Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

 
Reply to this topicStart new topic
> Etik mi, estetik mi?
mete kaynaroğlu
mesaj 30 05 2019 - 16:30
İleti #1


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,446
Katılım: --
Nereden: Türkiye
Üye No: 563



Etik mi, estetik mi?


Alıştık “güncelleşmiş” bilgilerle yaşamaya… Nasıl olsa soranı da yok. Güncellenen bilgi de ne ola ki? Ne yaşıyorsak, orada ne ile karşılaşıyorsak o… Ardı arkası önemli değil. Gördük ve tepki duymak üzerine kurulu bir yaşam bizimkisi… Sadece ve sadece “algılamamız” üzerine kurulu bir bilgidir sahip olduğumuz.

İyi ama bu algı dünyası nasıl oluşuyor?

Çok hızlı ve çok üretirken oluşuyor. Pazarda oluşan emtia toplamının da çok ama çok “hızlı” bir tüketme süreci yaratma “zorunluluğunu” ortaya çıkarırken oluşuyor. Pazarda, hızlı ve ihtiyaçtan çok üretim; bir birikime neden oluyor. Bu kütlesel bir şey… Her kütlenin yarattığı bir “çekim gücü” var. Her çekim gücü yeni bir hız kazandırır kütlenin dışındaki “varlığa”

Ancak pazardaki tüketim nesnelerinin toplamının “hemen” tüketilmesi için bir “söyleme” ihtiyacı vardır. Tüketilecek nesnelere ihtiyacınız olsun, olmasın yine çok hızlı bir şekilde oluşan iletişim araçları ile bu söylemin gerçekleştiğini görürüz. Söylemin kendisi de bu hızın etkisinde öyle bir hale gelir ki… Artık var olan şey ancak “algılandırmalarla” ifade edilir hale gelir. Bunun için bir sözcük yeterlidir. Bu hızla oluşan söylem içinde “kendiliğinden” ortaya çıkan ve parçacıklardan ibaret “etik” yani “ahlaksal” “estetik” yani “sanatsal” kavramlar ve anlamlar oluşur.

Bu etik ve sanatsal kavramlar ve söylemler artık o kadar yüzeysel ve o kadar değişkendir ki farkında olmadan kendimizi de bu söylemin tekrarı içinde buluruz. Artık… Bizim söylediklerimiz de aynı “söylemin” içinde yuvarlanır hale gelir. Farklılıklarımız kalkar hepimiz aynı şeyleri söyleyen ve tepkiler gösteren insanlar haline geliriz.

Aslında… Yapılacak iş basit. Her ne kadar yapılması zor olsa da…

Bu muazzam çekim gücünde oluşan söylemin yarattığı etik ve estetik var oluşa karşı “mücadele” geliştirerek asimetrik yeni bir etik ve estetik dil oluşturabilmek. Her gün, her saat… Yaşamın her anında…

Yoksa bu karşınızdaki muazzam söylemin içinde mesela bir “pedofili” sözcüğün peşinde koşturarak o söylemin içinde “farklılığınızı” ortaya koyamadan gezegenin “kara deliğinde” kaybolur gidersiniz.

Bütün bu anlatılanların edebiyatla ne ilgisi olabilir ki diye sormayın.

O zaman belimden Browning on dörtlüğü çıkarırım. Alayınızı kurşuna dizerim. Demedi demeyin.

Öptüm hepinizi sevgilerimle.

Mete Kaynaroğlu / Mayıs – 2019
Go to the top of the page
 
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 18 07 19 - 08:54