Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

 
Reply to this topicStart new topic
> Mısır Devrimi
a.şahin fidan
mesaj 03 02 2011 - 10:12
İleti #1


MevsimSiz


Grup: Members
İleti: 433
Katılım: 20 04 07
Üye No: 3,606



Açık Radyo ,Ocak ayı bülteninden Ömer madra 'nın yazısı ,paylaşmak istedim ...

Devrimci Dalga– Herkese Mubarek Olsun!

Dünyanın gidişatını izlemek için daima büyük bir gayret içinde olduğumuz halde, itiraf
etmek gerekir ki, Ahmet İnsel, Ocak ayı başlarında Açık Gazete içindeki kendi “Ufuk Turu”
köşesinde bu konuyu gündeme getirmeseydi, başdöndürücü bir hızla değişen dünyanın
gerçeklerine “ayılmamız” için en az birkaç gün daha geçmesi gerekebilecekti. Arap
dünyasında yükselen müthiş isyan dalgasından, daha doğrusu, onun fitilini ateşleyen
Tunus’taki başarılı halk ayaklanmasından söz ediyoruz. Tunus gençliği, uzak bir kasabada
üniversite mezunu ama işsiz “işportacı” delikanlının polis devletinin hakaretine uğradıktan
sonra incinen haysiyetini korumak için kendini yakması üzerine, onun tutuşan bedeninden
oluşturduğu özgürlük meş’alesiyle ABD ve Batı destekli zalim ve yoz diktatörlüğün
hırsızlık rejimini hayret verici bir süratle alaşağı etti – ABD’yi ve Tunus’un eski “efendi”si
Fransa başta olmak üzere tüm eski, yeni kolonyalist Avrupa ülkelerinin yönetimlerini
büyük bir şaşkınlığa, hatta hafif bozguna uğratarak...

“Bozkır Yangını”

Açık Radyo’da o tarihten itibaren, bu sefer ipin ucunu hiç kaçırmadan meşalenin ışığını
izlemeyi sürdürdük. Aynı ateş, 1968 Devrimi kuşağının çok iyi hatırladığı bir deyimle bir
“bozkır yangını” gibi, büyük bir hızla yayıldı, birçok Arap ülkesini yaladı ve geldi Mısır’a
dayandı. Şu satırların yazıldığı sırada Mısır toplumunun bütün kesimlerinden genç, yaşlı,
dinci, dinsiz, başörtülü, “yarı-çıplak”, milliyetçi, enternasyonalist, çoluk, çocuk 2 milyon
insan başkent Kahire’nin büyük meydanında, o meydanın adına layık bir duruşla, 30 yıllık
çürümüş, vahşi, haydut diktatörlüğe meydan okuyor, yalnızca özgürlük ve umut talep
ediyordu – hemen şimdi! Bunun adına devrim diyorduk biz de.
Karşısında duvar gibi dikilen robocop ordusuna tek başına molotof kokteyli fırlatan genç
kızın, sıyrılan pantolonundan görünen çiçekli donu, insanın aklına Eugène Delacroix’nın
1830 devrimini resmettiği “Özgürlük Halka Öncülük Ediyor” başlıklı tablodaki çıplak
göğüslü özgürlük allegorisi genç kızı getiriyordu. Gözlerimizin önünde serpilip gelişen
Mısır Devrimi’nde kadınlar ve gençler başı çekmekteydi. Devrim şimdi ve burada idi yani.
Şair ve müzisyen Gil Scott-Heron, öfke-umut karışımı stili ile terennüm ettiği o benzersiz
resitatif şarkısında devrimin televizyondan seyredilemeyeceğini homurdanmıştı, ama
yanılıyordu, ve o da eminiz yanılmaktan mutlu olacaktı.
“Cesur genç insanlar, hayatlarını riske atarak, tepeden tırnağa çürümüş otoriter rejimlere
baş kaldırdıklarında ve hele başkanı devirmeyi başardıklarında, alkışı hak ederler,” diyor
önde gelen düşünürlerden Wallerstein. Ve şöyle devam ediyor: “Bundan sonra ne olursa
olsun, insanlık için iyi bir an’dı… Otoriter bir rejime isyan etmek kolay bir iş değildir.

Rejimin elinin altında silahları ve parası vardır, normalde yönetim, ona sokaklarda
meydan okuma çabalarını kolayca ezer geçer.” (The Second Arab Revolt: Winners and
Losers”, (http://fbc.binghamton.edu/commentr.htm) Olağanüstü cesaretleriyle bu
olağanüstü devrimci moment’i yaşayan, aynı anda bize de yaşatan gençlerin gözlerindeki
sevinç ve coşkuyu da haklı öfkelerinin yanında farketmemek mümkün değildi – eğer
görmek için bakıyorduysak tabii.

Topluluk Duygusu – Bir Araya Gelmek

Ve, azıcık dikkatle bakarsak kolaylıkla görebileceğimiz çok önemli bir ikinci nokta daha
vardı: Açık Radyo’da yıllardır hayranlıkla takip ettiğimiz bir topluluk radyosu (ve
televizyonu) olan Democracy Now’un editörlerinden Mısırlı gazeteci ve aktivist Şerif Abdül
Kuddus, ülkesine döner dönmez ayağının tozuyla Özgürlük (Tahrir) Meydanı’ndan yaptığı
canlı yayında zamanın ruhunu şöyle tarif ediyordu:
“Gerçekten akıl almaz bir topluluk duygusu var şimdi ortalıkta: İnsanların biraraya
toplanma duygusu. Ben Mısır’ı ömrümde böyle görmedim. İnsanlar Özgürlük Meydanı’nda
çöplerini topluyor, yemek dağıtıyor, birbirine yardımcı oluyor. İnsanlar Özgürlük
Meydanı’nın ortalık yerinde çadırlarını kuruyor, oracıkta uyuyor. Son derece duygusal bir
sahne. Hiçbir zaman olamaz dediğiniz türden bir sahne. Büyük ölçüde lidersiz bir hareket.
Yani tek bir grup, örgüt filan yok. Toplumun tüm kesimlerinden insanların bir araya geldiği
bir halk ayaklanması. Muhalefet grupları da hareketin içine girdiler şimdi. Müslüman
Kardeşler (İhvan) ve diğer muhalefet grupları. Ama insanlar onların kendilerini
seçtirmelerini kabul etmiyor. Çok çarpıcı bulduğum bir sahne şuydu: İhvan grubundan
birçok kişi ‘Allahüekber” diye bağırmaya başladı. Birden, çok daha yüksek bir slogan
yükseldi hançerelerden ve onu bastırdı: ‘Müslüman, Hristiyan, hepimiz Mısırlıyız.’ Mısır’da
bugün olup biteni gerçekten simgeleyen birşey varsa, işte buydu!”

“Vaziyet Mükemmel”

Bundan sonra ne olacak? Soru daima budur elbette. Çağın önde gelen bir diğer düşünürü
Slavoj Žižek de, Guardian’daki “Arap Devrimci Ruhundan Neden Korkacakmışız?” başlıklı
yazısında bu soruyu ortaya koyarken, şöyle de bir cevap getiriyor: “Mubarek, orduyu
isyancıların üzerine gönderdikten sonra seçim kolaylaştı: Ya kozmetik bir değişiklik olacak
artık ve böylece bir şeyin değişmesiyle herşey aynı kalacak, ya da gerçek bir kopuş
yaşanacak… İşte hakikat ânı: Batılıların Mubarek için getirdikleri argüman, yani ‘ya o ya
da kaos’ argümanı, onun aleyhine bir argüman aslında. Batılı liberallerin ikiyüzlülüğü
nefes kesici: Kamuoyu önünde açıkça demokrasiyi desteklediler. Şimdi, halk zalim
diktatörlere karşı din adına değil de laik özgürlükler ve adalet adına isyan edince de,

birden derin kaygılara kapılıverdiler. Özgürlüğe bir şans doğduğu anda neden sevinç ve
coşkuya kapılmayıp kaygıya garkolunduğunu anlayabiliyor musunuz
kuzum?” (www.guardian.co.uk/commentisfree/2011/feb/01/egypt-tunisia-revolt )
Žižek, kendi sorusuna, yine 68 devrimi kuşağından olanların gayet iyi hatırlayacağı bir
alıntıyla kendi cevap veriyor: “Mao Zedung’un eski düsturu bugün belki her zamankinden
daha geçerli: ‘Gökteki cennetin altında büyük kaos var – vaziyet mükemmel yani.’”
Tunus’taki ayaklanmayı Açık Gazete’de konuşmaya başladığımız anda, “Darısı, başta
Mubarek, diğer tüm diktatörlüklerin başına İnşallah,” demiştik. İyi ki böyle bir dilekte
bulunmuşuz. Yüreğimiz temiz olmalı ki, dileklerimiz yavaş yavaş gerçekleşiyor gibi. Bu
süreçte iki önemli tabunun yıkılmış olduğunu söyleyebiliriz. Birincisi, Batılı yönetimlerin,
liberallerin ve kerameti kendinden menkul kimi “devrimci”lerin bu müthiş riyakârlıklarının
yanı sıra, demokrasiyi ve halkların gücünü ne kadar aşağıladıkları ve aşağılamanın
ötesinde- bunlardan ne kadar korktukları, Tunus-Mısır devrim hattında olağanüstü
berraklıkta bir kristal küre gibi açığa çıktı. Tabii, aynı korku Suudi Arabistan, Yemen,
Libya, Ürdün, Suriye… bu zulüm sıradağlarını da bekliyor şimdi.

“Ânında Görüntü”

İşin ironik tarafı, bu sinsi korkuların birden gözlerimizin önünde belirmesi, Arap
dünyasında insanların yüzlerce yıllık “korku imparatorlukları”nı çürük bir perde gibi yırtıp
atmalarıyla aynı âna denk geldi. Tamer Şaban adlı blogçunun hazırladığı o kısacık ama
son derece ustaca kotarılmış vurucu videoda sakallı gencin haykırışı, bazı halklarda artık
korkunun bir daha geri gelmeyeceğini bütün kesinliğiyle zihinlerimize çakmaktaydı:
“Müslüman, Hristiyan veya Tanrıtanımaz!... Ne olursak olalım, lanet olası hak ve
özgürlüklerimizi vereceksiniz ve bizi bir daha asla
susturamayacaksınız!

” (www.youtube.com/watch?v=DvoyfMLO6rU)

Yerlebir olan –veya böyle olacağını pek yakında göreceğimiz- ikinci “tabu” ise, kuşaklar
boyu zihinlerimize özenle yerleştirilmiş olan “Arap-çorap” ırkçılığı. Bizi sırtımızdan
hançerlemiş, her millet hak ettiği yönetimle yönetilir “öz”deyişine uygun şekilde
diktatörlerine layık yaşayan pısırık, pis Arap” anlayışı, yine görmek isteyenler için,
ebediyen gömülmüştü. Kahire, İskenderiye, Süveyş ve diğer Mısır şehirlerinin
meydanlarında, yollarında, köprülerinde ve sokaklarında korkunç diktatörlüğe barışçı bir
şekilde başkaldıran milyonlarca insanın gözlerindeki haklı gazap ve kararlı coşkunun
yanısıra, inkârı mümkün olmayan bir gururu görmemek için hakikaten “bakar-kör” olmak
gerekirdi. Devrim yapmakta olduğunun bilincinden yansıyan bir gururu. Wallerstein,
“İkinci Arap Başkaldırısı” diye adlandırdığı bu benzersiz olayın zaman içinde en büyük
kazananının “elbette Arap halkları” olacağını söylerken, herhalde bunu kastediyor
olmalıydı.

Yıldızın Parladığı Anlar…

Yeryüzünde devrim yıldızının parladığı ender anlardan birkaçına, eşi benzeri hiç
görülmemiş anlara, eskimiş bir deyimle “ânında görüntü” ile tanık olmanın olağanüstü
ayrıcalığını yaşıyoruz. Tabii, bu “ânında görüntü”, ElCezire ve Democracy Now gibi ender
mecralarla, Facebook, Twitter gibi paylaşım medyasını büyük bir sorumluluk ve cesaretle
kullanan vatandaş gazetecilerinin yılmadan bize sundukları gerçek hayat yayınları için
söylenmiş bir laf. Yoksa, Mısır Devlet Televizyonu ya da Türkiye’de ve Batılı ülkelerin pek
çoğunda yerleşik düzen medyasının sunduğu “paralel evren”lerden söz etmiyoruz. Hiçbir
şeyin olmadığı haber bültenleri, hiçbir şeyin olmadığı birinci sayfaları ve manşetleriyle bu
“mecra”ları izlemekle yetinenler, maalesef, kendilerini inanılmaz bir fırsattan ebediyyen
yoksun bırakmış oluyorlar. Eh, ne yapalım, acı kader!
İnsanlık tarihinde böyle birşey olmadı. Böylesine bir “demokratik devrim” ayaklanmasına
milyarlarca insanın an be an tanık olması, rüyada görülse inanılacak şey değildi; ama
oluyor. Oldu. Tarih gözlerimizin önünde yazılıyor. Yazıldı. Tabii ki, bu devrimin ne sonucu
olacağını bilmiyoruz. Şu satırların yazıldığı anda, ne olacağını bilmek elbette imkânsız.
Yüzlerce, hatta binlerce masum insanın kanla katledilmesi bile mümkün.
Ama bildiğimiz birşey var: Dünya, sıradan insanların sakince bir araya gelip kendi
başlarına kendi kaderlerini tayin etmek için cesurca ve neşeyle ayağa kalkmalarından
sonra bir daha eski dünya olmayacak. Asla.

Ömer Madra
Go to the top of the page
 
+Quote Post

Reply to this topicStart new topic
2 kullanıcı bu başlığı okuyor (2 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 Üye:

 



Basit Görünüm Tarih: 17 10 19 - 09:54