Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

50 Sayfa V  < 1 2 3 4 5 > »   
Reply to this topicStart new topic
> Amerikan Şiiri
Vehbi
mesaj 01 05 2006 - 20:32
İleti #51


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994




ŞİİR YEMEK
Mark Strand

Mürekkep sızar ağzımın köşelerinden
Yoktur daha neşelisi benden
Şiir yemekle meşgulüm.

Kütüphane müdüresi gözlerine inanamaz.
Gözleri kederlidir
ve elbisesinin içersinde elleriyle yürür.

Siirler yendi
Işıklar söndü
Köpekler bodrumun merdivenlerinde ve yukarı çıkıyor.

Gözbebekleri yuvarlanır,
sarışın ayakları fırça gibi yanar.
Zavallı Kütüphane müdüresi ayağını yere vurarak ağlamaya başlar,

Anlamaz.
Dizlerimin üstüne çöküp elini yaladığım zaman,
haykırır.

Ben yeni bir adam oldum.
Ona hırlarım ve havlarım.
Kitabî karanlıkta sevinçle havaya zıplarım.

Çeviren: Vehbi Taşar

EATING POETRY
By Mark Strand

Ink runs from the corners of my mouth.
There is no happiness like mine.
I have been eating poetry.

The librarian does not believe what she sees.
Her eyes are sad
and she walks with her hands in her dress.

The poems are gone.
The light is dim.
The dogs are on the basement stairs and coming up.

Their eyeballs roll,
their blond legs burn like brush.
The poor librarian begins to stamp her feet and weep.

She does not understand.
When I get on my knees and lick her hand,
she screams.

I am a new man.
I snarl at her and bark.
I romp with joy in the bookish dark.

Mark Strand


Bu ileti Vehbi tarafından 01 05 2006 - 20:33 yeniden düzenlenmiştir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 15 05 2006 - 12:29
İleti #52


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



GENÇ HERZAMAN

Bob Dylan, Sözler ve müzik
1973, 1985 Ram’s Horn Music


Tanrı sana herzaman baksın ve seni mutlu etsin,
Bütün dileklerin gerçekleşsin,
Başkaları için yap herzaman
Bırak başkaları da yapsınlar senin için.
Bir merdiven daya yıldızlara çıkan,
Ve her basamağına tırman,
Genç kal herzaman,
Genç herzaman, genç herzaman,
Genç kal herzaman.


Doğru olmak için büyü,
Büyü gerçeği bulmak için,
Herzaman gerçeği tanı
Ve gör etrafındaki ışıkları.
Cesur ol herzaman,
Dimdik dur ve güçlü ol,
Genç ol herzaman,
Genç herzaman, genç herzaman,
Genç ol herzaman.


Herzaman meşgul olsun ellerin,
Ayakların çabuk olsun,
Tabanın güçlü olsun
Değişken rüzgârlar kaydığı zaman.
Kalbin herzaman sevinçli olsun,
Şarkın herzaman söylensin,
Genç kal herzaman
Genç herzaman, genç herzaman
Genç kal herzaman.

Çeviren: Vehbi Taşar

FOREVER YOUNG
Words and Music by Bob Dylan
1973, 1985 Ram's Horn Music
________________________________________
May God bless and keep you always,
May your wishes all come true,
May you always do for others
And let others do for you.
May you build a ladder to the stars
And climb on every rung,
May you stay forever young,
Forever young, forever young,
May you stay forever young.



May you grow up to be righteous,
May you grow up to be true,
May you always know the truth
And see the lights surrounding you.
May you always be courageous,
Stand upright and be strong,
May you stay forever young,
Forever young, forever young,
May you stay forever young.


May your hands always be busy,
May your feet always be swift,
May you have a strong foundation
When the winds of changes shift.
May your heart always be joyful,
May your song always be sung,
May you stay forever young,
Forever young, forever young,
May you stay forever young.

Bu ileti Vehbi tarafından 15 05 2006 - 12:38 yeniden düzenlenmiştir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 17 05 2006 - 23:52
İleti #53


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



GÖZÜM VAZOMDAN DAHA FAZLA DOLUDUR
Emily Dickinson

Gözüm vazomdan daha fazla doludur—
Onun kargosu—Çiyden—
Ve durgun—Kalbim—Gözüm ağır basar—
Doğu Hindistan’ı—senin için!

Çeviren: Vehbi Taşar



MY EYE IS FULLER THAN MY VASE
By Emily Dickinson


My Eye is fuller than my vase --
Her Cargo -- is of Dew --
And still -- my Heart -- my Eye outweighs --
East India -- for you!

Emily Dickinson



Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 18 05 2006 - 12:14
İleti #54


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



YABAN
Carl Sandburg

Bir kurt var içimde… azı dişler derin yaralar açmak için sivri uçlu … çiğ et yemek icin kırmızı bir dil …ve sıcak kan yalayıp içmek için—Bu kurtu saklarım çünkü yaban verdi onu bana ve yaban onu serbest bırakmayacak.

Bir tilki var içimde…gümüş-gri bir tilki… koklarım ve keşfederim…rüzgâr ve havadan bir şeyler seçerim…gece karanlığında koklayarak uyuyanları yakalar ve yerim ve tüylerini saklarım…halka yaparım, ilmik yaparım ve aldatırım.

Bir domuz var içimde… uzun burnu ve göbeğiyle… yemek yemek ve hırıldamak için bir mekanizma… güneşte doyup uyumak için bir mekanizma—bunu da yabandan aldım ve yaban onu bırakmayacak.

Bir balık var içimde… Biliyorum tuzmavi su-kapılarından geldim…ringa balığı sürüleriyle kaçarak koştum… yunuslarlarla deniz oluklarımdan su püskürttüm…karadan önce…su çekilmeden önce… Nuh’tan önce… Yaratılışın ilk bölümünden önce.

Bir babun var içimde…tırmanan-pençeli…köpek-suratlı…aptal bir adamın açlık yaygarasını yapan…koltukaltları kıllı…atmaca-gözlü arzulanan adamlar buradalar…sarışın ve mavi-gözlü kadınlar buradalar… burada saklanırlar kıvrılıp uyumuş bekleyerek… köpek gibi hırlayıp öldürmeye hazır … şarkı söyleyip süt vermeye hazır .. bekleyerek…babunu saklarım çünkü yaban öyle söyler.

Bir kartal var içimde ve bir alaycıkuş… ve kartal rüyalarımın Rakki dağlarında uçar ve Siyerra kayalıklarının arasında döğüşür benim istediklerim için … ve öğleden evvel çiy gitmeden önce öter alaycıkuş, ümit Çatanuga’larımın çalıörtüsü altında şakır , dileklerimin mavi Ozark dağ etekleri üstünde coşar .. Ve ben bu kartalı ve alaycıkuşu yabandan aldım.

Ah, bir hayvanat bahçem var, bir yabani hayvanlar koleksiyonum var, kaburgalarımın içinde, kemikli kafamın içinde, kırmızı kalp-kapakçığımın içinde—ve başka bir şeyim daha var: bir erkek-çocuk kalbi, bir kız-çocuk kalbi: bir baba ve anne ve sevgili: o Tanrı-Bilir-Nerden geldi: Tanrı-Bilir-Nereye gidiyor—çünkü ben hayvanat bahçesinin bakıcısıyım: evet ve hayır derim: şarkı söylerim ve öldürürüm ve çalışırım: dünyanın ahbabıyım: yabandan geldim.

Çeviren: Vehbi Taşar

Wilderness
By Carl Sandburg

THERE is a wolf in me ... fangs pointed for tearing gashes ... a red tongue for raw meat ... and the hot lapping of blood--I keep this wolf because the wilderness gave it to me and the wilderness will not let it go.

There is a fox in me ... a silver-gray fox ... I sniff and guess ... I pick things out of the wind and air ... I nose in the dark night and take sleepers and eat them and hide the feathers ... I circle and loop and double-cross.

There is a hog in me ... a snout and a belly ... a machinery for eating and grunting ... a machinery for sleeping satisfied in the sun--I got this too from the wilderness and the wilderness will not let it go.

There is a fish in me ... I know I came from saltblue water-gates ... I scurried with shoals of herring ... I blew waterspouts with porpoises ... before land was ... before the water went down ... before Noah ... before the first chapter of Genesis.

There is a baboon in me ... clambering-clawed ... dog-faced ... yawping a galoot's hunger ... hairy under the armpits ... here are the hawk-eyed hankering men ... here are the blond and blue-eyed women ... here they hide curled asleep waiting ... ready to snarl and kill ... ready to sing and give milk ... waiting--I keep the baboon because the wilderness says so.

There is an eagle in me and a mockingbird ... and the eagle flies among the Rocky Mountains of my dreams and fights among the Sierra crags of what I want ... and the mockingbird warbles in the early forenoon before the dew is gone, warbles in the underbrush of my Chattanoogas of hope, gushes over the blue Ozark foothills of my wishes--And I got the eagle and the mockingbird from the wilderness.

O, I got a zoo, I got a menagerie, inside my ribs, under my bony head, under my red-valve heart--and I got something else: it is a man-child heart, a woman-child heart: it is a father and mother and lover: it came from God-Knows-Where: it is going to God-Knows-Where--For I am the keeper of the zoo: I say yes and no: I sing and kill and work: I am a pal of the world: I came from the wilderness.

Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 18 05 2006 - 17:35
İleti #55


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



HASAT AYININ ALTINDA
Carl Sandburg

Hasat ayının altında,
Yumuşak gümüş
Damlalar ışıldarken
Bahçe gecelerinin üzerinde,
Gri alaycı, ölüm
Gelir ve fısıldar sana
Güzel bir dost gibi
Hatırlayan.

Yaz güllerinin altında
Göze batan mor
Pusuya yattığında alacakaranlığında
Vahşi kırmızı yaprakların,
Aşk, küçük ellerle,
Gelir ve dokunur sana
Bin çeşit anılarla,
Ve sorar sana
Güzel, cevabı olmayan sorular.

Çeviren: Vehbi Taşar

Under the Harvest Moon
by Carl Sandburg

Under the harvest moon,
When the soft silver
Drips shimmering
Over garden nights,
Death, the gray mocker,
Comes and whispers to you
As a beautiful friend
Who remembers.
Under the summer roses
When the flagrant crimson
Lurks in the dusk
Of the wild red leaves,
Love, with little hands,
Comes and touches you
With a thousand memories,
And asks you
Beautiful, unanswerable questions.



Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 18 05 2006 - 17:59
İleti #56


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



BELKİ
Carl Sandburg

Belki bana inanır, belki değil.
Belki evlenebilirim o adamla, belki değil.

Belki bozkırdaki rüzgâr,
Denizdeki rüzgâr, belki,
Birisi, biryerde, belki söyleyebilir.

Başımı omzuna yaslayacağım
Ve sorduğu zaman, evet diyeceğim,
Belki.

Çeviren: Vehbi Taşar


Maybe

Maybe he believes me, maybe not.
Maybe I can marry him, maybe not.

Maybe the wind on the prairie,
The wind on the sea, maybe,
Somebody, somewhere, maybe can tell.

I will lay my head on his shoulder
And when he asks me I will say yes,
Maybe.

Carl Sandburg




Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 25 05 2006 - 21:27
İleti #57


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



KENDİMDEN VAZGEÇMEK
Mark Strand

Gözlerimden vazgeçtim cam yumurtalar olan.
Dilimden vazgeçtim.
Ağzımdan vazgeçtim dilimin sürekli rüyası olan.
Boğazımdan vazgeçtim sesimin kılıfı olan.
Kalbimden vazgeçtim yanmakta olan bir elma olan.
Ciğerlerimden vazgeçtim hiç ay görmemiş ağaçlar olan.
Kokumdan vazgeçtim yağmurda yolculuk yapan bir taşa ait olan.
Ellerimden vazgeçtim on tane dilek olan.
Kollarımdan vazgeçtim zaten beni bırakmak istediler.
Bacaklarımdan vazgeçtim yalnız geceleyin birbirine aşık olan.
Popolarımdan vazgeçtim çocukluğun ayları olan.
Çükümden vazgeçtim kalçalarıma cesaret fısıldayan.
Elbiselerimden vazgeçtim rüzgârda esen duvarlar olan
ve vazgeçtim onların içinde yaşayan hortlaktan.
Vazgeçtim. Vazgeçtim.
Ve hiçbirisi senin olmayacak çünkü ben zaten
yeniden başlıyorum hiçbirşey olmadan.

Çeviren: Vehbi Taşar


GIVING MYSELF UP
Mark Strand

I give up my eyes which are glass eggs.
I give up my tongue.
I give up my mouth which is the constant dream of my tongue.
I give up my throat which is the sleeve of my voice.
I give up my heart which is a burning apple.
I give up my lungs which are trees that have never seen the moon.
I give up my smell which is that of a stone traveling through rain.
I give up my hands which are ten wishes.
I give up my arms which have wanted to leave me anyway.
I give up my legs which are lovers only at night.
I give up my buttocks which are the moons of childhood.
I give up my penis which whispers encouragement to my thighs.
I give up my clothes which are walls that blow in the wind
and I give up the ghost that lives in them.
I give up. I give up.
And you will have none of it because already I am beginning
again without anything.



Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 27 05 2006 - 11:41
İleti #58


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



AĞAÇLARI DÜŞLEMEK
Mary Oliver

Bir şey vardır içimde ağaçları düşleyen,
Sessiz bir ev, biraz yeşil, alçakgünüllü araziler
Her sıkıntı veren şehirden biraz daha uzak,
Biraz daha uzak her fabrikadan, okuldan ve üzüntüden.
Olurdu zamanım diye düşünürdüm, geçirecek,
Yalnız akarsularla ve kuşlarla arkadaşlık edecek.
Kendi ömrümden bir kaç şiir kıtası biriktirecek.
Ve sonra ölümün de böyle olduğunu düşündüm,
Heryerden biraz daha uzak.

Hâla birşey var içimde ağaçları düşleyen,
Fakat bıraktım gitsin. Ölçülü olmanın özlemini çekerek,
Dünya sanatçılarının yarısı ya küçülür ya da geri çekilir.
Eğer çözüm bulanı varsa, bırak söylesin.
O arada ben kalbimi yasa doğru eğdim
Orada, yalvarırken zaman, gerçekten ilgilenmemiz için
Her krizin kılıçları bize yol gösterir.

Göstermeselerdi eğer ben de öğle yapardım, fakat işte böyledir.
Her kim yaptı ılımlı günden müzik?

Çeviren: Vehbi Taşar


A DREAM OF TREES
By Mary Oliver

There is a thing in me that dreamed of trees,
A quiet house, some green and modest acres
A little way from every troubling town,
A little way from factories, schools, laments.
I would have time, I thought, and time to spare,
With only streams and birds for company.
To build out of my life a few wild stanzas.
And then it came to me, that so was death,
A little way away from everywhere.

There is a thing in me still dreams of trees,
But let it go. Homesick for moderation,
Half the world’s artists shrink or fall away.
If any find solution, let him tell it.
Meanwhile I bend my heart toward lamentation
Where, as the times implore our true involvement,
The blades of every crisis point the way.

I would it were not so, but so it is.
Who ever made music of a mild day?

Bu ileti Vehbi tarafından 27 05 2006 - 11:44 yeniden düzenlenmiştir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 31 05 2006 - 12:12
İleti #59


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



KARASU GÖLÜNDE
Mary Oliver

Karasu Gölü’nde sallanan sular
bütün gece yağmur yağdıktan sonra sakinleşti.
Avuçlarımı birleştirip daldırırım. İçerim
uzun zaman. Taş, yapraklar, ateş’e
benzer lezzeti. Soğukça düşer
vücudumun içine, uyandırarak kemikleri. İşitirim onları
içimde derin, fısıldayan
ah neydi o güzel şey
şimdi olan?

Çeviren: Vehbi Taşar


AT BLACKWATER POND
Mary Oliver

At Blackwater Pond the tossed waters have settled
after a night of rain.
I dip my cupped hands. I drink
a long time. It tastes
like stone, leaves, fire. It falls cold
into my body, waking the bones. I hear them
deep inside me, whispering
oh what is that beautiful thing
that just happened?

Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 13 06 2006 - 18:36
İleti #60


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



GECEYLE TANIŞMIŞ OLMAK
Robert Frost

Tanışmış olan biriyim ben geceyle yakından.
Yağmurda yürüdüm- ve döndüm yağmurdan.
Daha uzağa yürüdüm en uzak şehir ışığından.
Aşağıya baktım şehrin en mahzun dar sokağından.
Geçtim gece bekçisini devriyesinde
Ve gözlerimi aşağıya indirdim, gönülsüzdüm izah etmeye.
Dikildim sessizce ayakta ve durdurdum ayak sesini.
Çok uzakta kesik kesik bir ağlama sesi
Gelirken bir başka caddeden üstüne evlerin,
Fakat beni geri çağırmak ya da hoşça kal demek için değil;
Ve hâla daha uzakta bir dorukta bu dünyaya ait olmayan,
Işıl ışıl bir saat gökyüzünde parlayan
Açıkça gösterdi ne yanlış ne de doğruydu zaman.
Tanışmış olan biriyim ben geceyle yakından.

Çeviren: Vehbi Taşar

ACQUAINTED WITH THE NIGHT
by Robert Frost

I have been one acquainted with the night.
I have walked out in rain--and back in rain.
I have outwalked the furthest city light.
I have looked down the saddest city lane.
I have passed by the watchman on his beat
And dropped my eyes, unwilling to explain.
I have stood still and stopped the sound of feet
When far away an interrupted cry
Came over houses from another street,
But not to call me back or say good-by;
And further still at an unearthly height,
One luminary clock against the sky
Proclaimed the time was neither wrong nor right.
I have been one acquainted with the night.



Bu ileti Vehbi tarafından 13 06 2006 - 18:38 yeniden düzenlenmiştir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 17 06 2006 - 14:33
İleti #61


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



BEYAZ ELMALAR
Donal Hall

Babam öleli bir hafta olmuştu
uyandım
onun sesiyle kulağımda
oturdum yatakta

ve nefesimi tuttum
ve soluk kapalı kapıya uzun uzun baktım

beyaz elmalar ve taşın tadı

tekrar çağırsaydı eğer
ceketimi ve kaloşlarımı giyecektim

Çeviren: Vehbi Taşar


WHITE APPLES
By Donald Hall


when my father had been dead a week
I woke
with his voice in my ear
I sat up in bed

and held my breath
and stared at the pale closed door

white apples and the taste of stone

if he called again
I would put on my coat and galoshes


Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 17 06 2006 - 15:10
İleti #62


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



JE SUIS UNE TABLE
Donald Hall

Aniden oldu,
sürprizle, bir çardakta,
ya da güzel kahve içerken,
konuştuktan sonra, ya da önce,

ahmakça varisi olduğum
bir yoğunluğun; dilde,
onu hiçbirşey durduramaz,
çünkü hiçbirşey bir kenarı tutamaz.

Basit cahil hediyeler,
sonra, bir iş gören sözcükler,
fakat yaygın olan yapmış gibi gözükmesidir
konuşmanın, kabul edilmiş bir düzen,

ve yoktur hiçbirşey
fakat içerdeki sessizlik, hiçbirşey
sıkıntısını hafifleten prensip olarak
şimdi bu şiddetli koyulaşmanın.

Çeviren: Vehbi Taşar


JE SUIS UNE TABLE
By Donald Hall

It has happened suddenly,
by surprise, in an arbor,
or while drinking good coffee,
after speaking, or before,

that I dumbly inhabit
a density; in language,
there is nothing to stop it,
for nothing retains an edge.

Simple ignorance presents,
later, words for a function,
but it is common pretense
of speech, by a convention,

and there is nothing at all
but inner silence, nothing
to relieve on principle
now this intense thickening.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 18 06 2006 - 15:17
İleti #63


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



DOĞRULAMAK
Donald Hall

Yaşlanmak herşeyi kaybetmektir.
Eskimek, onu herkes bilir.
Gençken bile,
bir an için görürüz, ve başımızı sallarız
bir büyükbaba ölünce.
Sonra yıllarca kürek çekeriz yaz ortasının
havuzunda, bilgisiz ve memnun. Fakat bir evlilik,
zarar vermeden başlamış olan, dağılıp gözden kaybolur
sahilde birikmiş parçalara,
ve okuldan bir arkadaş
donup düşer kayalık bir kıyıda.
Eğer yeni bir aşk taşırsa bizi
orta yaştan öteye, eşimiz ölür
en dayanıklı ve en güzel devrinde.
Yeni kadınlar gelir ve giderler. Hepsi yok olur ortadan.
Hoş sevgili, haber veren
geçici olduğunu,
geçicidir. Çarpıcı kadın,
orta-yaşlı bizim ihtiyar yaşımıza göre,
karşı koyamadığı bir endişenin altında ezilir.
Başka bir arkadaş, pek çok on senelerin, kendini soğutur
otuz senenin ırzına geçen sözcüklerle.
Bırakınız boğulalım çamurun altında havuzun kenar çizgisinde
ve doğrulayalım ne kadar uygun
ve leziz olduğunu, herşeyi kaybetmenin.

Çeviri: Vehbi Taşar

Not: 14 Haziran 2006 günü ABD Milli Kongre Kütüphane’sinin müdürü James H. Billington, Donal Hall’ u ABD nin 14üncü Baş Şairi olarak seçti. 1928 de Connecticut’da doğan Donald hall 14 yaşından beri şiir yazmaktadır. Son yıllarda ABD Başkanı Bush’un Irak politikasına karşı yazdığı şiirlerle adı çok duyulduğu için baş şairlik gibi politik bir seçimin kendisine verilmesine çok şaşırmış ve hâtta az da olsa üzülmüştür! Bu şiirinde bahsettiği ve 1972 de evlenmiş olduğu kendisi gibi şair olan karısı Jane Kenyon 1995 da kan kanserinden ölmüştür. Jane Kenyon kendi basılmış olan şiirleri yanında Rus kadın şairi Anna Akhmatova’nın şiirlerini de İngilizceye çevirmiştir.


AFFIRMATION

To grow old is to lose everything.
Aging, everybody knows it.
Even when we are young,
we glimpse it sometimes, and nod our heads
when a grandfather dies.
Then we row for years on the midsummer
pond, ignorant and content. But a marriage,
that began without harm, scatters
into debris on the shore,
and a friend from school drops
cold on a rocky strand.
If a new love carries us
past middle age, our wife will die
at her strongest and most beautiful.
New women come and go. All go.
The pretty lover who announces
that she is temporary
is temporary. The bold woman,
middle-aged against our old age,
sinks under an anxiety she cannot withstand.
Another friend of decades estranges himself
in words that pollute thirty years.
Let us stifle under mud at the pond's edge
and affirm that it is fitting
and delicious to lose everything.

Donald Hall
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 28 06 2006 - 20:54
İleti #64


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



EVDEKİ KOŞUŞTURMA
Emily Dickinson

Evdeki koşuşturma
Ölümden sonraki sabahleyin
En heybetlisidir bütün meşguliyetlerin
yeryüzünde kabul edilen.

Silip süpürülmesi kalbin
Ve kaldırılıp atılması sevginin
Kullanmak istemeyeceğimiz yeniden
Sonsuza değin.

Çeviri: Vehbi Taşar


THE BUSTLE IN A HOUSE
by Emily Dickinson

The bustle in a house
The morning after death
Is solemnest of industries
Enacted upon earth.

The sweeping up the heart
And putting love away
We shall not want to use again
Until eternity.



Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 14 07 2006 - 09:32
İleti #65


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



UNUTKANLIK
Hart Crane (1899-1932)

Unutkanlık bir şarkı gibidir
Tempodan ve ölçüden azat edilmiş, dolaşır.
Unutkanlık bir kuş gibidir kanatları uzlaştırılmış,
Sonuna kadar açık ve hareketsiz,--
Hiç yorulmadan kıyı boyu Rüzgâra yelken açan bir kuş.

Unutkanlık yağmur gibidir geceleyin.
Ya da ormanda eski bir ev,--- ya da bir çocuk,
Beyazdır unutkanlık,-- beyaz ölmüş bir ağaç kadar,
Ve o sibil’i kehanete bayıltabilir,
Ya da Tanrıları gömebilir.

Hatırlayabilirim pek çok unutkanlık.

Çeviri: Vehbi Taşar
Not: Sibil Roma mitolojisinde Hadesin (yani ölüler diyarının) rehberi olan ve geleceği haber verme niteliği olan bir kadındır. Romalılar devrinin şairi Virgil’in Enid ve T.S Eliott’un Waste Land (Çorak Toprak) şiirlerinde de ismi geçer.

FORGETFULNESS
by Hart Crane (1899-1932)

Forgetfulness is like a song
That, freed from beat and measure, wanders.
Forgetfulness is like a bird whose wings are reconciled,
Outspread and motionless, --
A bird that coasts the wind unwearyingly.

Forgetfulness is rain at night,
Or an old house in a forest, -- or a child.
Forgetfulness is white, -- white as a blasted tree,
And it may stun the sybil into prophecy,
Or bury the Gods.

I can remember much forgetfulness.



Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 16 07 2006 - 21:48
İleti #66


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



BİR BULUŞMA
Mary Oliver

O karanlık bataklığa adım atar
uzun bir bekleyişin bittiği yerde.

Gizli kaygan paket
yabani otlara düşer.

Uzun boynunu eğer ve onu diliyle yoklar
arasında yorgunlukla gevşemiş nefeslerin

ve o bir süre sonra kalkar ve bir yaratık olur
onun gibi, fakat çok daha küçük.

Böylece iki olmuşlardır onlar. Ve birlikte yürürler
ağaçların altında bir rüya gibi.

Haziranın başında, tarlanın kenarında
pembe ve sarı çiçeklerle kalınlaşmış

Onlarla tanışırım.
Ancak bakabilirim.

En güzel kadındır o
benim şimdiye kadar gördüğüm.

Çocuğu çiçeklerin arasında zıplar,
göğün mavisi benim üstüme düşer

ipek gibi, çiçekler yanar, ve isterim
hayatımı yaşamayı yeni baştan, tekrar başlamak için,

tamamiyle
vahşi olmak için.

Çeviren: Vehbi Taşar

A MEETING
By Mary Oliver

She steps into the dark swamp
where the long wait ends.

The secret slippery package
drops to the weeds.

She leans her long neck and tongues it
between breaths slack with exhaustion

and after a while it rises and becomes a creature
like her, but much smaller.

So now there are two. And they walk together
like a dream under the trees.

In early June, at the edge of a field
thick with pink and yellow flowers

I meet them.
I can only stare.

She is the most beautiful woman
I have ever seen.

Her child leaps among the flowers,
the blue of the sky falls over me

like silk, the flowers burn, and I want
to live my life all over again, to begin again,

to be utterly
wild.


Mary Oliver
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 26 07 2006 - 20:47
İleti #67


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



O KIŞ GÜNLERİNİN PAZARLARI
Robert Hayden (1913-1980)

Babam pazarları da erken kalkardı
ve elbiselerini giyerdi mavikara soğukta,
sonra ağrıyan çatlamış ellerle
çalışmaktan iş günü havasında
kümelenmiş ateşleri yakardı. Kimse hiç teşekkür etmezdi ona.
Uyanırdım ve işitirdim yarılıp parçalandığını, kırıldığını soğuğun.
Çağırırdı, odalar ısındığı zaman,
ve yavaşça kalkıp giyinirdim,
korkarak o evin kronik öfkelerinden,
Konuşarak ilgisizce onunla,
soğuğu zorla dışarıya atmış olan
ve hem de benim iyi pabuçlarımı cilalayan.
Ne bilirdim, ne bilirdim
çetin ve gizli iş yerlerini sevginin?

Çeviren: Vehbi Taşar


THOSE WINTER SUNDAYS
by Robert Hayden

Sundays too my father got up early
and put his clothes on in the blueblack cold,
then with cracked hands that ached
from labor in the weekday weather made
banked fires blaze. No one ever thanked him.
I'd wake and hear the cold splintering, breaking.
When the rooms were warm, he'd call,
and slowly I would rise and dress,
fearing the chronic angers of that house,
Speaking indifferently to him,
who had driven out the cold
and polished my good shoes as well.
What did I know, what did I know
of love's austere and lonely offices?

Go to the top of the page
 
+Quote Post
günsu
mesaj 29 07 2006 - 21:18
İleti #68


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 621
Katılım: 10 04 06
Üye No: 2,162



Ben kimseyim! Sen kimsin?

Ben kimseyim! Sen kimsin?
Sen de kimse misin?
Öyleyse biz bir çiftiz – sakın söyleme!
Bizi sürebilirler, bilirsin!

Nasıl kasvetli, biri olmak!
Nasıl sıradan, bir kurbağa gibi
Adını söylemek, hiç bitmeyen günde
Hayran olunası bir bataklığa!

Çeviren: Pınar Tarcan


I'm Nobody! Who are you?
Are you-Nobody-too?
Then there's a pair of us!
Don't tell! they'd banish us-you know!

How dreary-to be-Somebody!
How public-like a Frog-
To tell your name-the livelong June-
To an admiring Bog!

Emily Dickinson
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 30 07 2006 - 00:35
İleti #69


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



KÜÇÜK ŞEYLER
Emily Dickinson

Öyle küçük bir şeydir ağlamak,
İç çekmek o kadar kısa bir şey;
Ve yine de bu ölçüde değiş tokuşlarla
Ölürüz biz erkekler ve kadınlar!

Çeviri: Vehbi Taşar

LITTLE THINGS
Emily Dickinson

It’s such a little thing to weep,
So short a thing to sigh;
And yet by trades the size of these
We men and women die!



Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 30 07 2006 - 01:00
İleti #70


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



YASAK MEYVE
Emily Dickinson

Yasak meyvenin bir lezzeti var
Yasalara uygun meyve bahçeleri taklit eder;
Ne kadar nefis yatar içinde bezelye
Görevin kilitlediği kabuğun!

Çeviren: Vehbi Taşar

FORBIDDEN FRUIT
Emily Dickinson

Forbidden fruit a flavor has
That lawful orchards mocks;
How luscious lies the pea within
The pod that Duty locks!


Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 31 07 2006 - 01:49
İleti #71


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



IRMAĞIM SANA KOŞAR
Emily Dickinson

Irmağım sana koşar:
Mavi deniz, hoş karşılarmısın beni?

Irmağım cevap bekler.
Ey deniz, bak şefkatle!

Çaylar getiririm sana ben
Beneklenmiş köşelerden, --

Söyle sözünü, deniz,
Al beni!

Çeviren: Vehbi Taşar


MY RIVER RUNS TO THEE
By Emily Dickinson

My river runs to thee:
Blue sea, wilt welcome me?

My river waits for reply.
Oh sea, look graciously!

I’ll fetch thee brooks
From spotted nooks,--

Say, sea,
Take me!

Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 05 08 2006 - 21:39
İleti #72


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



azÖnce-
E.E. Cummings (1894-1962)

az Önce-
bahardan dünya çamurgibi-
tatlıyken küçük
topal baloncu

çalar ıslık uzak ve minnacık

ve edivebil gelirler
koşarak zıpzıplardan ve
korsanlıklardan ve mevsim
bahardır

dünya çamurdangölken-harika

acayip
ihtiyar baloncu çalar ıslık
uzak ve minnacık
ve betiveizbel gelirler dansederek

sek-sek ten ve ip-sekmekten ve
mevsim
bahardır
ve

keçi-
ayaklı

baloncu çalar ıslık
uzak
ve
minnacık


Çeviren: Vehbi Taşar (5 Ağustos 2006)


in Just-
by E. E. Cummings

in Just-
spring when the world is mud-
luscious the little
lame baloonman

whistles far and wee

and eddieandbill come
running from marbles and
piracies and it's
spring

when the world is puddle-wonderful

the queer
old baloonman whistles
far and wee
and bettyandisbel come dancing

from hop-scotch and jump-rope and
it's
spring
and

the
goat-footed

baloonMan whistles
far
and
wee
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 05 08 2006 - 23:36
İleti #73


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



benim tatlı falan filânım
ee cummings

Benim tatlı ihtiyar falan filânım
Lusi halam yakında olan

savaşta söyleyebilirdi ve
daha öteye giderek söyledi size tam olarak
savaşıyordu herkes ne

için,
kızkardeşim

İzabel meydana getirdi yüzlerce
(ve yüzlerce) çorap
bahsetmezsek eğer pireye dayanıklı kulak-ısıtıcılarını
falan filân bilek-koruyucularını falan filân, annem
ümit ederdi

öleceğimi benim falan filân
yiğitçe şüphesiz babamın sesi
kısılırdı konuşarak hakkında nasıl bir
şerefti ve yalnız o da yapabilseydi
bu arada benim

kendi falan filânım sessizce durur
içinde derin çamurun falan

filân
(rüyasını görerek
falanın
filânın, senin
Gülüşünün
gözlerinin dizlerinin ve Falan filânının)


Çeviren: Vehbi Taşar, 5 Ağustos, 2006


my sweet old etcetera
ee cummings

my sweet old etcetera
aunt lucy during the recent

war could and what
is more did tell you just
what everybody was fighting

for,
my sister

Isabel created hundreds
(and
hundreds)of socks not to
mention fleaproof earwarmers
etcetera wristers etcetera, my
mother hoped that

i would die etcetera
bravely of course my father used
to become hoarse talking about how it was
a privilege and if only he
could meanwhile my

self etcetera lay quietly
in the deep mud et

cetera
(dreaming,
et
cetera, of
Your smile
eyes knees and of your Etcetera)





Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 06 08 2006 - 15:22
İleti #74


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



Eğer ben
E. E. Cummings

eğer ben
veya herhangi biri
bilmezse o, kadının, erkeğin

benim bundan sonraki yemeğimiz nereden geliyor
ben derim cehenneme gitsin o şey
farketmez o şey ( ve eğer

erkek kadın o veya herhangi biri yerse
bir karın dolusu ben
kaldırmadan parmağımı ben derim cehenneme gitsin
o şey ben

derim farketmez) fakat
eğer herhangi biri
veya sen güzelseniz veya
derin veya cömert söylediğim
benim

ıslıktır
şarkı söyleyen haykıran heceleyen o şeyi
büyük (daha büyük kozmik
ışınlardan harpten zelzeleden kıtlıktan veya eski

prensten kimlerin olan içine dalan
bir şeylerin kurtarmak için bayan hiçkimsenin
muhtemelen el çantasını) çünkü derim o şey değildir

süper (yakala beni) bebek değil (anla beni) berbat
çocuk başkadır o şey tatlım benim (hissederim doğrudur)


Çeviren: Vehbi Taşar


if i
by E. E. Cummings

if i
or anybody don't
know where it her his

my next meal's coming from
i say to hell with that
that doesn't matter (and if

he she it or everybody gets a
bellyful without
lifting my finger i say to hell
with that i

say that doesn't matter) but
if somebody
or you are beautiful or
deep or generous what
i say is

whistle that
sing that yell that spell
that out big (bigger than cosmic
rays war earthquakes famine or the ex

prince of whoses diving into
a whatses to rescue miss nobody's
probably handbag) because i say that's not

swell (get me) babe not (understand me) lousy
kid that's something else my sweet (i feel that's true)

by E. E. Cummings





Bu ileti Vehbi tarafından 06 08 2006 - 15:24 yeniden düzenlenmiştir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post
Vehbi
mesaj 07 08 2006 - 12:27
İleti #75


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 4,496
Katılım: 26 01 06
Nereden: Dunya Siiri
Üye No: 1,994



memnun ve genç olacaksın herşeyden önce
ee. cummings

memnun ve genç olacaksın herşeyden önce
Çünkü gençsen eğer, hangi yaşamı giysen
o sen olur;ve memnunsan eğer
yaşamak ne ise sen de o olacaksın

Kızoğlanlar gereksinemezler daha fazla hiçbirşey oğlankızlardan:
bütünüyle sevebilirim yalnız onu

herbir gizemi her erkeğin
bedenine boşluğu giydirten;ve aklından zamanı uçurtan

düşünecek olursan eğer hiç, tanrı affetsin seni
ve (acımasının içinde) bağışlasın canını gerçek sevgilinin:
çünkü o yolda yatar bilgi, rahimdeki bebeğin mezarı
ileri gitmek denilen, ve inkarın ölümüyle ortadan kalkar kıyamet günü

bir kuştan öğrenmeyi yeğlerim nasıl şarkı söylenileceğini
on bin yıldıza nasıl dans edilmeyeceğini öğretmekten


Çeviren: Vehbi Taşar

you shall above all things be glad and young
by e. e. cummings

you shall above all things be glad and young.
For if you're young, whatever life you wear

it will become you;and if you are glad
whatever's living will yourself become
Girlboys may nothing more than boygirls need:
i can entirely her only love

whose any mystery makes every man's
flesh put space on;and his mind take off time

that you should ever think,may god forbid
and(in his mercy)your true lover spare:
for that way knowledge lies,the foetal grave
called progress,and negation's dead undoom.

I'd rather learn from one bird how to sing
than teach ten thousand stars how not to dance

Bu ileti Vehbi tarafından 07 08 2006 - 12:29 yeniden düzenlenmiştir.
Go to the top of the page
 
+Quote Post

50 Sayfa V  < 1 2 3 4 5 > » 
Reply to this topicStart new topic
3 kullanıcı bu başlığı okuyor (3 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 15 10 19 - 14:24