Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

5 Sayfa V  < 1 2 3 4 > »   
Reply to this topicStart new topic
> Tanrı versus Evren
İltihap
mesaj 03 01 2006 - 14:34
İleti #26


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 2,738
Katılım: 09 04 05
Nereden: kaleyi karşıdan gören bir yer
Üye No: 1,226



Yani.....
Allah...
Var mı yoksa?

Abooo..
Şimdi yan bastık....
Oyacak valla beni...
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Bilg
mesaj 03 01 2006 - 15:14
İleti #27


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 721
Katılım: 09 07 05
Üye No: 1,396



Aynısını söylemekteyim be Chekirdek.

Tanrı insanda akseder sadece. Siz tapınan kuş ya da taş gördünüz mü?
Üstelik insan Tanrıyı hemen de üretmemiştir. İnsan evrimleştikçe Tanrı kavramı şekillenmiş, biçimlenmiş ve detaylanmıştır.

Niye?

Bilginin olmadığı zamanda Tanrıya ne gereksinim var?

Tanrı bilginin tamamalayamadığını, bilginin yetersiz kaldığını açıklamak için var.

Bu nedenle de evrimleştikçe Tanrı ihtiyacı doğmuş ve biçimlenmiş.

Demek ki evrim insanı almış ve Tanrı olgusuna götürmüş.
Demek ki evrim Tanrıya karşı bir olgu değil tersine Tanrı ile birlikte bir olgu.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Bilg
mesaj 03 01 2006 - 15:17
İleti #28


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 721
Katılım: 09 07 05
Üye No: 1,396



Bir ufak dokundurmadan bu kadar tepki üretmeye gerek yoktu sevgili Var Samsa...

Söylediklerinizi sonraya bırakıyorum. Derin derin düşünmeden cevaplamayayım.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
chekirdek
mesaj 03 01 2006 - 15:55
İleti #29


MevsimSiz


Grup: Banned
İleti: 2,723
Katılım: 09 01 05
Üye No: 1,083





O zaman Tanrı, aklın bilgi üretemediği, kifayetsiz kaldığı, basmadığı yerde...

...diğer bir deyişle, tanırya mal edilen bir süre sonra insanın malı oluyor...adına da bilgi diyoruz.

Pekiiii...

Bunu bilediğimiz halde neden hala "tanrı vardır" denilmekte...

Ben de diyorum ki, tanrı kavramı, aile, kurum, öğretim sistemlerinin öğretileri olarak bizlere ögretilmeseydi, tanrının varlığından hala söz edebilir miydik?

Tanrıya karşı duruşu belirleyen gerçekten doğa mıdır?

Dolayısı ile "ateizm" ya da "ateist" de tanrı kavramının var olması nedenli oluşturulmuş bir kavram.

"e şıkkı" desek?

Go to the top of the page
 
+Quote Post
Bilg
mesaj 03 01 2006 - 16:37
İleti #30


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 721
Katılım: 09 07 05
Üye No: 1,396



Kendini inkar ile meşgulsün chekirdek.

Bir düşün bakalım bilgi biriktikçe bilinen mi fazlalaşıyor aksine bilinmeyen mi?

Bilinmeyen karamaşıklaşıyor mu, basitleşiyor mu?

Partiküler fizik mi daha gelişmiş beyin ister basit geometri mi?

Evren daha fazla hayran olunacak bir yapıda olduğunu mu gösteriyor bize yoksa amma basitmiş be mi dedirtiyor?
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Eskici
mesaj 03 01 2006 - 16:58
İleti #31


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,058
Katılım: 29 12 05
Üye No: 1,880



Bilgi?..

Bilgi, somutlayan farkındalık. Her somutlayan farkındalık bilgi değil. Bir ressam bembeyaz tualin karşısına geçtiğinde alabildiğine özgürdür. Fırça elinde düşünürken, tek bir ağaç da çizebilir o geniş boşluğa iki ağaç da. Ormanı da tercih edebilir. Bir insanı tek başına bırakabilir çöl ortasında. Akbabaları dolaştırabilir gökyüzünde, tetikte bekleyen. Bir ressam o beyazlığın karşısında düşünürken acıyı kendi elleri ile yaratacağını bilir, mutluluğu da. Bilgi tanımını yapan insan, ressam olduğu bilgisinde de olmak zorunluluğundadır. Atomu merak edip, onun bilgisine ulaşmak isteği başka, o atomdan bomba yapılabileceği ''bilgi''si başkadır

Atomdan bomba yapılabileceği ''bilgisi'' bilgi değildir. Şu anki insani gerekçeleri tıpta yararlanmak olan gen araştırması belki de (ki klonlama başarıldı!) canlılardan kopya canlı üretmeye gideceğinden ''bilgi'' değildir. İnsanın neyi bilmesi gerektiğini bilmesi zorunluğu var. Tarihimiz ''bilgi'' tanımı içeriğinde değerlendirdiklerimizin artık bilgi olmadığını kavramamızı sağlayabilecek örneklerle yüklü. Silah teknolojisini yaratan ''bilgi''nin bilgi olduğu iddiası, insanı kendisine yabancılaştırana da ''bilgi'' dediğini anlatır. Dilin kemiğinin olmayışı bize bu rahatlığı vermemeli artık. Olgulara salt tanımlardan/kavramlardan hareketle yönelmek, o tanımları/kavramları yaratanın, oraların sınırında düşünmek zorunluluğunda kalışını anlatır. Elmanın dalından neden düştüğü bilgisi yerçekimini anlatıyor ve ben de onuncu kattan aşağı atacağım adamın aynı yasa gereği yere düşüp öleceği ''bilgi''sine sahipsem ve atıp öldürüyorsam, bırakalım elma düşeceği kadar düşsün, bu kadar ''bilgi'' fazla!..

Bilim, ne kadar bilim? Bilimsellik şartı arayışlarımızla hareket ettiğimiz mantığımız, salt bilim yasalarına esir kalarak tanımlar üretmeye başladığında herşey bir anda ''doğal!'' oluveriyor. Oysa bilim adamı da adam ve neyi arıyorsa onu buluyor. Örneğin Enformasyon Kuramı'nın cep telefonunu yarattığı bilgisinin bilim adı altında savunulması ne kadar bilgi? İcatların kaynağı ihtiyaçlar iken, ihtiyaçlar icat eden bilgi ne kadar bilgi? Banka soymak isteyen elbette banka soymak bilgilerinin peşinde olacaktır ve ''doğal''dır ama ''bilgi'' midir? Banka ve para ''bilgi'' midir? Üç kuruşa bir kilogram patates satanın kazandığı bir kuruş cebinde yatarken, o cepteki sıcaklık (!) ''bilgi''si cebindeki sıcaklığı arttırma ''bilgi''sine dönüşmüş ve patates alamayanın açlık bilgisine galip gelmişse, nerede bilgi?..
Go to the top of the page
 
+Quote Post
chekirdek
mesaj 03 01 2006 - 17:15
İleti #32


MevsimSiz


Grup: Banned
İleti: 2,723
Katılım: 09 01 05
Üye No: 1,083






Sevgili Bilg;

Birine neden "ateist" diyorsun?

...tanrı "yok" dediği için mi...

...yoksa...

...sen "var" dediğin için mi?

Bana atesit adını takan tanrı var diyenler...

...olmayan bişi için ben zaten yoktur diyemem ki.

smile.gif

Bence önce sen beni oluşturuyorsun...bana atesit diyererek...sonra da inkar ediyorsun.

smile.gif

Go to the top of the page
 
+Quote Post
Bilg
mesaj 03 01 2006 - 17:20
İleti #33


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 721
Katılım: 09 07 05
Üye No: 1,396



İyice elementer düzeye indik hayırlısıynan.

Patatesler, bilgiler, atesitler uçuşup duruyor ortalıkta.

Bu yazına cevap vermem Chekirdek.

İsterse eskici cevap versin. Nerdeyse aynı düzlemde maç yapmış olursunuz...
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Eskici
mesaj 03 01 2006 - 17:29
İleti #34


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,058
Katılım: 29 12 05
Üye No: 1,880



Bilginin ''içkin bilgisi'' de insandır. Bilim de insandır, matematik de. Özünde konuştuğumuz dil ve tanımlamalarımızdır ve bunun özü de insandır. Bilgi, döner dolaşır insanı bulur çünkü. İnsanın olmadığı yerde hangi bilgi? Evrende ve çok uzaklarımızda yaşayan başka canlılar olduğunu varsaysak bile nihai olarak insan da evrenin bir parçasıdır veya insan gidip o canlıları bulacaktır veya onlar insanları. İnsandan bağımsız bilgi yoktur!..

Bilgiye dair oldukça çok tanım var:

1. Sözlük anlamıyla bilgi, öğrenme, araştırma ve gözlem yoluyla elde edilen her türlü gerçek, malumat ve kavrayışın tümüdür.
2. Bilgi doğruluğu ispatlanmış inançlardır (Nonaka ve Takeuchi, 1995:58).
3. Bilgi, önceden belirlenen bir dizi sistematik kural ve prosedüre uygun bir biçimde işlenmiş enformasyondur. Bilgi, sosyal varlık olan insanlar arasındaki iletişim sırasında paylaşılan, aktarılan ve yeniden şekillendirilen tecrübe ve enformasyonlardır (Allee, 1997:27).
4. Bilgi, belirli bir durum, sorun, ilişki, teori veya kurala ait veri ve enformasyondan oluşan anlayışlardır (Bennet ve Bennet, 2000:19).
5. Bilgi içinde yaşadığımız dünyayı ve olayları yorumlamak ve yönetmek için uyguladığımız bir dizi anlayış, kavrayış ve genellemeler ile bize güçlü bir kavrayış ve bakış açısı kazandıran her türlü zihni faaliyettir. Bilgi, sosyal olaylarda karşımıza çıkan eylem ve olayları anlamamıza yardım eden işaret ve kodlamalardır. Bilgi, insanların ve organizasyonların etkin bir biçimde eylem gerçekleştirmeleri için sahip olmaları gereken kapasitedir. (Argyris, 1993: 2-3).

Coşkun Can Aktan ve İstiklal Yaşar Vural ortak çalışmasından alıntıladığım bu tanım özetlerine bir de şöyle toparlamaları var:

''...Bilgiyi daha iyi tanımlamak için benzer bazı kavramların anlamı ile bilginin anlamı arasındaki farklılıkların ortaya konması gereklidir. Bilgi, veri ve enformasyon gibi daha ham anlam formları ile anlayış-kavrayış ve akıl-bilgelik gibi daha karmaşık ve işlenmiş anlam formları arasında yer alır. Veri, gözlemlenebilen, ölçülebilen veya hesaplanabilen bir davranış yada tutuma ait değerdir. Veri, kavramsal bir çerçeve ve yapı içerisinde bulunan bir tür enformasyondur. Enformasyon verileri ve belirli yorum ya da işlemleri içerir ve verilere göre daha belirli bir çerçeveye sahiptir. Başka bir ifade ile enformasyon elde edilebilen, filtrelenen ve işlemden geçirilen verilerdir. Bilgi, deney, tecrübe, yorum ya da fikrin bir araya gelmesi ile oluşan enformasyondur. Bilgi, sosyal olaylarda, karar ve eylemler için uygulanmaya hazır yüksek değerde bir enformasyon şeklidir. Bilgi kişisel anlamda düzenlenmiş enformasyondur ve genelde deney ve tecrübelerin bileşiminden oluşur. Anlam piramidinin en üstünde yer alan akıl ve bilgelik ise, sosyal olaylarda doğru ya da yanlış olanı ayırt etmemize yarayan bütün bilgileri kapsar. Sosyal olayların nedenlerini doğru bir şekilde kavramamıza ve en doğru ya da en güzeli seçmemize yardımcı olan anlama, kavrama ve akıl yürütme aşamalarında isabetli karar almamız bilginin sistematik bir biçimde işlenmesi, gözlem ve tecrübelerle yeniden şekillendirilmesi halinde mümkün olabilir. Bu aşama anlam piramidindeki son aşamayı, yani akıl-bilgelik aşamasını simgeler...''

Unutulmamalıdır ki tanımları da sayıları da yaratan insandır. İnsandan öte tüm evrende yaygın olan bilgi yoktur. İnsandan öte evrenin kendisi vardır. Evren bilgiye yine insanda dönüşecektir. Kaldıralım insanı evrenden ve evren yine var olsun; nerede bilgi?..

Aranacak yanıt metafizik olma özelliğinden kurtulamaz. Her metafizikten kurtuluş, bilgidir. Bilgi kavramı insanın tekelindedir. Çünkü tanımlayan insandır. Bilim yeteneği de insanda. İnsandan sonrasına bilgi demek, bilgiyi diğer bütün canlı ve cansızlarla eşitlemektir. Eğer buna eşit olsaydı bilgi, bilinecek bir şey de kalmamış olurdu. Hala tanımlarda anlaşamayan ve bu tanımlar toplamını içselleştirememiş olan insanlık dünyasında bilgiyi insana eşitleyememişiz ki dışında eşitleyebileceklerimizi arayalım...

Not: Bilg, yazımda aklında kalanın sadece patates olması çok hoştu!..
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Bilg
mesaj 03 01 2006 - 18:59
İleti #35


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 721
Katılım: 09 07 05
Üye No: 1,396



Bir şey mi vardı patatesten başka o yazıda?
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Eskici
mesaj 03 01 2006 - 19:15
İleti #36


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,058
Katılım: 29 12 05
Üye No: 1,880



QUOTE (Bilg @ Jan 3 2006, 06:59 PM)
Bir şey mi vardı patatesten başka o yazıda?

Peki, aklınızda kalacak şekilde çeşitlendireyim o zaman...

Elma gerçektir. Armut da. Bir elmaya göre diğer elmanın armut olduğu, benim uydurduğum bir gerçeklik olmuştur! Hepimiz de biliyoruz ki o bir benzetmedir ve yerine insanı koymak gerekir. Ancak yer değişikliklerini nasıl yaptığımız çok önemlidir. Bir elmaya göre insan armuttur demek mümkün. İnsana göre elma armuttur demek de. Değil mi ki dilin kemiği yok...

Elma hem gerçek ve hem de var olandır. Var olandan olmayanı yaratmaya doğru giden düşünme süreci yaşamımıza bir çeşitlilik katıyor olabilir. Örneğin bir elmanın iki yarısı derken yaptığımız çeşitleme, kurgulayan tarafın diğer yarı olmasını öteleyebiliyor. Bir elmanın iki yarısı olabilmek için ya kurgulayan ya da kurgulamayan iki taraf gereklidir! Bir kurgulayan artı bir kurgulamayandan elma çıkmaz ve orada gerçeklik de yoktur, uydurmalar vardır! Uydurmanın girdiği yerde mazeret ve savunma başlar. Mazeret ve savunma, uydurmaya süreklilik kazandırır! Örneğin militarizm, toprak bütünlüğü uydurmasının sonucudur! Oysa toprağı parçalayan da insanın kendisidir! Burada gerçek olan sadece topraktır!..

Eğer birisi çıkıp da dondurma reklamında rol alan çikolata güzeli kızın benim yiyeceğim dondurmaya tat katacağını söylüyorsa_ki çok yaygındır!_ve ben de buna ikna olarak o dondurmayı satın alıp gerçekten de o tadı buluyorsam (!), ne o birisi insandır, ne ben, ne de o kız, ve o dondurma da gerçek değildir. Dondurmaya gerçekliğini kaybettiren de benim. Burada gerçek olan sadece satıştır!..

Bu ilişki ağı içindeki insan, insan değildir! Ne zaman ki tam da bu noktada korkuya satılmışlığından kurtulur, insanlaşma süreci de başlıyor demektir. Takkenin düşüp, kelin göründüğü nokta tam da burasıdır!..


Not: Tartışma dendiğinde ilk aklınıza gelen hakaret oluyorsa, tanrıdan önce kendinizi aramalısınız...
Go to the top of the page
 
+Quote Post
chekirdek
mesaj 03 01 2006 - 20:12
İleti #37


MevsimSiz


Grup: Banned
İleti: 2,723
Katılım: 09 01 05
Üye No: 1,083




Hehehehehheee...

Go to the top of the page
 
+Quote Post
bun çağrıştar
mesaj 03 01 2006 - 20:14
İleti #38


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 3,805
Katılım: 12 12 04
Nereden: uzak...
Üye No: 1,031



QUOTE
Partiküler fizik mi daha gelişmiş beyin ister basit geometri mi?



yok, katı hal fiziği...
Go to the top of the page
 
+Quote Post
chekirdek
mesaj 04 01 2006 - 15:24
İleti #39


MevsimSiz


Grup: Banned
İleti: 2,723
Katılım: 09 01 05
Üye No: 1,083





Yahu Bilg,

...ben elementer seviyede bunu görebiliyorum...kaldı ki keyifle okduğum iki kilometrelik yazından da aynı sonuç çıkıyor.

Nasıl ki tanrı insanlığın tarihinde farklılaşıyor ise, farklı kültür, eğitim, bilgi, nedenli tanrı kavramı elbette farklı anlamlar, tanımlar, bakış açıları ile farklı olarak anlaşılacak, bilinecek hatta senin gibi kabul edilecektir. Her bir kişi kendi bilgisi ve kültürü çerçevesinden bakacaktır. Her bir kişinin tanrıdan beklediği, tanrı için söylemi veya onun adına yaptığı, kısacası "tanrının görevi" farklıdır. Senin yaptığın gibi...tanrı senin için yukarıda yazdığındır...Bana göre sol kulağını sağ elinle iki bacağının arasından geçirip öyle göstermekten başka bir şey değildir...ben elementer seviyeden dahi baksam bunu görebiliyorum...

...ateistler tanrı yok dedikleri için oluşmadılar...

...var diyenler olduğu için oluştular.

smile.gif
Go to the top of the page
 
+Quote Post
chekirdek
mesaj 04 01 2006 - 15:30
İleti #40


MevsimSiz


Grup: Banned
İleti: 2,723
Katılım: 09 01 05
Üye No: 1,083



...aynı deistler gibi.

Onlar da din vardır, olmalıdır diyenler ve inanalar nedenli varlar.

Yazının ve yazmanın nedeni bile bunun kanıtı...

Neden "EYYY ATEİSTLER" diyorsun?

...Ateistler olmasa yazar mıydın bu yazıyı?

smile.gif
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Eskici
mesaj 04 01 2006 - 19:38
İleti #41


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,058
Katılım: 29 12 05
Üye No: 1,880



İnsanın en zayıf halkası söz dünyasıdır,
hem orada var kılar kendisini,
hem oradan kopar…

Aynı insan, doğanın bütün dengelerini bozabilecek kadar,
bütün dünya insanlarına egemen olabilecek kadar ‘güçlü’ dür.
Dize getiremeyeceği canlı kalmamıştır yeryüzünde, kanıtlamıştır bunu…

Bir yaprağı ne kadar parçalara ayırarak tartışırsak tartışalım, onun yaprak olduğu gerçeğini değiştiremeyiz. ‘Yaprak’ demeseydik de o, bir şey kaybetmeyecekti kendisinden. Ama bir yaprağa damarından damarından hormonlar yüklersek, orada artık ne yaprak vardır ne de hormon. Garip bir şey yaratmış oluruz ve adına ne dersek diyelim, o olur. Söz dünyasında da hormon üretimini başarmıştır insanoğlu…

Algıda eşitliği sağlayabilmek mümkündür.
Bütün insanlar için şeker ‘tatlı’dır, örneğin; limon ‘ekşi’dir.
Gülmek gülmektir, ağlamak ağlamak.
Doğum doğumdur.

Ölüm de ‘ölüm’ olduğu halde kırk çeşit tanım getirilir.
Ölmek istemez insanoğlu.
Bu ‘isteksizliği’ yaşamı boyu başının belasıdır.
Korku ve ölüm tacirliğinin yaratılışı da bu isteksizliğini keşfi ile başlar.
Ki tacirler şimdi egemendirler, korkutarak ve öldürerek…

Gül, doğrudur, çünkü vardır;
menekşe ve papatya ve gelincik de.
Dağ, doğrudur, çünkü vardır;
deniz ve ırmak ve şelale de.
İnsan, ‘yanlıştır’, çünkü yoktur!
Çünkü insan sözü yaratandır.
Sözle örer bütün düğümlerini
ve olmayan düğümleri, kılıçla keser…

Dün yavru kedimizle oynaştık biraz.
Elimde titrettiğim ipe ısrarla saldırıyordu.
İpi bedenine sardım.
Bir saniye dahi sürmedi sıyrılıp çıkması.
Ben ipe daldım,
o kucağımda uyudu…
Go to the top of the page
 
+Quote Post
chekirdek
mesaj 04 01 2006 - 20:07
İleti #42


MevsimSiz


Grup: Banned
İleti: 2,723
Katılım: 09 01 05
Üye No: 1,083






Eskici bu yazınıza "başlığın jokeri" diyorum...izninizle.

smile.gif
Go to the top of the page
 
+Quote Post
HACI
mesaj 04 01 2006 - 23:09
İleti #43


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 260
Katılım: 11 11 05
Üye No: 1,712



Bilg:
QUOTE
Size gelince ey ateistler,

Müslümanı anlamak çok kolay. Eğitimi var, şartlanması var, korkusu var, ezberi var, sevinci, bayramı, ritüeli ve nihayet ödülü var.

Sizin neyiniz var?

Vardır demek ile yoktur demek arasında elle tutulur, gözle görülür ne fark var?

Vardır dediğiniz zaman açıklayabileceğinizden neyi daha fazla ve daha güzel açıklıyabiliyorsunuz yoktur diyerek?

Olayı cesaret gösterisine dökmek hangi çapsızlık ile isimlendirilebilir?

Kasımpaşalı mısınız siz?


Ben önce yukardaki iletiyi yanıtlamak istiyorum. Bir ateist olarak bu şekilde sorgulanmayı inançlarıma veya onların yokluğuna yönelik kaba bir müdahale olarak görüyorum. Müslüman’ların mazeretini anlayabiliyor arkadaşımız Bilg.... Ama ateistlerin Tanrı’ya olan yaklaşımını anlayamıyor. Kendinde ve Müslüman’larda bir değer bulduğunu ihsas ediyor. O değerin bir benzerini ateistlerde görmüyor.

Ve soruyor:

Sizin neyiniz var?

Aslında bu belagatlı bir soru.. Yanıt istemiyor. Yanıtlanması gerekmiyor.......
Müslüman’ların eğitimi, şartlanması, korkusu, ezberi, sevinci, bayramı, ritüelleri ve ödülleri var......
Deistlerin evreni yaratan ama ona müdahale etmeyen akıllı bir Tanrı’ları var.
Panteistlerin ise her şeyi Tanrı zaten.... Ya da onlar Tanrı...

Peki ateistlerin neyi var? İnkârdan başka! Redden başka! Çılgınlıktan başka.....
Belli bir yaşam felsefeleri bile yok ateistlerin, Bilge göre. Kabadayılıklarından, boş ve cılız, burcu burcu blöf kokan çapsızlık örneği cesaret gösterilerinden başka.

Bilg bir Tanrı’ya inanıyor. Evrenle ilgili gözlemler için....

Kim yapıyor ha?
Kim?
Tesadüfe mi tapınacaz artık......


Diye soruyor….

Kara delikler boş yere mi var diyor. Evrendeki bu düzen bir Tanrısız nasıl olabilir diyor ve bunun yanıtlanmasını istiyor.

Ama bu yanıtı Müslüman’lardan veya panteistlerden istemiyor…
Ateistlerden istiyor.
Ve onlara çılgınca bir cesaretle meydan okuyor bu haddiniz bilmez deist..

Onu yanıtlamak elbette boynumuzun borcu..

Burası felsefe forumu olduğuna göre, Bilg'i felsefe kurallarına uygun bir üslupla yanıtlamak gerekiyor... Önce kendime Bilg'in bu meydan okumasına uygun bir üslup bulmam gerekiyor. Kasımpaşa üslubunu pek beğenmiyor arkadaşımız.. Müslüman'ları bile mazur gördüğüne göre, muhtemelen Fatih üslubu ile yanıtlanmayı kabul ediyor olabilir. Ama ben kendisine sürpriz yapacağım.. Onu hiç ummadığı ve beklemediği bir üslupla yanıtlamayı düşünüyorum...
Keeeeeeeh keh kehhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh

HACI








Go to the top of the page
 
+Quote Post
KIRMIZI
mesaj 04 01 2006 - 23:14
İleti #44


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,633
Katılım: 14 08 05
Üye No: 1,489



Onu hiç ummadığı ve beklemediği bir üslupla yanıtlamayı düşünüyorum...



Vallahamı ?
Go to the top of the page
 
+Quote Post
HACI
mesaj 05 01 2006 - 02:19
İleti #45


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 260
Katılım: 11 11 05
Üye No: 1,712



Aslında panteizm, deizmden çok daha tutarlı bir inançtır..
Nedeni de çok basit... Evren bir kerede ve bir yaratıcıya gereksinim olmadan ortaya çıkıyor. Evrenin kendisi bir yaratıcı..
Deizm, temelde teizmden fazla farklı olmayan bir yaklaşımdır. Bir inançtır. Evreni bir Tanrı yaratıyor. Ama o Tanrı'nın nasıl ortaya çıktığı bilinmiyor.
Panteizmde Tanrı ve evren bir kerede ve kendi kendine yaratılıyor. Bir yaratıcıdan yardım sağlanmıyor.
Deistin işi zor. Hatta imkansız.
Ama panteizm de evrenin ortaya çıkışını yeterince ve bilimsel olarak açıklayamıyor.
Ateistin görevi de zor ama, imkansız değil...

Soru evren ve Tanrı konuları ile ilgili olduğu ve bunlar arasında bir ilişki kurulmak istendiği için, ateistlerin bu konu ile ilgilenmemeleri gerekmektedir.

Bu iki konu tartışılırken ateistlere yönelik bazı yorumların yapılması uygun değildir diye düşünüyorum.

Tanrı yalnız deist, teist ve panteistlerin ortak paydasıdır. Ateistler onlarla Tanrı'yı tartışamazlar. Çünkü ateizm Tanrı paydasını paylaşmaz.

Deist Bilg, bir yaratıcıya inandığı ve tesadüfleri reddettiği için Müslüman'lardan farklı değildir. Ateizme atıflarda bulunması onun din kompleksinden daha kurtulmadığını gösteriyor. O kendini ateistlere daha yakın zannediyor ama, yanılıyor.. Ateistler onun gibileri aralarında görmek istemiyorlar..
Onun yeri Müslüman'larladır..

HACI
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Bilg
mesaj 05 01 2006 - 10:12
İleti #46


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 721
Katılım: 09 07 05
Üye No: 1,396



Paskokusu ve eskici gidin ve kendi çöplüğünüzde kaşının. Burası size bir kaç boy ağır gelir.

Go to the top of the page
 
+Quote Post
Bilg
mesaj 05 01 2006 - 10:30
İleti #47


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 721
Katılım: 09 07 05
Üye No: 1,396



Hacı ve Chekirdek bazı şeyleri iyi anladılar ancak bazı şeyleri de hiç anlamadılar.

Doğrudur bu yazının temel hedef kitlesi ateistlerdir. Bilg teokrasi erbabının hiç bir anlamlı ya da anlamsız yazı ile geri adım atmayacak kadar savunma pozisyonlarını almış ve bağlılıklarını kurmuş olduklarını bilir.

Ateistler böyle değildir. Düşünülmeden ateist kolayına olunmaz. Ya hiç bir türlü şartlanmayacak yani din olgusu ve kavramından bihaber yaşadığınız için ister istemez ateist olacaksınız ya da din adına yapılan garabetler sizde tepki yaratacak ve bunlar ve inandıkları buysa tam tersi doğrudur kolaycılığına sapacaksınız.

Yani ateistlerden ümit kesilmez bir deist için.

Her inanış biçimi yanına taraftar ister. kısacası deistseniz deizme, ateistseniz ateizme taraftar sağlamak istersiniz. Bu insanın doğasında var. Bu nedenle bu tür yazı yazmama anlamsız tepkiler sokuşturup beni müslümanların yanına yollama densizliğinin hiç alemi yoktur.

Go to the top of the page
 
+Quote Post
Eskici
mesaj 05 01 2006 - 10:39
İleti #48


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 1,058
Katılım: 29 12 05
Üye No: 1,880



QUOTE (Bilg @ Jan 5 2006, 10:12 AM)
Paskokusu ve eskici gidin ve kendi çöplüğünüzde kaşının. Burası size bir kaç boy ağır gelir.

Kabuğu çatırdamayan yumurta yenir ve bir de protesto için kullanılır. Kabuğu çatırdayan yumurtanın içinde ise civciv vardır, kafasını uzatır, yaşamı anlatır. Beynini çatırdatma zahmetine girmeyenin, beni neden yiyorsunuz deme hakkı sadece balinanın midesinde hayat bulur. Koyun da beni neden yiyorsunuz diye sorar, ancak diğer taraftan, kendisini yiyenin gözlerine melul melul baka baka onun kavalına tapar...

Kırılmayı göze alamıyorsam, cam olmayacağım. Cam olmayı tercih etmişsem, camcıyı düşman bellemeyeceğim. Düşünsel üretimde cam olmak, çerçeve içre dünyasından eli çenesinde dalgın dalgın manzaraya bakmayı anlatır. Düşünsel üretimde cam olmanın manzarası dilin mezarlığına bakar...

Felsefe yaşamın göbeğindedir.
Dil, önemlidir.
Su kaya gördüğünde yol değiştirmez, kayayı da deler...
Go to the top of the page
 
+Quote Post
bun çağrıştar
mesaj 05 01 2006 - 12:34
İleti #49


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 3,805
Katılım: 12 12 04
Nereden: uzak...
Üye No: 1,031



QUOTE
Paskokusu ve eskici gidin ve kendi çöplüğünüzde kaşının. Burası size bir kaç boy ağır gelir.



Ben reenkarnasyona inanmıyorum...
Go to the top of the page
 
+Quote Post
chekirdek
mesaj 05 01 2006 - 12:57
İleti #50


MevsimSiz


Grup: Banned
İleti: 2,723
Katılım: 09 01 05
Üye No: 1,083






smile.gif

Kendi adıma kesinlikle yanıldığını söyleyebilirim...

...yazdıklarımın içinde ne var bak bakalım;

Diyorum ki, bana ateist diyenler sizlersiniz. Ben değilim. Yani ateisti belirleyen, tanımlayan, tarif eden inananlardır...yani sizlersiniz.

Sizler olmasanız bizler de olmayız.

Bendeniz dinler tarihine, tanrının insanlık ve nedeniyet sürecindeki oluşumuna, yerine, evrimleşmesine baktım...

..."yoktur" dedim.

Sizlere bakıp "tanrı da din de yoktur" demedim ki...

Dolayısı ile, bence, hiç bir ateist taraftar istemez, düşünmez bile...Bu güne kadar teoloji karşıtı o kadar yazı yazdım, bir gün daha birisine "inanıyor" diye laf söylemedim.

Ne taraftar isterim ne de yandaş.

Olmadığını söylediğim, yok dediğim bir unsur için nasıl taraftar toplarım.

"Gelin bakın elimde şahane bir yok var" diyerek yok bir unsura mürid mi toplayacakmışım...

Sen ateistlerin bir araya gelerek, organize olarak mürid, yandaş topladıklarını, birlikte hareket ettiklerini, bağış, dernek, tarikat kurduklarını gördün mü hiç?

Ben görmedim...

Varsa bilelim...iki döner bir üfürür kredi neyin alırız belki...

Neyse sen bak bakalım o ne demiş bu ne demiş...

...ben kendi şahsi felsefeme ve şahsi tarihime bakıyorum.

Go to the top of the page
 
+Quote Post

5 Sayfa V  < 1 2 3 4 > » 
Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 23 10 19 - 02:25