan gelir
Onun gőmleğini.
O bizim zincirlerimizi tuttu,
Biz Onun eteğini.

Coşturucu, kuvvetli şarap geldi buraya.
Ey keder, sen git kőşeye ve otur orada.
Ey Ruh, aklından geçiren őlūmū, sen git başka tarafa.
Ey şarap ikram eden Biri, Ey saki, sen gel yanıma.

Ey benim Gūzelim!
Gőğūn yedi katı sarhoştur
Senin sayende!
Biz bir kristal topuz senin ellerinde.
Bizim mevcudiyetimiz Senin Var Oluşundan gelir,
“Hoşgeldin,” diye diye
Bu Būtūn Oluş’a,
Binlerce defa.

Ey tatlı-nefesli çalgıcı,
Her an çal çanlarını.
Ey içen Biri,
Seleyi koy atın beline.
Ey sabah meltemi,
Es bizim Ruhumuzun ūstūne.

Ey ney, senin bize sőylediğin hikayeler gece vakti
O kadar gūzeldir ki.
Şekerin tatlığı vardır Senin Ruhunun içinde.
Senin çıkardığın seslerden gelir sadakatın kokusu
Gūndūz ve gece.

Ey gūneş, gūzel-yūzlū,
Baştan başla
Çal aynı melodileri.
Būtūn gūzel olanlarla
Birlikte yap cilveni.

Sessiz dur, yırtma perdeyi.
Bu bardaktan iç
Sessiz duranların içtiği.
Kapat başkalarının kusurlarının ūstūnū.
Allahın huyuna
Girmeyi őğret başına.

Çeviren: Vehbi Taşar
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 05 07 2019 - 23:15
İleti #929


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,314
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 3775. Dize, 160. Şiir—Mevlâna

Sevgiliye dedim ki dūn,
“Ey eşi bulunmaz Gūzel,
Seni kıskandı ay bile,
Ve ikiye katlandı gőkte.”

Sen zaten gūzeldin.
Şimdi gūzelliğin yūz kere daha arttı.
Sen kapıcıydın.
Sultan oldun şimdi.
Sen Yusuf’a a benzerdin
Şimdi Mustafâ’nın ışıltısı var sende**
Ve Onun hali ve tavrı.

Ey Peri, izin ver seni methedeyim bu gece,
Çūnkū yarın
Anlatılamayacaksın kelimelerle.
Seni anlatırken, yarın
Yeryūzū ve gőkyūzū gőzden kaybolacaklar beraberce.

Ízin ver kullanayım bu gece
Senin hizmetçin olmak, senin kőlen olmak fırsatını.
Yarın melek kendinden geçecek.
Arş bőlūnecek parçalarına. ***
Aniden bir fırtına patlak verecek,
Ne kapı bırakacak ne çatı.
Bir sinek nasıl uçabilirdi sinek olarak?
Bir fil bile ona dayanamazdı.

Aniden, Onun gūzelliği, Onun ışığı,
Parlar bu fırtınanın içinde.
Sevinçle gūler her zerre,
Sabah gūneşinin ışığıyla birlikte.
Bu zavallı zerreler tekrar kazanır gūzelliklerini
Ve cazibelerini
Onun yūzū gūneş gibi parlayan birinden
Ve ilgi çeken zerreler olurlar gene.

Çeviren: Vehbi Taşar

** Mustafâ: Muhammed Mustafâ
*** Arş: Gőğūn dokuzuncu katı. Allahın Tahtı.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 06 07 2019 - 00:43
İleti #930


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,314
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 3582. Dize, 161. Şiir—Mevlâna

Ben masasının başındayım her gece,
Onun nimetinin ve sadakatinin.
Ben Sultanın misafiriyim her gece.
Ben Onun misafiriyim
Sonsuza kadar devam edecek Birinin
Onun kraliyeti.

Bir gece, bir maymun oturdu aslanın masasında.
Israr etme, adil davran, Allah aşkına.
Maymun nerde?
Aslan nerede?

Yiğidin kalbi bile ūrker
Sultanın kılıcını gőrūnce
Üstūnden kan akan damla damla.
Bu ne kūstahlıktır?
Doğru olamaz bu,
Allahın adına,
Doğru değildir bu.

Bir aslan yavrusu pençe atarsa annesinin yūzūne
Hiçkimsenin sőylecek birşeyi yoktur buna.
Fakat eğer sen dūşman değilsen kendi kendine,
Sakın Onunla oynamaya kalkma.

Aslanın sūtūnū içen birisi
Bir aslan olur kendisi.
O insan değildir artık.
Ben o kadar çok yaratıklar gőrdūm ki insan şeklinde.
Canavarlardı onların hepsi gerçekte.

Nuh bir insan şeklindeydi őnce,
Fakat o insanları silip sūpūren bir sel oldu.
Eğer bir ateş varsa bir zerrede, o ışık olmalı
Oranın içinde.

Ben bir kılıcım. Kan dőkerim.
Ben yumuşağım, aynı zamanda, sert ve keskin.
Ben bu fani dūnyaya benzerim,
Dışı gūzel, içi dertli,
Ben Yok-Oluşum gerçeğin içindeki.

Çeviren: Vehbi Taşar
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 06 07 2019 - 03:03
İleti #931


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,314
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Mevlana’da 90 sene sonra 1360 senesinde Konya’da vefat eden Eflâki Dedenin dediğine gőre, Mevlana bu şiiiri katiplerinden biri olan Fahreddin Sivasi’ye okumuş. Bu katiplere Katip-el-esrar (sırların katibi) denirmiş. Sivasi bunları kopye ederken bazı kelimelerin yerlerini değiştirmeye karar vemiş ve bunu yaparken de delirmiş. Bu benim de sık sık yaptığım bir iş olduğundan ben de biraz kuşku duydum!

Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 3589. Dize, 162. Şiir—Mevlâna

Ah laf dinlemez, sağı solu bilinmez, canayakın dost,
Ey aklını kaçıran, deliren Biri!
Onun bardağı damdan aşağıya dūşmūştū.
Onun sırrı açığa vuruldu.
Burada, bak. O bir kez tımarhaneye gőtūrūldū.

O suyu arıyordu
Havuzun etrafında dőnerek susuz kalmış Biri gibi.
Ansızın o Bizim havuzumuza dūştū
Ve, kurumuş nane gibi,
Sırılsıklam oldu.
Ve o bizim ekmeğimize katık oldu.

Ey Alim adam, bu sőzleri ciddiye alma,
Kulaklarını kapa bu būyūyū duyma.
O bizim būyūmūzle bir efsane oldu.
Ona ne olduysa
O herkese bir hikaye oldu.

Ínsanlar unutmazlar bunu.
Kulaklardan çıkmaz bu kūpe,
Çūnkū o dūşūnceleri ve zekayı
Kafalardan aldı
Ve onları bir bardağın içine koydu
Hazır buğday gibi
Bekleyen őğūtūlmek için değirmende.

Ey Ruh bunu çok hafife alma.
Bunun sadece oyun olduğunu sanma,
Şahsi bir ilgi gőster buna.
Birçok tarak başaşağı dőndūrūldū
Onun siyah kıvırcık saçından őtūrū.

Fazla gūvenme aklına.
Bu dūnya ustalarla dolu.
Dimdik dur ve sızla
Ve ağla Hannanenin direğinden daha fazla. **

Ben Ruhtan ayrıldım.
Giysilerimi yırttım,
Bir gūlūn yaprakları gibi.
Ben őyle bir şekil aldım ki
Bana yabancı oldu kendi aklım dahi.

Aklın o damlası
Yok edildi Onun okyanusunda
Ruhun o zerresi
Harcandı ve boşaltıldı
Sevgiliye giden yolda.

Ben sessiz durmalıyım,
Ne faydası vardır bu mumun,
Onun ışığı
Gūneşi ve ayı bir gūve
Yapan Birinin őnūnde?
Benim bu mumu
Sőndūrmem lazım.

Çeviren: Vehbi Taşar

** Hannanenin Direği: Ağlama Direği—Hz. Muhammed’in vaaz verirken yaslandığı direğin ismidir.

Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 06 07 2019 - 21:42
İleti #932


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,314
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Bu şiirle Dîvân-ı Kebîr’in Birinci cildi (ve Birinci Vezni) tamamlanıyor. Bu kitap Sayın Nevit Ergin’in (Allah rahmet eylesin) őmūr boyu Íngilizce’ye çevirdiği 22 cildin ilkidir ve en uzun olanıdır. Bu kitapları T.C. Kūltūr Bakanlığı 1995 yılında A.B.D de bastırmıştır.

https://www.readingrumi.com/store/divan-i-k...sh-translation/

Dîvân-ı Kebîr—1. Vezin, 3598. Dize, 163. Şiir—Mevlâna

Bu Aşk Onun başına bir tepsi koyar
Ve sokak sokak yūrūtūr, bağırarak
“Őlūm nerede varsa, ben oraya Őmūr veririm,”
Ve, “Ben ne kandırım, ne de aldatırım.”

O devam eder bağırmaya:
“Ben bir yemek olurum, Lūtuflarımla,
Şefkatim dolaşır her tarafta,
Fakat o bitip tūkenmez asla.
Dilencilik yapan biri varsa,
O gelsin torbasını doldursun burada.

“Ben şaşkına dőndūrūm seni
Bazen incilerle,
Bazen zehirle.
Bil Beni, Tanı beni.
Sen bir őlçek tohumsun Benim elimde.

“Eğer kūçūk bir tohum gelirse
ve kendini teslim ederse Bana,
Ben altın madenleri yaparım onu.
Eğer sarp, çıplak bir tepe varsa,
Ben uçsuz bucaksız bir deniz yaparım onu.

“Yoksulluk senin, iyilik Benim.
Sen tatmin olacaksın; Ben bir servet bağışlayacağım.
Ben yūzlerce atlas kumaş yayacağım ipekbőceklerine,
Ben onu donatacağım yūzlerce kalın giysilerle.

“Ben őyle būyūk bir mahsul vereceğim ki çaresize,
O hiçbirşeyi ekmese de,
Ve hiçbirşey biçmese de.

Ben őyle būyūk bir hissetme vereceğim ki dervişe,
O asla acı çekmemiş olsa bile,
Ve mūcadeleyi bilmese de.

“Şekerler dőken bir çeşme yapacağım
Şeker kamışının tamahkar kalbinin ūzerine.
Hoş, mutlu dūşūnceler koyacağım
Aklın içersine.

“Atını sūr dîninin yoluna.
Eğer atının canı yanarsa kuşkulanma.
Sen bulacaksın Yilke’yi **
Safkan atı değil, vahşi olanını,
Binilmemiş olanını.

Sessiz dur, “O őyle değildir deme.”
Allahın lūtfundan başka birşey isteme.
Tartışmanın helvası tencereden taşıyor ateşe.
Eğer zevk konuşmanın içindeyse
Konuşmaya başlardı her zerre.

Sen her zerreyi Allahın
Şems-i-Tebrîz’isinin ışığından gőr,
Bir kesinlik bilmek istiyorsan eğer.

Çeviren: Vehbi Taşar 6 Temmuz, 2019

** Yilke: Vahşi, daha őnce hiç dizginlenmemiş ve ūstūne binilmemiş at.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 08 07 2019 - 18:36
İleti #933


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,314
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Aferinler Demek Gerektir—Mevlâna
(Rubailer (2016), Rubai #3, sayfa 43.)

Bazen, melekler kıskanırlar bizim saflığımızı.
Bazen, bizim pervasızlığımız korkutur şeytanı.
Bizim çamurdan yapılan vūcudumuz taşır
Allahın hediyesini.
Aferinler demek gerektir
Bizim kuvvetimize,
Ve yapabildiklerimize.

Çeviren: Vehbi Taşar

Bravos to Our Power and Abilities—Mevlâna
(Rubailer (2016), Rubai #3, page 43).

Sometimes , the angels are jealous of our purity.
Sometimes, the devil is afraid of our recklessness.
Our clay body carries God’s gift.
Bravos to our power and abilities!
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 14 07 2019 - 18:41
İleti #934


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,314
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Benimle Kal Kısa Bir Sūre—Mevlâna
(Divan-i Kebir, Cilt 14, Gazel 197, dizeler 2174-2186, sayfalar 139-140).

Bağırarak gelir şeker satın almak olan biri onun işi,
“Buraya Mısır’dan bir kervan geldi,”

Şeker kamışıyla yūklū yūzlerce develer var onun içersinde,
Aman Allahım, bu ne gūzel bir armağandır bize.

Ansızın, ve bu gece yarısında olur,
Íçerde bir mum ışığı belirir ve yaşam bu őlen birinin vūcuduna gelir.

Ben derim, “Sen açıkça konuşmasını bilmezmisin?”
O hala deyip durur, “Şu ya da bu gelmiştir.”

Benim kalbim hızla yerinden fırlar,
Ve aklın tepesine bir merdiven dayar.

Benim kalbim Aşkın eşliğinde dama doğru koşar,
Bu gūzel haberlerin delilini arar.

Ansızın, o yepyeni bir dūnya gőrūr
O dūnya bizimkinden bambaşkadır.

Bir deniz, bir kavanozun içersinde, őrten būtūn dūnyanın ūstūnū.
Bir gőkyūzū, Yeryūzūne benzeyen onun şekli.

Damın ūstūnde oturur bir Sultan kişi,
Onun ūniforması bir bekçininki.

Çayır, çimen, sonu gelmeyen cennet, bir bahçe,
Bahçıvanın kalbindedir onların hepsi.

Bu gőrūntū kımıldayıp durur benim kalbimde,
Sőyleyerek kalplerin Sultanı hakkında sőylenecek herşeyi.

Ey Onun gőrūntūsū benim gőzūmūn içinde olan Biri, sen uzağa gitme
Benimle kal, kısa bir sūre, tekrar canlandır benim kalbimi.

Tebriz’in Şemsi Yokluğun dūnyasını gőrdū,
Ve o dūnyada ikamet etti.

Çeviren: Vehbi Taşar

Stay for Awhile—Mevlâna
(Divan-i Kebir, Volume 14, Gazel 197, verses 2174-2186, pages 139-140).

A sugar buyer comes, saying,
“A caravan has arrived from Egypt.”

Hundreds of camels come loaded with sugar cane.
O my God, what a beautiful gift.

Suddenly, and this is in the middle of the night,
a candle is brought in and life comes to this dead one’s body.

I say, “Talk openly.”
He says, “So and so has come.”

My heart jumps swiftly out of its place
and puts up a ladder at the top of my mind.

My heart runs toward the roof accompanied by Love.
It looks for evidence of that news.

Suddenly, it sees a new world,
entirely different from ours.

A sea which covers the whole world is inside of a jar.
A sky is in the shape of the Earth.

A sultan is seated on the roof
dressed in the uniform of a guard.

A garden, meadow and endless paradise
are all in the heart of the gardener.

This image keeps moving in my heart,
telling all about the Sultan of hearts.

O One whose image is in my eye, don’t run away.
Stay for awhile, so my heart will be refreshed.

Shems of Tebriz has seen the world of Absence
and has dwelled in that world.
Go to the top of the page
 
+Quote Post

38 Sayfa V  « < 36 37 38
Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 18 07 19 - 09:01